Kurumlar KSS çalışmalarında Y kuşağının sesine kulak vermeli

Bütün nitelikli kurumsal şirketlerin hedefinde, bulunduğu bölge veya genel bir dünya sorununa yönelerek, doğru sosyal sorumluluk projeleri yaratmak var. Böylece kurumların toplum nezdinde onaylanıyor ve takdir ediliyor olmaları hem sürdürülebilir kurumsal kimlik ve imajları açısından büyük avantaj sağlıyor hem de kurum içi çalışanların, dünyaya ve çevreye duyarlı bir kurum bünyesinde yer alma hissiyatından kaynaklanan aidiyet hissinde gözle görülür bir yükseliş yaşanıyor. Bu da doğal olarak daha verimli çalışanlar ve kurumun ihtiyaç duyduğu her alanda daha güzel çıktılar elde edilmesini olanaklı kılıyor.

Bu anlamda kurum içi çalışan profiline odaklandığımızda, tüm dünyada yaş aralığı itibariyle 1982-2000 yılları arasında doğan “Y kuşağı”nın ağırlığının hissedildiğini görüyoruz. Dünyanın en büyük profesyonel hizmet şirketlerinden Deloitte’nin Y Kuşağı Araştırması 2017* yılı sonuçlarına göre Y Kuşağı çalışanlarının toplam çalışanlar içindeki oranı globalde yüzde 45 iken, Türkiye’de yüzde 59’a ulaşıyor. Bu veri, Türkiye’deki kurumsal şirketlerin kararlarını alırken, Y kuşağının talep ve ihtiyaçlarını göz önüne almasının ne kadar önemli olduğunun da bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Peki, Y kuşağı KSS çalışmalarında neden dikkate alınmalı?

Özgürlüğüne düşkün, girişimci, yönetilmesi zor ve teknolojiye yatkın olma gibi özellikleriyle dikkat çeken Y kuşağının, kurumsal hayatta da kendisinden bir önceki kuşağa göre kurumsal sadakat oranının düşük olduğu yönünde tespitler yapılıyor. İşte tam da bu noktada, onların iş hayatında ne gibi beklentileri olduğu yönünde yapılan araştırmaların da önemi ortaya çıkıyor. Nitekim bu konuda uzun yıllardır çok sayıda araştırma da yapılıyor. Bu araştırmaların en güncellerinden biri olan Dunham+Company’nin Y kuşağı araştırmasına göre, bu kuşağın ortalama bir üyesi gönüllülük ve sosyal sorumluluk işlerine yılda yaklaşık olarak 600 dolar* harcıyor.

Y kuşağı, dünyaya katkı sağlayan kurumlarda çalışmak istiyor

Geçtiğimiz ay dünyanın önde gelen dergilerinden biri olan Forbes’te emlak yönetimi şirketi MEBO International’ın CEO’su Kevin Xu’nun bir makalesi yayınlandı*. XU’ya göre, kurumlar KSS kararlarını aldıktan sonra çalışanlarına açıklamak yerine, projenin ilk oluşma aşamasından itibaren onları sürece dâhil etmeliler. Onları, özellikle de sahada olanları, toplantılara ve etkinliklere davet ederek, KSS girişimlerinin dilini ve arkasında yatan fikri kavramalarını sağlamaları oldukça önemli. XU sözlerine şöyle devam ediyor: “Kurumun hizmet çabalarına katılan çalışanların yüzde 80’i işverenlerinin KSS hedeflerine sahipken, gönüllü olmayanların sadece yüzde 44’ü aynı anlayışı sürdürüyor. Özellikle Y kuşağı, dünyayı olumlu yönde dönüştürmek isteyen kurumlarda çalışmak istiyor. Dolayısıyla çalışanları gönüllü bir girişime dâhil etmek de şirketin uygulamaya koyduğu politikalar hakkında farkındalık yaratmanın iyi bir yolu olarak öne çıkıyor.”

Berkeley Üniversitesi’nin internet sitesinde yayınlanan Kelsey Chong imzalı makalede de önceki kuşaktan farklı olarak Y kuşağının dijital çağda doğmuş olmasının, kitle iletişim araçlarına da doğal olarak aşina olması sonucunu doğurduğu vurgulanıyor. Chong, “Bu nedenle onlar; markaların eğlenceli reklamlarının büyüsüne kapılıp gitmekten ziyade, ışıltılı renkler ve çekici sloganların ardında yatan gerçekleri ve doğruluğu sorgulamaya meyilliler” diyor.

Y kuşağı nitelikli kurumsal sosyal sorumluluk projelerine önem veriyor

ADP Araştırma Enstitüsü’nün çalışan katılımıyla ilgili yapılan araştırmada, Y kuşağının yüzde 61’inin, sosyal sorumluluk taşıdığı takdirde çalıştığı kurumda kalma olasılığının daha yüksek olduğu ortaya konuyor. Bu kuşağın yüzde 55’i ise, sadece para kazanmaktan çok, böyle duyarlı bir kurumda çalışmanın daha önemli olduğunu düşünüyor. Yine aynı araştırmaya göre, genç çalışanlar yalnızca iş unvanı veya yüksek gelirden ziyade anlamlı bir amacın peşinden gitmeyi önemsiyor. Bu veriler, günümüzde sosyal sorumluluğun kurumlar açısından ne kadar elzem olduğu ve doğru strateji belirlemenin önemi hakkında net bir bakış açısı sunuyor.

Kurumlar çalışanlarını KSS anlamında teşvik etmeli

Forbes’te yayınlanan makalesinde* Wes Gay; Y kuşağının zaman, para ve etkileşim anlamında daha cömert olmaya yatkın olduklarını vurguluyor. Gay’e göre, Y kuşağı üyeleri kendileri için önemli olan sosyal konular veya sorunlarla ilgili farkındalık yaratmak ve bağış oranını artırmak anlamında sosyal medyayı da çok etkili bir biçimde kullanıyor. Dolayısıyla bu etkiler çalışma hayatını da değiştiriyor. Gay; “Dünyadaki en iyi şirketlerin pek çoğu, Y kuşağının dünyaya güzellik ve iyilik getirmeye yönelik tutkusunu yönlendirebilmek üzerine tasarlanan dinamik sosyal sorumluluk programları yaratıyor” diyor. Bu noktada dünya çapında kurumsal pek çok şirket de artık çalışanlarını, ücretlerini ödeyerek gönüllülük programlarına katılmaları için teşvik ediyor.

Y kuşağının sosyal sorumluluk duyarlılığını öne alan şirketler kazanacak

Tüm bu veriler ışığında, Türkiye’deki kurumsal şirketlerin ivedilikle atması gereken adımlarla ilgili yol haritası çizilmiş oluyor aslında… Her gün çalıştığı kuruma katma değer sağlayan, yaratıcılığı, emeği ve vizyonuyla ciddi anlamda kulak verilmesi gereken Y kuşağı, kurumlar tarafından doğru strateji uygulandığında sürdürülebilirlik çalışmalarına ve kurumsal kimlik algısına da olumlu anlamda ciddi katkılar sunabilir.

 

 

 

*Deloitte’nin “Y kuşağı Araştırması 2017” sonuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

*Dunham+Company’nin araştırma sonuçları için burayı tıklayabilirsiniz.

*Kevin Xu makalesinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

*Kelsey Chong makalesinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

*Wes Gay makalesinin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

0 cevaplar

Bir yorum bırakın


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir