“Gönüllülük bilincini artırmanın en temel yolu, bu bilinci çocukluktan itibaren kazandırmak”

TEGV Gönüllü Takımı Yöneticisi Esra Huri Bulduk, gönüllülüğün ne demek olduğunu, gönüllülük bilincini artırmanın yollarını ve TEGV’in bu noktadaki rolünü kaleme aldı.

“Gönüllülük” aslında hem iyilik demek hem de bireysel anlamda sosyal bir sorumluluk sahibi olmak demek. Artık insan kaynakları bölümleri iş başvurularında bile o kişinin gönüllü çalışmalara katılıp katılmadığına bakabiliyor. Zira gönüllüyseniz ya da hayatınızın bir bölümünde gönüllü olmuşsanız; şikayet etmek yerine çözümün bir parçası olmayı tercih etmişsiniz, daha iyi bir dünya için emek ve zaman harcamışsınız, doğa ve canlılar başta olmak üzere pek çok alanda karşılık beklemeden iyiliğin bir parçası olmuşsunuz demektir. Çünkü; gönüllü faaliyetlerin üç kriteri bulunuyor: Birincisi, gönüllülüğün yasanın ya da bir sözleşmenin dayattığı bir yükümlülük değil, kişinin özgür iradesi içinde gerçekleştirdiği bir faaliyet olması; ikincisi, faaliyetin finansal bir karşılık bekleyerek yapılmaması; sonuncusu ise faaliyetin kamu yararına olması.

135 ülkeden verilerin analiz edildiği Dünya Bağışçılık Endeksi 2014 (World Giving Index) araştırmasına göre Türkiye, bir yabancıya yardım etme konusunda 106’ncı, maddi yardımda bulunma konusunda 112’nci ve gönüllü zaman harcama konusunda ise 132’nci sırada yer alıyor.

Aslında yardımsever ve geleneksel olarak çok kıymetli değerlere sahip bir ülkeyiz. Kimi zaman yaptığımız iyiliklerin bireysel gönüllülük olduğunun farkına da varmayabiliyoruz. Sevindirici olarak, sivil toplum kuruluşlarında gönüllü desteğin ve toplumsal duyarlılık projelerine ilginin giderek arttığını söyleyebiliriz. Gönüllülük başvurularımızın bu ilgiye bağlı olarak her yıl biraz daha arttığını gözlemliyoruz. Daha gidecek çok yolumuz var. Gönüllülük bilincini artırmanın en temel yolunun ise bu bilinci çocukluktan itibaren kazandırmak olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda (TEGV) yapılmış mezun çocuklar araştırmasına göre, TEGV’de etkinlik almış çocukların bir STK ile tanışmamış çocuklara oranla daha fazla gönüllülük yaptığını gözlemliyoruz. Bu nedenle çocuğun ilgi alanına uygun etkinlikler yapan STK’lar ile çocuğu buluşturmak ileride çocuğun sivil toplum ve gönüllülük bilincinin artmasını sağlayacaktır. Üniversitelerde artan Topluma Hizmet Uygulamaları ve Toplumsal Duyarlılık dersleri ile birlikte gençlerin bu alandaki  ilgisi giderek artıyor. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı gönüllülerinin yüzde 75’ini 18-25 yaş arası gençler oluşturuyor.

 

0 cevaplar

Bir yorum bırakın


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir