“Donör olmak sanıldığı kadar zor değil”

Belki De Sensin, Aykut Kadir Kurt ve Dilara Kurt tarafından hayata geçirilen bir sosyal girişim projesi. Ülkemizde ihtiyaç olan donör sayısına ulaşmayı hedefleyen proje, dört yıldır farkındalık yaratmaya devam ediyor. Belki De Sensin kurucularından olan Aykut Kadir Kurt, kök hücre donörü olmanın zannedildiğinin aksine zahmetli bir işlem olmadığını ve dört tüp kan örneği vererek donör adayı olunabildiğini belirtiyor.

Belki de Sensin fikri nasıl ortaya çıktı?
2013 yılında belki sizler de hatırlarsınız, sosyal medyada pek çok insan Efe’ye ilik lazım hakkında paylaşım yapıyordu. Farkındalık bu kadar fazlayken bu çocukları neden kaybediyoruz diye düşündüm. Farkında değiliz aslında. Hastalar, yeteri kadar kök hücre donör adayı bulamadığı için kendi doku tipiyle eşleşemiyor ve maalesef bu yüzden hayattan ayrılmak durumunda kalıyorlar. Dünyaya güzel şeyler katacak değerli insanları kaybediyoruz ve kaybedebiliriz diye düşünerek Dilara Kurt’a anlattım. Sonra bu alanda yapılan çok fazla faaliyet olmadığını gördük ve hemen harekete geçtik. Bir internet sitesi açtık ama ondan önce donör olduk. Sitenin ismini de Belki De Sensin koyduk. Hayat kurtarabilecek kişi belki de sensin, başına gelebilecek kişi de ‘belki de sensin’ dedik. Bu sene dördüncü senemiz.

Projeyi hayata geçirme aşamasında çevrenizdekilerin tepkileri nasıl oldu, zorlandığınız noktalar neler?
Kan veriyorsunuz ve birinin hayatını kurtarıyorsunuz. Aslında bu söylendiğinde direkt anlaşılması gereken bir şey ama kimileri hemen kan verirken kimisi erteleyebiliyor maalesef. Beklediğimiz tepkiyi alamıyoruz ve bizi en çok zorlayan nokta bu oluyor. Sivil toplumda zorluklarla karşılaşınca vazgeçmek diye bir şey olmadığı için daha başka nasıl anlatırsak insanları ikna ederiz diye düşünüyoruz hala.

İnsanların sosyal farkındalığı sağlaması için nasıl çalışmalar yapılmalı?
Hepimiz bir zamanlar çocuktuk ve daha saf duygularla bakıyor ve seviyorduk. O sevgiyi hatırlatmak gerekiyor. Sevgi hatırlandığı taktirde bütün sosyal farkındalıklar sağlanabilir. İnsan gerçekten sevgiyi hatırlarsa ahlakını düzeltmesine de yardımcı olur. Bir de tabii gelir durumundan ötürü bunları düşünemeyecek çok büyük dertleri olan insanlar var. Onlar için de çalışmak gerekiyor.

Geleceğe yönelik planlarınızdan biraz bahseder misiniz?
Kuracağımız Dilara Vakfı altında markalar oluşturmayı düşünüyoruz. Bunun dışında kadın erkek eşitsizliği üstüne çalışacağız. Kadın hakları üstüne çalışırken erkeklerin de aktif olacağı şekilde yapmayı planlıyoruz projeyi. Tabii ki çok zor bir şey olduğu için hemen okumalara başladık. Neler yapıldı, neler yapılması gerekiyor, neler yanlış yapılıyor diye araştırmak gerekiyor; çünkü eşitsizlik dünyanın da kronik bir sorunu olduğu için o noktalara değinmeye çalışacağız.

Gönüllü olanlar ya da projeye destek vermek isteyenler nasıl bir yol izlemeli ?
İnternet sitemizde gönüllü formlarımızın olduğu sayfadan formu dolduruyorlar. Sonra gönüllü yönetiminden sorumlu arkadaşımız ilgili kişilerle iletişime geçiyor. Oradan bize de ulaşabilirler. 12 şehirde ekibimiz var. Eğer başvurunun yapıldığı şehirde ekibimiz bulunuyorsa oraya yönlendiriyoruz.

Günümüzdeki sosyal girişimcilik, sosyal etki kavramlarını biraz değerlendirebilir misiniz?
Sosyal girişimci, sorunu çözmeye yönelik çalışmalı, kendisinden bir star oluşturmaya yönelik değil. Bu hataya çok düşülüyor. Kibirle mücadele edememek oluyor bu. Önemli olan işin yapılması, hatta birlikte çalışılsa ortaya iyi projeler çıkacak ama aradaki ‘ben’ duygusu maalesef bu işi yapan kişiler için caydırıcı olabiliyor. Sosyal girişimciliğin ne demek olduğu henüz anlaşılamadı ama gözüken şu ki sosyal girişimcilik çok güçlü bir sektör olacak.

0 cevaplar

Bir yorum bırakın


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir