Bosch’un robot teknolojisi engelli çalışanların hizmetinde

Bosch; yaklaşık 20 fabrikasında çalışma hayatına katılan otonom üretim asistanlarını, Almanya’da engelli çalışanlar için hayata geçirilen ortak bir projede kullanmaya başladı.

AQUIAS projesi, Almanya’da Robert Bosch GmbH, Fraunhofer Endüstriyel Mühendislik Enstitüsü (IAO), Üretim Mühendisliği ve Otomasyon IPA Enstitüleri ile ISAK GmbH tarafından yürütüyor ve robotlarla ilgili bu sorulara cevaplar sunuyor. Yürütülen proje, Alman Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı(BMBF) tarafından finanse ediliyor.

Robotlar sayesinde işin kalitesi arttı

Proje kapsamında; Bosch’un otonom üretim asistanı APAS, son derece kısıtlı çalışma kapasitesine sahip, ciddi engelleri bulunan kişileri de işe kabul eden ISAK GmbH’te devreye alındı. APAS burada, sıhhi tesisatların montaj sürecinde kullanıldı. Proje öncesinde bir çalışan karmaşık parçaları bir araya getirmek için günde 8 bin sefer el manivelasını kullanmak zorundayken, artık bu monoton ve fiziksel olarak zorlayıcı işi robotlar üstleniyor. Bu, hem çalışanlar üzerindeki yükü azaltıyor hem de çalışanların son kalite kontrole odaklanmalarını sağlıyor.

Proje sayesinde yapılan işin kalitesi de arttı. Fiziksel olarak zorlu görevler robotlara verildiğinde, yüksek kalite görevler ve doğrudan kişisel iletişim için daha fazla zaman sağlandı.

Projeyi koordine eden Fraunhofer Endüstriyel Mühendislik Enstitüsü’nden David Kremer; “Robotlar, sadece çalışanlar için fiziksel olarak zorlayıcı görevleri devralıyor.İşin hazırlığı ve kalite kontrol gibi diğer tüm görevler yine çalışanlar tarafından yapılıyor ve böylece işlerinin çeşitlilik içermesi sağlanıyor”dedi. Bu uygulama, engelli kişilere işimkanlarıve ayrıca modern üretime katılma fırsatısunuyor.

Robot teknolojisi bireysel ihtiyaçlara göre özelleştiriliyor

ISAK GmbH’nin bu öncü robot teknolojisini uygulamaya sokmasını sağlamak için Bosch, iş yerini üretim ortamına ve işgücünün çeşitli ihtiyaçlarına uygun hale getirdi. İnsanları ve makineleri bağlayan arayüzler yeniden yapılandırıldı. Robotlar esnek bir şekilde farklıtezgâh yüksekliklerine göre ayarlanabiliyor ve sensörler sayesinde güvenlik bariyerlerine ihtiyaç kalmıyor. Eğer bir işçi makineye çok yaklaşırsa APAS otomatik olarak duruyor. Bu sayede işlenecek parçaların güvenli bir şekilde teslim edilmesi ve çarpışmaların önlenmesi mümkün oluyor.

Bosch APAS Asistan Sistemleri Ürün Müdürü Wolfgang Pomrehn; “AQUIAS projesinde, ciddi engele sahip işçiler aracılığıyla insan-makine etkileşimlerini nasıl iyileştirebileceğimizi öğrenmek istiyoruz. Bir üretim asistanının, genellikle normdan farklı olan çok çeşitli gereksinimleri karşılaması gerekir. Biz de bu nedenle özelleştirilmiş çözümler ürettik. APAS’ın destekleyebileceği durumların ve görevlerin çeşitliliğini sürekli olarak genişletiyoruz”dedi.

Bosch, üretimde ve lojistikte robotların kullanımını daha fazla artırmak üzere, proje sonuçlarını değerlendirerek yeni çözümler oluşturuyor. Şirket, Blaichach (Allgäu) fabrikasında engelli ve engelsiz çalışanlar için yeni çalışma alanları kurmayı planlıyor. Burada, otomotiv üretiminde kalite incelemeleri için mikroskobun altına taşınmasıgereken ağır alüminyum blokların nasıl idare edilebileceğine odaklanılacak

Mardinli çocuklar Yarını Kodlayanlar ile kodlamayı öğrendi

Mardin Valiliği ve Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yerel desteği ile Yarını Kodlayanlar Eğitim Tırı’nda düzenlenen eğitimlerde, yaşları 7-14 arasında değişen 150 çocuğa teknolojinin dili kodlama öğretildi.

Türkiye Vodafone Vakfı, Habitat Derneği işbirliği ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın desteği ile hayata geçirdiği “Yarını Kodlayanlar” projesi kapsamında kodlama eğitimlerini Türkiye’nin köy ve kasabalarına taşıma hedefiyle yola çıkanYarını Kodlayanlar Eğitim Tırı’nın yeni durağı Mardin oldu. Yarını Kodlayanlar Eğitim Tırı’nda verilen eğitimlerle birlikte, Mardin’de bugüne kadar kodlama eğitimi verilen toplam çocuk sayısı400’ü aşarken, ilde devam eden sınıf eğitimleri ile toplam 500çocuğa ulaşılması hedefleniyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi genelinde ulaşılan toplam çocuk sayısı ise 3 bin 800 olacak.

Yarını Kodlayanlar Eğitim Tırı’nın Mardin’deki durağı, Sakarya Aycan Çaltekin İlkokuluoldu. Civar köylerden gelen çocukların da katıldığı eğitimleri Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel ve Habitat Derneği Başkanı Sezai Hazır da izledi ve çocuklarla sohbet etti.

Colman Deegan: “Kodlama bilen nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz”

Vodafone olarak tüketen değil üreten bir nesil istediklerini belirten Colman Deegan; “Teknoloji üretebilmek için dijital dünyanın dili olarak kabul edilen kodlamayı öğrenmek gerekiyor. Kodlama eğitimlerimizde çocuklarımız, programlama hakkında fikir sahibi oluyor, yaratıcılıklarını ortaya çıkaracak çalışmalar yapıyor, kendi hayal dünyalarını oluşturuyor, kendi oyunlarını üretebiliyorlar. Onlara yenilikçi düşünmenin kapılarını açıyoruz. Projemizi iki yıldır başarıyla sürdürüyoruz. Bu süreçte 12 bini aşkın çocuğa kodlama öğrettik. Yeni dönemde hedefimiz, 20 bin çocuğa daha ulaşmak. Bu hedefle, Yarını Kodlayanlar Eğitim Tırı ile yola çıktık. Köy köy, kasaba kasaba dolaşarak mümkün olduğunca çok sayıda çocuğumuza ulaşmak istiyoruz. ‘Yarını Kodlayanlar’ ekibi olarak, Mardin’de daha önce de eğitimler düzenledik. Mardin’de bugüne kadar kodlama eğitimi verdiğimiz toplam çocuk sayısı 400’ü aştı. Devam eden sınıf eğitimleri ile birlikte Mardin’de toplam 500 çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ise; “Habitat Derneği olarak, 20 yıldır toplumsal dönüşüm ve bilişim odaklı kalkınma alanlarında çalışmalar yürütüyoruz. Sürdürülebilir kalkınma alanında çalışan bir sivil toplum kuruluşuyuz. ‘Yarını Kodlayanlar’ ile bilişim odaklı dönüşümümüzü çocuklar aracılığıyla gerçekleştirmek istiyoruz. Kodlama bilmek artık okuma yazma bilmek kadar önemli. Bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de kodlamanın ders olarak yer almamasının önündeki en büyük engel bunu verecek yetişmiş insan gücünün olmaması. Bunun için biz de projemiz kapsamında gençleri eğitiyoruz ve onlar da aldıkları eğitimi çocuklara ulaştırıyorlar. Şimdi yola çıkan Yarını Kodlayanlar Eğitim Tırı’mız ile birlikte ülkemizin dezavantajlı bölgelerinde bu teknoloji eğitimlerine ulaşamayan çocuklara ulaşmayı hedefliyoruz. Mardin, ‘Yarını Kodlayanlar’ projemizde çok önemli bir yere sahip. Projenin ilk uygulama dönemindeki 5 pilot ilimizden bir tanesiydi. Burada gerçekleştirdiğimiz çocuk hackathon’u ile Türkiye’deki en büyük katılımlı çocuk hackathon’unu gerçekleştirdik” dedi.

Herkes için kodlama

Yarını Kodlayanlar Eğitim Tırı, yaklaşık 7 ayda 6 bin km’nin üzerinde yol kat ederek 12 ilde 2 bin 500 çocuğa ulaşacak. Ziyaret ettiği illerde şehir merkezlerinin yanı sıra köy ve kasabalara da giden Yarını Kodlayanlar Eğitim Tırı’nda çocuklara yaklaşık 1 hafta süreyle her gün 2 ayrı seansta 4’er saatlik eğitimler veriliyor. Eğitimlerde, dünyanın en iyi teknik üniversitesi olarak tanınan MIT’nin (Massachusetts Institute of Technology) çocuklara yönelik geliştirdiği temel kodlama programı Scratch kullanılıyor.

Hedef 30 bin çocuk

“Yarını Kodlayanlar” projesiyle Türkiye’nin dört bir yanında yaşları 7-14 arasında değişen çocuklara kodlama eğitimi veriliyor. Gönüllü eğitmenlerin yönetiminde programlamaya giriş, uygulama yapma, hikâye oluşturma ve oyun yapma gibi konularda teorik ve uygulamalı eğitimlerin verildiği projeyle, Ağustos 2016’dan bu yana 30 ilde 12 bini aşkın çocuğa ulaşıldı. Projenin ilk yıl sonuçlarına göre, “Scratch ile kendi oyunumu yapabiliyorum” diyen çocuklarda yüzde 31’lik, “Bir yazılım problemini çözmek için daha zor ve uzun programlar yazabilirim” diyenlerde ise yüzde 35’lik artış görüldü. Yeni dönemde 20 bin çocuğa daha kodlama eğitimi verilecek. Böylece Nisan 2019 sonuna kadar tüm Türkiye’de toplam 60 ilde 30 binin üzerinde çocuk kodlama ile tanışmış olacak.

Sürpriz meslekler yolda

OECD’nin dijital ekonomi konulu son raporuna göre 3 çocuktan 2’si bugün bilinmeyen mesleklere sahip olacak. Gelecekte robot veterinerliği, holoportasyon uzmanlığı, etik hacker’lık, duygu tasarımcılığı, bilgi madenciliği, yapay organ imalatçılığı ve rüya gerçekleştiriciliği gibi meslekler ortaya çıkacak. Temelinde kodlamanın olacağı bu meslekler, 20 yıl içinde hayatımızdaki yerini alacak.

Trafik Dedektifleri Projesi’ne Jandarma Genel Komutanlığı da eklendi

OPET Trafik Dedektifleri Projesi Antalya’da gerçekleştirilen altıncı Yol Kullanıcıları Eğitici Eğitimi’nde Jandarma Genel Komutanlığı, projeye paydaş olmasıyla birlikte ilk kez jandarma personeline de eğitim veriliyor.

Beş yıldır aralıksız süren, yaklaşık 4,5 milyon çocuk ve gence ulaşılan OPET Trafik Dedektifleri Projesi yeni bir açılımla devam ediyor. Bu yıl proje paydaşları arasına Jandarma Genel Komutanlığı’nın da dahil edilmesiyle birlikte kırsal kesimdeki ve köylerdeki çocuk ve gençler de trafik güvenliği eğitimi almaya başlayacaklar. Bu kapsamda OPET’in Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı ile birlikte gelenekselleştirdiği “Trafik Dedektifleri Projesi Yol Kullanıcıları Eğitici Eğitimi” jandarma personeli için düzenleniyor.  81 ilden gelen Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı Trafik Hizmetlerinde görevli 135 personel, Trafik Dedektifleri yetiştirmek üzere 5 gün boyunca eğitim alacak.

21-26 Ekim tarihleri arasında altıncı kez düzenlenen eğitici eğitimlerinin ardından sertifikalarını alan jandarma personeli görev yaptıkları illerde öğrencilere Trafik Dedektifleri eğitimi vermeye başlayacak. Düzenlenen eğitici eğitiminde, uzman eğitmenler katılımcılara teorik ve interaktif eğitim verecek. Sekiz ayrı sınıfa ayrılan jandarma personeline verilecek eğitimlerde; Deneyimsel Öğrenme Döngüsü, Çocuk ve Yetişkin Eğitim Prensipleri, Çocuk ve Yetişkin İletişim Becerileri, Empati, Gelişim – Öğrenme, Çocuk ve Yetişkin Eğitimi Benzerlik ve Farklılıkları, Ders Planı Hazırlama, Canlandırma ve Gösterim Metoduyla Ders İşleme konuları işlenecek.

Antalya Zeynep Otel’de gerçekleştirilen Yol Kullanıcıları Eğitici Eğitimi açılış toplantısına katılan Jandarma Genel Komutanlığı Trafik Hizmetleri Daire Başkanı Albay Özgür Ecevit Taşcı her yıl trafik kazalarının çok fazla sayıda can kaybına sebep olduğunu belirtti. Taşcı; “Trafik ülkemizin en büyük sorunlarından birisi. Jandarma Genel Komutanlığının da en önemli görevlerinden biri kendi sorumluluk sahasında trafik güvenliğini sağlamak. Bu amaçla kontrol ve denetim sistemimiz çok sıkı bir şekilde devam ediyor.  Trafik Dedektifleri Projesi’ne de paydaş olarak dahil olmamız geleceğe daha da umutla bakmamızı sağlıyor. Burada beş gün sürecek profesyonel bir eğitim sonrası sertifika alacak jandarma personelimiz Türkiye’nin dört bir yanına yayılacak, çocuk ve gençlerimize trafik bilinci aşılayacak. Opet’e proje eğitmenlerine sağladıkları bu destek için teşekkür ediyorum. Hep birlikte trafik kazalarını bitirmek için canla başla çalışacağız” dedi.

Toplantıda konuşan OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk, bu yıl ilk kez jandarma personeline verecekleri eğitim programının kapsamını daha da genişlettiklerini söyledi. Öztürk; “Jandarma Genel Komutanlığı ile el ele daha güvenli bir trafik inşa etmek üzere çalışmalarımızı hızlandırdık. Bu yıl daha da heyecanlıyız. Programımız her yıl daha geniş bir kitleye ulaşıyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen jandarma personelimiz sayesinde kırsal bölgelere ve köy okullarına da ulaşabileceğiz” dedi. Ülkenin en ciddi sorunları arasında yer alan trafik güvenliği sorununu çözmek için canla başla çalıştıklarını vurgulayan Öztürk; “Trafik Kaza istatistikleri incelendiğinde 2013 yılından bu yana çocukların karıştığı ölümlü kazalarda kayıp oranının yüzde 26 azaldığını görüyoruz.  Bu oranda şüphesiz ki Trafik Dedektifleri Projemizin de payı var. Çocuklarımız bizim geleceğimiz ve onların bilinçlenmesi, güvenli bir ortamda büyümesi hepimizin ortak hedefi.  Trafik güvenliği konusunda daha bilinçli nesiller yetiştirmek amacıyla 5 yıl önce Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Polis Eşleri Derneği işbirliğiyle çıktığımız bu yolda güzel sonuçlarla karşılaşmaktan OPET olarak büyük mutluluk duyuyoruz. Şimdi ise Jandarma Genel Komutanlığı’nın da proje paydaşlarımıza eklenmesiyle çok daha geniş kitlerere yayılacağız” dedi. Nurten Öztürk, ‘Trafik Dedektifleri Projesi’ ile bugüne kadar 3-17 yaş arasındaki yaklaşık 4,5 milyon çocuk ve gencin yanı sıra dolaylı olarak ailelerine de trafik bilinci aşıladıklarını dile getirdi.

Nurten Öztürk, emniyet kemerinin önemine de dikkat çekerek, olası bir kaza anında emniyet kemerinin araçtaki insanları yaşama ve sevdiklerine bağladığı gerçeğinden yola çıkarak “Yaşam Kemeri Projesi”ni hayata geçirdiklerini söyledi. Öztürk sözlerine; “OPET olarak emniyet kemerine ‘Yaşam Kemeri’ diyor, bu konuda farkındalık oluşturmak istiyoruz. Ülkemizdeki emniyet kemeri kullanma oranının artırılması hedefliyle başladığımız Yaşam Kemeri projemiz kapsamında hayata geçirdiğimiz bilinçlendirme çalışmalarıyla kısa sürede yol almayı başardık. OPET olarak insanların trafik kazalarında hayatlarını kaybetmediği, trafiği sorunsuz bir ülke haline gelebilmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz” şeklinde devam etti.

İş’te Şans kitabı maddi olanakları yetersiz çocukların şansı olacak

Seda Erzen tarafından kaleme alınan ve iş dünyasından, düşlerini hayata geçirebilmiş sekiz başarılı iş insanı ve dört arkadaşının ilham verici öykülerini konu alan “İş’te Şans” isimli kitabın satışından yazarın elde edeceği gelir, TED’in başarılı ancak maddi olanakları yetersiz çocukların eğitimlerine devam edebilmesi amacıyla kurduğu burs fonuna aktarılacak. 

Seda Erzen tarafından kaleme alınan “İş’te Şans” birçok kişinin tanıdığı, düşlerini hayata geçirmiş sekiz çok değerli iş insanının ve dört arkadaşının ilk iş tecrübelerinden faydalanarak yazılmış bir başucu kitabı olmaya aday. Yazar Seda Erzen, Abaküs Yayınları’ndan çıkan kitabını şu sözlerle anlatıyor: “Dört yakın arkadaşım ve sekiz çok değerli iş insanının iş hayatındaki farklı yolculuklarını anlattığım bu kitapta, okuyucuların pratik çalışma ile kendi değerlerini bulmasına, özgeçmişlerini etkili hale getirmesine yardımcı olmayı hedefliyorum. İş hayatında yer alan herkesin ihtiyaç duyabileceği iş kanunu hakkında ufak bilgileri de sunduğum bu kitapta yer verdiğim yaşanmış hikâyelerle, okuyucunun “şans” dediğimiz kelimenin anlamını da bulmasını arzu ediyorum. Ayrıca bu kitabı satın alarak gelir düzeyi düşük çocukların eğitimi için Türk Eğitim Derneği’ne katkı sağlayacaksınız. Hayatında şansı yakalamak isteyen miniklerin düşlerine ortak olduğunuz için teşekkürler.”

Kitapta röportajla yer alan ünlü isimler ise şöyle: Bedriye Hülya, Cemalettin Sarar, Cemal Karabel, Ertan Çakır, Ümit Boyner, Mustafa Ünal, Dr. Soner Canko, Dr. Zehra Güngör.

11 yılda 148 projeye 20 Milyon TL destek

Sabancı Vakfı, Hibe Programı kapsamında destek verdiği sivil toplum kuruluşlarını Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen Ekim Zamanı Deneyim Paylaşım toplantısında buluşturdu.

“Sosyal Değişim İçin Tohumların Ekim Zamanı”başlığıyla düzenlenen toplantıda, 2017-2018 yıllarında Sabancı Vakfı’ndan hibe desteği alan 8 sivil toplum kuruluşu (STK) deneyimlerini ve projelerinin hikayelerini paylaştı. Sabancı Vakfı, 11 yılda 148 projeye20 milyon TL hibe desteği verdi. Sivil toplum kuruluşlarının kadın, genç ve engellilere yönelik projelerini destekleyen Vakıf, bu yıl projeler içinde eğitime ağırlık verdi.

Toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmek için güçlü sivil toplum örgütlerine ihtiyaç olduğunu belirten Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı;“Güç derken, uzmanlık alanları olan, kendi uzmanlık alanlarında derinleşmiş, yönetim kapasiteleri olan sivil toplum örgütlerinden bahsediyorum. İhtiyaçları iyi analiz edebilen, sorunlara çözüm üretebilen ve kamuoyuna örnek olacak modeller geliştirebilen sivil toplum örgütlerinden bahsediyorum. Biz de sivil toplumun güçlenmesi için çalışıyor; kadınlar, gençler ve engellilere yönelik projelere destek veriyoruz. Hibe Programımız kapsamında 11 yılda 148 projeye, 20 milyon TL hibe desteği verdikdedi.

Hibe desteğini sadece finansal destekle sınırlamadıklarını vurgulayan Sabancı; “Finansal desteğe ek olarak sivil toplum kuruluşlarının büyümelerine ve kapasitelerini artırmalarına, geliştirmelerine katkıda bulunuyoruz. Proje ve bütçe nasıl yönetilir sorularına yanıt bulmak ve destek olmak için onlara katkıda bulunuyor, yol gösteriyoruz. Çünkü bir şeyi yapmak istemek, arzulamak çok önemli ama onu bir sistem içinde, bir proje içinde, hedeflere uygun bir şekilde gerçekleştirmek hepsinden daha önemli. Sevinerek görüyoruz ki, verdiğimiz destekler sayesinde pek çok sivil toplum örgütü bizden aldıkları destekten sonra başka kuruluşlardan, özellikle de uluslararası programlardan hibe alabiliyorlar, kaynak geliştirebiliyorlar. Bunu başardıklarını görmek bizleri de memnun ediyor. Sivil toplumun gelişmesi ve güçlenmesi hepimiz için çok önemli, demokrasi için önemlidedi.

Sabancı Vakfı “kalıcı etki yaratma” hedefiyle çalışıyor

Sabancı Vakfı’nın “kalıcı etki yaratmak” için çalıştığını ifade eden Sabancı; Toplumsal gelişmenin sağlanmasında da eğitimin kilit role sahip olduğunu biliyoruz. Bireylerin nitelikli eğitime erişmesinin her şeyin başında geldiğini görüyoruz. Bu sebeple de bu yılki desteklenen projelerin çoğunluğu eğitim ağırlıklı. Bu projelerde kadın, genç ve engellilerin eğitime erişimini artırmanın yanı sıra, onların toplumsal rollerini güçlendirmeyi de hedefliyoruz. Herkesi kapsayan bir eğitim, tüm bireylere kucak açan sınıflar hayal ediyoruz. Eşitlik hayal ediyoruz ve erişim kolaylığı hayal ediyoruzdedi. 

“Yarattığımız etkinin büyümesi için birbirimizden ilham almanın çok önemli olduğuna inanıyoruz”

Sabancı Vakfı’nın bugüne kadar Türkiye’nin her bölgesinde yüz binlerce insanın hayatına dokunduğunu belirten Sabancı;Yarattığımız bu etkinin büyümesi için birbirimizden ilham almanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Sivil toplum kuruluşlarının deneyimlerini paylaşmalarını bu nedenle çok destekliyoruz. Onlardan aldığımız motivasyonla hepimiz daha iyi, daha kuvvetli projeleri destekleme cesareti buluyoruz. İnanıyorum ki, her bir bireyin güçlenme hikayesi, toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak bir adıma dönüşecek”ifadelerini kullandı.

Hibe Programı kapsamında desteklenen projelerin öykülerinin yer aldığı “Ekim Zamanı Hibe Programı Öyküleri” kitabına buradan ulaşabilirsiniz.

Türk Eğitim Vakfı’nın yeni şubesi Trakya’da açıldı

Türk Eğitim Vakfı’nın Tekirdağ’da düzenlenen açılış törenine TEV Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı, TEV Yönetim Kurulu Başkan Vekili Adnan İğnebekçili, TEV Yönetim Kurulu Üyesi Bengü Balkır Mısırlıoğlu, TEV Genel Müdürü Yıldız Günay, TEV Tekirdağ Şube Yürütme Kurulu Başkanı Güneş Akpınar’ın yanı sıra Trakyalı bağışçılar ve bursiyerler katıldı.

Tekirdağ DES Otel’de düzenlenen açılış töreninde TEV’in bursiyerleri, Trakyalı bağışçılar ile üst düzey bürokratlar, iş ve sanayi dünyasının önemli isimleri bir araya geldi.

Açılışta konuşma yapan TEV Yönetim Kurulu Başkanı Rona Yırcalı; “Tüm ülkeye yayılan, ülkemizin eğitim vakfı olarak evlatlarımız için hep daha fazlasını yapma gayretinde olduk. Ve bugün, 51. kuruluş yılımızda 13. Şubemizi Tekirdağ’da hayata geçirmenin gururu içindeyiz. TEV’in başarı hanesinde bugün Türk Milli Eğitiminin hizmetine sunduğu 30’a yakın eğitim tesisi, 3 kız öğrenci yurdu ve sağladığı 250.000eğitim bursu bulunmaktadır. Bu sayıları hep daha ileri taşımak niyetindeyiz’’dedi.

Trakya Bölgesi’nin gerek ekonomik gerekse sosyal ve kültürel yapısıyla artan etkisinin TEV’in stratejik planında çok önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Yırcalı sözlerine; “Trakya bölgesi geneli ile Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne’ye uzanan geniş bir hizmet yelpazesinde vakfımız varlığını sürdürecektir. Bir ülkenin sahip olduğu en önemli sermaye, geleceğini şekillendirecek olan gençlerin bilgi ve yetenekleridir. Bu bilinçle 51 yıldır verdiğimiz hizmeti desteklerinizle Tekirdağ’da beraberce daha ileriye taşıyacağımıza yürekten inanıyorum” şeklinde devam etti.

Ev sahibi olarak hoş geldiniz konuşması yapan Tekirdağ Şube Yürütme Kurulu Başkanı Güneş Akpınar;’Tekirdağ’da yetişmiş, ilk, orta ve lise öğrenimini Tekirdağ’da tamamlamış ve hayatının büyük bir kısmını bu bölgede geçirmiş biri olarak Türk Eğitim Vakfı’nın ilimizde Şube açmasından dolayı çok mutluyum. Çünkü şehrimin, Trakya bölgesinin eğitime, öğrenime ne kadar değer verdiğini biliyorum. Hep birlikte bu değeri arttıracağımıza, beni yalnız bırakmayacağınıza tüm kalbimle inanıyorum. Bu kapsamda başlatacağımız ilk girişimlerden biri, ‘Bir Dünya Çiçek’ olacak. Bugün salonda ‘Bir Dünya Çiçek’lerimizi gördünüz. Seferberlik ruhuyla ürünlerimizi yaygınlaştırıp eğitime cenaze çelenkleri kadar destek verecek yeni bir gelenek yaratmayı amaçladığımız bu girişimde sizlerin de gerek şahsi gerek kurumlarınız vasıtasıyla desteklerinizi rica ediyoruz. Trakya’nın tüm mutlu günlerinde TEV’in Bir Dünya Çiçek’leri umut saçsın’’ dedi.

Birçok hayırseverin arzularını ve ideallerini gerçekleştirmesi yolunda önemli katkılar sağlayan Türk Eğitim Vakfı,  bağışçısı adına yaptırdığı Edirne – Uzunköprü TEV Orhan Çetin Fen Lisesi’nden mezun olan öğrenci Tugay Tuna ve Orhan Çetin’i açılışta buluşturdu.

“TEV Orhan Çetin Fen Lisesi’ne girmek hayatımın dönüm noktasıydı” 

Törende konuşma yapan TEV Orhan Çetin Fen Lisesi mezunu Tugay Tuna bu okula girmenin hayatının dönüm noktası olduğunu söyledi.Tuna;  “TEV Orhan Çetin Fen Lisesi’ni kazandıktan sonra yazılım geliştirme eğitimlerine odaklandım. Lise 2.sınıfta kendi yazılım bilgimi arkadaşlarıma anlatmaya karar verdim ve Türkiye’de liseler düzeyinde yazılım eğitimi veren ilk Yazılım Kulübü’nü kurdum. Bu kulüp ile beraber kendi okul arkadaşlarıma yazılım dersi vermeye başladım. 8 ay boyunca verdiğim bu dersler sonunda arkadaşlarımın geliştirdiği uygulamalar 192 ülke tarafından indirilebilir halde yayınlandı. Bütün bunları yaptıysam, TEV Orhan Çetin Fen Lisesi’nde okuduğum içindir. Bu yüzden TEV’in hayatımdaki değeri çok büyük. Kendimi hala Türk Eğitim Vakfı ve TEV Orhan Çetin Fen Lisesi’nin bir parçası olarak görüyorum. Yolumu aydınlatan TEV ailesine, bizlere destek olan bağışçılara sonsuz teşekkür ederimdedi.

‘’Bağışımla doğduğum topraklarda eğitime katkıda bulunmak istedim’’

Emekli olduktan sonra birikimimle ülkem ve doğduğum topraklar için ne yapabilirim sorusuna cevap ararken Türk Eğitim Vakfı ile yollarının kesiştiğini anlatan Bağışçı Orhan Çetin; ‘’Bu ülke beni eğitti, okuttu. Bu arayış içindeyken Türk Eğitim Vakfı ile görüştüm. Eğitim konusunda en doğru adresin burası olduğunu gördüm. Bu nedenle bağışımla doğduğum topraklarda eğitime katkıda bulunmak istedim. Uzunköprü’de TEV Orhan Çetin Fen Lisesi’ni ve Orhan Çetin Kapalı Spor Salonu kısa sürede inşa edildi ve 2011/2012 döneminde eğitime başlandı.Bu sene lisemiz 4. yıl mezunlarını verdi. Eğitimde gayet başarılı devam ediyor. Gençler ülkemizin geleceğidir ve onların eğitimi çok önemlidir. Görüyorum ki Türk Eğitim Vakfı bu konuda çok hassastır. Bu nedenle eğitime katkıda bulunmak isteyen hayırseverlere mutlaka TEV ile görüşmelerini tavsiye ederim’’dedi.

TEV Orhan Çetin Fen Lisesi mezun öğrencisiTugay Tuna ile eğitim gönüllüsü, bağışçı Orhan Çetin’in törende bir araya gelmesi salondaki konuklara duygu dolu anlar yaşattı.

Tohum Otizm Vakfı Eğitime Uzanan Yol projesi kapsamında Kütahya’da eğitim atölyeleri düzenleyecek

Tohum Otizm Vakfı tarafından yürütülen, Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği ve TANAP Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları çerçevesinde desteklenen, TANAP Doğalgaz Boru Hattı’nın geçtiği 11 ilde uygulanan olan Eğitime Uzanan Yol projesi kapsamında, 22 –26 Ekim tarihleri arasında Kütahya’da eğitimler verilecek.

TANAP’ın Sosyal ve Çevresel Yatırım Programları kapsamında fon sağladığı 6 projeden biri olan “Eğitime Uzanan Yol” Projesi, TANAP Doğal Gaz Boru Hattı güzergâhı üzerinde Tohum Otizm Vakfı tarafından 2017-2019 yılları arasında yürütülüyor. Proje ile otizm konusunda öğretmenlere ve ailelere yönelik eğitim programı geliştirilerek eğitim atölyeleri düzenleniyor, bölge halkına, yerel karar alıcılara yönelik farkındalık seminerleri veriliyor. Proje kapsamında 11 ilde toplam 33 özel eğitim sınıfının eğitim materyalleri ile donanımı da sağlanacak.

Tohum Otizm Vakfı Kütahya’da eğitim atölyeleri düzenleyecek.

Tohum Otizm Vakfı, “Eğitime Uzanan Yol Projesi” kapsamında, 22 – 25 Ekim tarihleri arasında Kütahya Yoncalı Uygulama Oteli’nde düzenlenecek öğretmen seminerleri ve Kütahya Vahid Paşa Yazma Eser Kütüphanesi’nde 26 Ekim tarihinde düzenlenecek aile ve farkındalık semineri ile Kütahyalılarla buluşarak otizm konusunda eğitimler verilecek.

Kütahyalılarla buluşacak olmaktan büyük heyecan duyduklarının altını çizen ve Proje ile özel eğitim uygulama merkezleri, özel eğitim sınıfları ve kaynaştırmada öğrenim gören otizmli çocukların nitelikli özel eğitim hizmetlerine kavuşmalarını hedeflediklerini ve Mayıs ayı itibariyle 11 ilde toplam 33 özel eğitim sınıfının MEB standartlarına uygun şekilde eğitim materyallerinin dağıtıldığını belirten Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer;“Gerçekleştirilecek uygulamalı eğitimlerle öğretmenlerin otizm konusunda bilgi ve beceri düzeylerinde artış sağlanacak. Bu anlamda öncelikle TANAP Boru Hattı güzergâhında bulunan 11 ilden seçilen 33 formatör, 990 öğretmen ve 1.100 aileye, sonrasında ise bölge halkına yönelik geniş kapsamlı otizm farkındalık seminerleri düzenleniyor. Ayrıca Proje kapsamında bu illerde yer alan 33 özel eğitim sınıfının, MEB standartlarına uygun şekilde özel eğitim materyalleri ile donanımı sağlanacak. Proje otizm alanında çalışan uzmanlara yol gösterici olurken, otizmli çocuk ve aileleri nihai faydalanıcı olacak” şeklinde konuştu.

Büyük ustaya veda

İstanbul fotoğraflarıyla hafızalara kazınan, dünyaca ünlü pek çok kişiyi fotoğraflayan efsanevi foto muhabiri Ara Güler, dün gece tedavi gördüğü hastanede yaşama veda etti. Güler, sokak hayvanlarına farkındalık yaratmak için 2015 yılında HAYTAP ile bir çalışma yapmış ve deklanşöre hayvanlar için basmıştı.

Usta foto muhabiri Ara Güler, dün tedavi gördüğü hastanede 90 yaşında yaşamını yitirdi. Bir dünya vatandaşı olduğunu söyleyen Güler, hayatı boyunca İsmet İnönü, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russel, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Imogen Cunningham, Salvador Dali, Picasso gibi birçok ünlü kişiyle röportajlar yaptı ve fotoğraflarını çekti.

Ara Güler 2015 yılında sokak hayvanlarına dikkat çekmek üzere bir projede de yer almış ve objektifinden sokak hayvanları fotoğrafları 2016 yılında Hayvan Hakları Federasyonu’nun (HAYTAP) takvimlerinin konusunu oluşturmuştu.

Ara Güler, 16 Ağustos 1928’de İstanbul’da doğdu. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her alanında çalıştı. 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başlarken aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne devam etti. 1958’de Time-Life, Paris-Match ve Der Stern dergilerinin yakın doğu fotomuhabirliği görevlerini üstlendi. 1953’te Paris Magnum Ajansı’na katıldı. İngiltere’de yayımlanan “Photography Annual Antolojisi” tarafından dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri seçildi. Aynı yıl ASMP’ye (Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği) tek Türk üye olarak kabul edildi. Çok az fotoğrafçıya verilen “Master of Leica” unvanını 1962’de kazandı. Ara Güler’in fotoğraflarının büyük bir bölümü Fransa, ABD ve Almanya’da çeşitli müzelerde sergileniyor. 18 Ağustos’ta, Güler’in 90. doğum gününde İstanbul’da da Ara Güler Müzesi açıldı.

 

Kadir Has Üniversitesi’nde Futbolda Cinsel Şiddetle Mücadele Paneli düzenlendi

Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin desteği ile Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği ve Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi’nin ev sahipliğinde “Futbolda Cinsel Şiddetle Mücadele Paneli” düzenlendi.

FARE Network‘unfutbol’da ayrımcılığa karşı farkındalık yaratmak için her yıl düzenlediği #FootballPeople kampanyansı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte Av. Aysu Melis Bağlan, Hilal Esmerve Öğr. Üyesi Dr. İdil Elverişkonuşmacı olarak yer aldı.

16 Ekim Salı günü düzenlenen “Futbolda Cinsel Şiddetle Mücadele Paneli”nde “Futbolda Cinsel Şiddet ve Cinsiyet Ayrımcılığı Sempozyumu”nun kitabı katılımcılarla paylaşıldı.

#FootballPeople kampanyası bu yıl 11-25 Ekim tarihleri arasında, birçok ülkede eş zamanlı olarak yürütülmektedir.

b-fit’li kadınlar sivil topluma güç kattı

b-fit, 14 Ekim Pazar günü İzmir’de düzenlenen Color Sky 5K Renkli Koşu Festivali’nin sponsoru oldu.  Türkiye’nin dört bir yanındaki b-fit’li kadınlar Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği işbirliğinde yapılan ve Tohum Otizm Vakfı’nı destekleyen etkinlikte buluştu.

b-fit, üyeleri, Color Sky 5K Renkli Koşu Festivali’nde bir araya geldi. Her yaştan, her bedenden insanın ister koşarak ister yürüyerek ama mutlaka çok eğlenerek tamamladığı festivalin İzmir etkinliği renkli görüntülere sahne oldu.

Renkli koşu öncesinde b-fit spor eğitmenleri aerodans gösterisiyle festival alanını hareketlendirdi. Etkinlik boyunca b-fit standına uğrayanlar b-fit merkezlerinde ücretsiz deneme üyeliği kazandı.

Amerika’da başlayıp tüm dünyaya yayılan Color Sky 5K Renkli Koşu Festivali’nin bu yılki marka sponsorları arasında yer alan b-fit, etkinliğin biletlerini satarak Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği ve TOHUM Otizm Vakfı’na destek oldu.