Güler Sabancı’dan Dünya Kız Çocukları Günü’ne özel mesaj

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, 2011 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü için bir mesaj yayınladı.

Kız çocuklarının bilim ve teknolojiye yönelmesi için bu alanda desteklenmelerinin çok önemli olduğunu belirten Sabancı, Kız Kardeşler Laboratuvarı projesi ile Mardin’de bunun güzel bir örneğini hayata geçirdiklerini ifade etti.

Toplumsal ve ekonomik gelişme için kız çocuklarının bilim ve teknoloji alanında güçlenmesinin olmazsa olmaz olduğunu belirten Sabancı;Toplumun yarısını oluşturan kadın ve kız çocuklarını dahil etmeden, bilim ve teknolojideki gelişmelerin bir parçası olmak ve bu alanda bilgi üretmek mümkün değil. Ancak kız çocukları fen ve teknolojiye ilgi duysa da zamanla bu ilgiyi kaybediyor ya da bu alanda bir kariyer hayal etmiyor. UNESCO verileri Türkiye’de üniversite öğrencilerinin yüzde 45’inin ve araştırmacıların yüzde 37’sinin kadın olduğunu gösteriyor. Sosyal bilimlerde yüzde 43 düzeyinde olan kadın araştırmacı oranı mühendislik ve teknoloji alanlarında yüzde 25’e düşüyor. Bu veriler kadınların bilim ile uğraşmayı bir kariyer olarak seçmediğini, bu alanda kariyer hedefleyenlerin de fen bilimleri ve mühendislikten çok sosyal ve beşerî bilimlere yöneldiğini gösteriyor. Oysa bizim bilim ve teknolojide daha çok kadına ihtiyacımız var. Bilim dünyası kız çocuklarının akıl ve yeteneğinden mahrum kalmamalıdedi.

Kız çocuklarını bilime yönlendirmek için rol modellerinin ve birbirlerinden destek görmelerinin önemine dikkat çeken Sabancı;” Kız çocukları okullu olsun, laboratuvarları doldursun diye çalışmalıyız. Bunun için onların her birini desteklemek ve güçlenmelerini sağlamak elbette çok değerli. Ancak birbirlerini destekleyip, birlikte güçlendiklerinde bambaşka sonuçlar ortaya çıkıyor. O zaman yalnız olmadıklarını, birlikte daha güçlü olduklarını fark ediyorlar. Kız kardeş dayanışması domino etkisi yaratıyordedi.

Kız Kardeşler Laboratuvarı’nda “yapabilirim” demeyi öğrendiler

Sabancı Vakfı Hibe Programları kapsamında destek verdikleri Kız Kardeşler Laboratuvarı projesi ile kız kardeş dayanışmasının sonuçlarını bir kez daha gördüklerini söyleyen Sabancı; “Bu proje ile Mardinli kız öğrencilerin bilim ve teknoloji alanında güçlenmelerine ve toplumsal cinsiyet rollerinden sıyrılmalarına katkıda bulunmayı hedefledik. Öğrenciler, laboratuvara girdiler, deneyler yaptılar, öğrendiklerini kız kardeşleriyle paylaştılar ve bu alanda bir meslek seçmenin hayalini kurmaya başladılar. NASA Astrofizik Komitesi Başkanı Prof. Dr. Feryal Özel ile bir araya gelerek bilim alanında kariyer yapmayı konuştular. Artık hepsi yapabileceklerine inanıyor. Biz de onların yapabileceklerine inanıyoruz. Biliyoruz ki, kız kardeşler inanırsa dünyanın en güçlü iş insanlarından biri de olabilir, NASA’nın en büyük projelerini de yönetebilir, hatta geleceğin NASA’sını Türkiye’de kurabilir” ifadelerini kullandı.

Kız Kardeşler Laboratuvarı projesi,Mardin Kültür Derneği tarafından Sabancı Vakfı Hibe Programı kapsamında hayata geçirildi. Proje kapsamında Mardin Fen Lisesi ve diğer liselerdeki kız öğrencilerle 1 yıl boyunca bilim ve teknoloji atölyeleri gerçekleştirildi. Bu atölyelere katılanlardan istekli 11 lise öğrencisi İstanbul’da bir hafta boyunca süren eğitici eğitimlerine katıldı. Bu eğitimi alan öğrenciler daha sonra Mardin’de ortaokulda okuyan 33 kız öğrenci ile bilim ve teknoloji atölyesi gerçekleştirdi, öğrendiklerini “kız kardeşleriyle” paylaştı. Bilimin eğlenceli ve pozitif yanlarını birlikte deneyimleyen öğrenciler, daha sonra NASA’da görev yapan astrofizikçi Prof. Dr. Feryal Özel ile bir araya gelerek, onun deneyimlerini dinledi.

Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivali 12 Ekim’de başlıyor

Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivali, bu yıl beşinci kez, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs yerleşkesinde dopdolu ve rengârenk içeriğiyle 12 Ekim’de başlıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin engelleri kaldırmak adına bu yıl beşinci kez düzenleyeceği Beyaz Baston Festivali 12-13 Ekim’de gerçekleşecek. Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde bulunan Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı (GETEM), Engelsiz Erişim Derneği’nin iş birliği ile ve birçok gönüllü kurumun desteğiyle hayata geçirilecek olan festival Güney Kampüste ziyaretçilere açık olacak.

Hayat küçük dokunuşlarla herkes için erişilebilir olabilir

Bu yıl da sürprizlerle dolu olacak festival stantları daha erişilebilir, eğlenceli, çeşitli ve farklı ihtiyaçlara cevap vermek üzere hazırlandı. Festivalde yer alacak olan Braille ve Dokunarak Okuma-Yazma, Bilişim ve Teknoloji, Kişisel Bakım, Oyun ve Hobi, Evde Tamir İşleri, Engelsiz Erişim, GETEM ve EEEH Dergi, Sesli Betimleme, Yemek, Engelsiz Parkur ve Müzik stantları, hayatın küçük dokunuşlarla herkes için erişilebilir olabileceğine dikkat çekecek.

Yemek Standında, festivali ziyaret eden misafirler, görme engellilerin yaptığı nefis yemeklerden tadabilecek, yemek pişirmenin sırlarını ve pratik yollarını ise ünlü yemek kitabı yazarı ve TV programcısı Selin Kutucular ile gerçekleşecek atölye çalışmalarında deneyimleyebilecek.

Evde Tamir İşleri Standı, görme engelli bireylerin bağımsız yaşam becerilerini arttırmayı amaçlayacak, standı ziyaret eden misafirler basit tamirat işleriyle ilgili bazı ipuçları alacak.

Festivalde, ayrıca Engelsiz Erişim, GETEM ve EEEH Dergi ortak standını ziyaret eden konuklara, festival alanında canlı canlı kitap seslendirebilecekleri keyifli bir ortam sunulacak.

Festival bu yıl ayrıca geçen yıllardan farklı olarak, Rehber Köpekler, engelli oyuncaklar üreten Serpil Acar, matematik standıyla Hale Uçuş, El Yordamı sergisiyle Olcay Aşçı ve Funda Altın, Erişilebilir Haritalar Standı ile Sözer Vurgun, 3B YEM ile Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden Hıdır Karaduman ve ekibi, Tarihe Dokunmak stantlarına ev sahipliği yapacak. Müzik Standıyla, gün boyunca kulaklarınızın pasını silip nefis tatlar bırakacak, yetenekli katılımcılar da keyifli müzikal deneyimlerini sergileyecek.

Dünyaca ünlü isimler güçlü kızlar güçlü yarınlar için bir araya geliyor

Aydın Doğan Vakfı’nın UNFPA, UNICEF ve UN Women ile birlikte, Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu’nun katkılarıyla 11 Ekim Perşembe günü gerçekleştireceği Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı, bu sene Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar: Kız Çocuklarının Bilim, Sanat ve Spor Yoluyla Güçlenmesi temasıyla düzenlenecek.

Dünya Kız Çocukları Günü, kız çocuklarının geleceği şekillendiren ve toplumları dönüştüren bireyler olmalarını sağlamak amacıyla; onların potansiyellerini ortaya çıkarmak, önlerine çıkan engelleri kaldırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda duyarlılık oluşturmak adına tüm dünyada 11 Ekim’de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Dünya Kız Çocukları Günü, ülkemizde Aydın Doğan Vakfı’nın, UNFPA, UNICEF ve UN Women ile birlikte, Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu’nun katkılarıyla 11 Ekim 2018 tarihinde, Hilton Convention Center’da Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar: Kız Çocuklarının Bilim, Sanat ve Spor Yoluyla Güçlenmesi temasıyla düzenlenecek konferans ile kutlanacak.

Bu sene dördüncüsü düzenlenen konferansta yer alacak panellerde; bilim, sanat ve spor alanlarında ulusal ve uluslararası başarı kazanmış ve başta kız çocukları olmak üzere çocuk ve gençlerin örnek alacağı değerli konuşmacılar, kendi başarı hikâyelerini paylaşacak. Panellerdeki tartışmaların ortak noktasını ise; bilim, sanat ve sporun eğitimle birleşmesinin kız çocuklarının güçlenmesine yapacağı katkılar oluşturacak.

Çeşitli okullardan gelen gençler bilim ve teknoloji alanında yaptıkları çalışmaları konferans alanında kurulacak stantlarda sergileyecekler.

Bu seneki konferansta ilham verici panellerin yanı sıra son dönemin en sevilen sanatçılarının da yer alacağı özel gösteriler ve etkinlikler de yer alacak.

Bilim, sanat ve spor ile güçlenen kızlar

“Yaratıcılık ve Enerji Kaynakları: Sanat ve Sporda Kız Çocuklar”,” Yaşam ve Özgürleşme İçin Rehberimiz: Kız Çocuklarının Güçlenmesinde Bilim ve Teknoloji, Çocuk ve Gençler Rol Modelleriyle Buluşuyor “isimlipanellerin yer alacağı konferans; bilim, spor, sanat konularında popüler ve duayen isimlerin katılımıyla gerçekleşecek.

Sanat ve spor paneli; İstanbul Kültür Sanat Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yeşim Gürer Oymak, Baksı Kültür Sanat Vakfı KurucusuProf. Dr. Hüsamettin Koçan, Barış için Müzik Vakfı Kurucusu Dr. Yeliz Baki ve milli voleybolcu Naz Aydemir Akyol’un katılımıyla gerçekleşecek.

Bilim ve teknoloji oturumunda, Eğitim Reformu Girişimi Direktörü Batuhan Aydagül, Facebook Ülke Direktörü Derya Özkaya Matraş, İstanbul Teknik Üniversitesi Kutup Bölgeleri Araştırmacısı Doç. Dr. Burcu Özsoy kız çocuklarının güçlenmesi için neler yapılması gerektiği konusunda fikirlerini paylaşacaklar.

Konferansın son oturumu ise; Eskrim Yıldızlar ve Gençler Avrupa Şampiyonu Deniz Selin Ünlüdağ, 400 metre Paralimpik Koşucusu Öznur Alumur, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) sözcüleri ünlü sanatçılar Azra Akın, Songül Öden ve Edis Görgülü’nün genç öğrenciler ile bir araya gelmesiyle gerçekleşecek.

Sirk gösterisi, dans ve müzik…

Panellerin yanı sıra Mardin- Mezopotamya Sirk ve Sokak Sanatları grubu, Barış için Müzik ve Gizem Nalbant’ın performanslarının da yer alacağı konferans, katılımcılara bir yandan birbirinden değerli konuşmacıların başarı hikayeleriyle ilham verirken, diğer yandan da eğlence dolu bir gün yaşatacak.

Konuk konuşmacı: Zainab Salbi

Konferansın konuk konuşmacısı olan Zainab Salbi, 1993 yılında kurduğu Women for Women International örgütüyle, savaşlardan kurtulan kadınları sosyal ve ekonomik olarak destekleyen ve güçlendiren çalışmalarını 10 farklı ülkede yaklaşık 420 bin kadın için yürütüyor.

Yakın zamanda Foreign Policy Magazine tarafından hazırlanan “100 Küresel Düşünen Lider” listesine dahil edilen Salbi, konferansa katılmak için özel olarak Türkiye’ye gelecek. Daha İyi Bir Dünya için Değişimin Temsilcileri; Kız ve Erkek Çocuklarıkonulu konuşmasında kız çocuklarının güçlenmesinin önemini katılımcılarla paylaşacak. Zainab Salbi aynı zamanda çalışmalarını ve hayatını konu alan dört farklı kitap kaleme aldı.

Ünlü yazarlardan ilham veren öyküler

Aydın Doğan Vakfı ve Doğan Egmont yayıncılık iş birliği ile Türkiye’nin ünlü kadın yazarlarının hikayelerini bir araya getiren Ben İstersem kitabı da Dünya Kız Çocukları Konferansı’nda tanıtılacak. Güçlü kızlar güçlü yarınlar için hikayeleri; Canan Tan, Deniz Erbulak, Feyza Hepçilingirler, Gülten Dayıoğlu, İpek Ongun, Karin Karakaşlı, Şebnem İşigüzel ve Şermin Yaşar kaleme alırken, kitabı çizer Dilem Serbest resimledi. İlk kez konferansta tanıtılacak olan kitap, küçükten büyüğe tüm okurlara ilham verici hikayeler sunuyor.

Umut Kafe’nin yeni durağı Tepe Nautilus

Umut Kafe, 12 Ekim’de kanserli çocuklara destek olmak için Tepe Nautilus’ta misafirlerini bekliyor.

KAÇUV tarafından hayata geçirilen Umut Kafe, kanserli çocukların tedavisi için şehir dışından gelen ve ekonomik zorluk yaşayan ailelerin ek gelir elde etmesini sağlıyor. Transit bir araç içerisinde, rotasını İstanbul’daki gönüllü duraklarla çizen Umut Kafe’de annelerin yaptığı el emeği ürünler ile sıcak ve soğuk içecekler servis ediliyor.

12 Ekim’de saat 10.00-22.00 arasında Tepe Nautilus’a gelerek Umut Kafe’nin lezzetli ürünlerinden satın alarak, bir aileye umut olabilirsiniz.

Benim Sesim Benim Toplumum projesinden büyük başarı

Down Sendromu Derneği, Sabancı Vakfı desteğiyle gerçekleşen ve Türkiye’de bir ilk olan Benim Sesim Benim Toplumum projesinde bir yılda önemli sonuçlar elde etti.

Toplumda genellikle merhamet ya da acıma duygularıyla yaklaşılan zihinsel engelli ve Down sendromlu kişiler de herkes gibi yaşadıkları çevre içinde yaşamlarıyla ilgili söz sahibi olmak, çalışmak ve üretime katılmak, topluluk önünde hak ve taleplerini ifade edebilmek istiyorlar. Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin sesini duyuran, toplumun engellilik algısını etkileyen projeler yürüterek bu konuda farkındalık yaratan çalışmalarıyla 2009 yılından bu yana faaliyet gösteren Down Sendromu Derneği, Türkiye’de bir ilk olan ve Sabancı Vakfı Hibe Programı kapsamında desteklenen Benim Sesim Benim Toplumum projesinde bir yılın sonunda algıların değişmesi yönünde önemli sonuçlar elde etti. Proje kapsamında Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Söz+1 Özsavunucu grubunu kuran dernek, Down sendromlu ve zihinsel engelli kişilere toplumdan ve devletten taleplerini kendi sesleriyle duyurmaları için Türkiye çapında destek sağladı. Grup üyesi Down sendromlu bireyler liderliğinde, Down Sendromu Derneği Başkanı Gün Bilgin, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ve Down Syndrome International Kapasite Geliştirme Uzmanı Nathan Rowe (Uluslararası Down Sendromu Birliği) katılımıyla 8 Ekim 2018 tarihinde Hilton Bomonti Otel ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında projenin hedefleri ve sonuçları tüm ayrıntılarıyla paylaşıldı. Eğitim, sağlık, istihdam ve bağımsız yaşam konulu masaların her birine Down sendromlu gençler başkanlık yaptı ve “ben olmadan benim hakkımda asla” diyerek her bir branşta temsil ettiklerin grubun sorunlarını aktardılar.

Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Sabancı Vakfı’nın 44 yıldır engellilerin toplumsal hayata katılmaları ve eşit fırsatlara sahip olmaları için geniş bir yelpazede çalışmalar yürüttüğü belirterek; “Bugüne kadar engelli alanında desteklediğimiz 43 projeyle 30 binden fazla kişiye ulaştık. ‘Benim Sesim Benim Toplumum’ projesinde de toplumda özsavunuculuk kavramının bilinirliğinin artırılması ve zihinsel engelli gençlerin özsavunucu olarak yetiştirilmesi için başarılı çalışmalar yapıldı. Projeye dahil olan gençlerin 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü’nde TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu toplantısında yaptıkları konuşmalar bunun en somut göstergesiydi. Projede yürütülen özsavunuculuk çalışmalarının yaygınlaşmasının, zihinsel engelli gençlerin bağımsız yaşamı açısından önemli bir fark yaratacağına inanıyoruz” dedi.

Down Sendromu Derneği Başkanı Gün Bilgin, yaptığı açılış konuşmasında gençlere kendi haklarını savunabilmeleri ve kendilerini ifade edebilmeleri için destek oldukları özsavunuculuk projesinin büyük başarı elde ettiğini görmekten mutluluk duyduğunu ifade ederek; “Söz+1 Öz savunucu Grubu’muz hem kendi hayatlarında hem de çevrelerinde güçlü bir dönüşüm yarattılar. Hedefimiz de buydu zaten. Özsavunucular toplumdan ve devletten taleplerini kendi sesleri ve sözleriyle duyurmayı öğrenerek kendi hayatları üzerinde de söz sahibi olmaya başladılar. Şimdi sıra bunu kalıcı kılmakta ve yaygınlaştırmakta. Herkesi ‘Bizim adımıza ve yerimize konuşmayın’ diyen gençlerimize kulak vermeye çağırıyoruz” dedi

Açılış konuşmalarının ardından Down Syndrome International’dan Nathan Rowe, Türkiye’de bir ilk olan bu projeye destek vermekten dolayı oldukça mutlu olduklarını ifade ederek uluslararası çalışmalara değindi. Down sendromlu ve zihinsel engelli bireylerin özsavunucu olabilmeleri için öncelikle özgüven kazanmaları gerektiğini belirten Rowe, bunun için en başta öz savunucuları teşvik etmenin çok önemli olduğunu, bu konuda da Down Sendromu Derneği ve “Benim Sesim Benim Toplumum” projesinin desteğinin ne kadar etkili olduğunu; “Gördüğünüz üzere proje büyük bir başarı yakaladı. Grup yöneticileri özsavunucuların becerilerini geliştirmeleri ve özgüven kazanmaları konusunda muazzam bir iş çıkardılar. Sonuç olarak, Down sendromlu bireyler parlak birer özsavunucu olarak yetiştiler. Benim için öz savunuculuğun iki ana bileşeni var ve bu grup her ikisinde de oldukça etkili oldu. Öz savunuculuğun ilk bileşeni bireyin kendi hayatı hakkında seçimler yapabilmesi ve karar alabilmesi. İkinci bileşen ise bireyin kendisini endişelendiren konuları dile getirmesi. Özsavunucuların TBMM’de yaptıkları konuşma da bunun en güzel örneği ve bu sebeple kendileriyle gurur duymalılar” sözleriyle vurguladı.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Down sendromlu çocukların eğitiminde her türlü desteğe açık olduklarını; “Özel eğitimle ilgili olarak üzerimize düşen ne varsa hepsini yapmaya gayret edeceğiz. Sizlerle birlikte yaptığımız çalışmalar içerisinde her yıl her dönem daha iyi nasıl olabilir sorusunu birlikte soracağız. Bu konuda bizden beklentinizi yüksek tutun.  Bu çalışmaların biz de merkezinde olmak istiyoruz. Daha yapılacak çok şey var” sözleriyle ifade etti.

Down Sendromu Araştırma Komisyonu Kuruldu

Toplantı, Söz+1 Özsavunucu Grubu çalıştayı ile sonlandı. “Ben olmadan benim hakkımda asla”mottosu çerçevesinde bir sene boyunca yapılan çalışmalar ve etkileri bizzat Down sendromlu gençler tarafından anlatıldı ve başkanlık ettikleri eğitim, sağlık, istihdam ve bağımsız yaşam konuları çalıştaylarda sorunlar ele alındı. Aldıkları özsavunuculuk eğitimleriyle hem haklarının farkına varan hem de ihtiyaçlarını ve taleplerini doğru ifade etmeyi öğrenen Down sendromlu gençler, bir yıllık çalışma sonucunda özsavunuculuğun ne olduğunu, kendilerinin seçim yapabileceğini, hangi haklara sahip olduklarını ve bu hakları talep etmek için neler yapmaları gerektiğini özümsediklerini gösterdiler. Bununla birlikte özgüvenlerinde önemli bir artış gözlendi, topluluk önünde konuşma yaptılar, kendi özel hayatlarına dair vizyonlarını genişletme fırsatına sahip oldular. Çalışmalarının en önemli başarılarından biri de 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü’nde TBMM Sağlık, Aile ve Sosyal İlişkiler Komisyonu’nda yaptıkları konuşmada toplumdaki herkesle eşit ve bağımsız bireyler olarak yaşayabilmek için bir araştırma komisyonu kurulmasını talep ederek gerçekleşmesini sağlamaları oldu.

Mapfre gönüllüleri Maçka Demokrasi Parkı’nda çevre temizliği yaptı

Mapfre, bu yıl ikinci kez düzenlediği Mapfre Gönüllüleri Günü’nü, 6 Ekim Cumartesi günü faaliyet gösterdiği 100’den fazla ülkede eş zamanlı olarak kutladı. 

Mapfre’nin hizmet verdiği 100’den fazla ülkede eş zamanlı olarak düzenlediği Mapfre Gönüllüleri Günü’nün ikincisi İstanbul’da da çeşitli etkinliklerle kutlandı.

Mapfre Sigorta Genel Müdürü Alfredo Munoz ve Teknik ve Ticari Alanlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Stefan Jensen’in de katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, gönüllüler aileleri ve dostları ile birlikte Maçka Demokrasi Parkı’nda çevre temizliği yaptı. Yaklaşık bir saat süren etkinlikte toplam 14 poşet çöp toplandı.

Çevre temizliğinin ardından hep birlikte kahvaltı yapan Mapfre gönüllüleri, aileleri ve dostlarıyla birlikte keyifli bir gün geçirdi. Bu yılki Mapfre Gönüllüleri Günü’nün sloganının “Çevre için hep birlikte” olduğunu söyleyen Mapfre Sigorta Genel Müdürü Alfredo Munoz; “Geçen yıl etkinlik kapsamında dünya genelinde 1.530’un üzerinde ağaç diktik ve yedi tondan fazla çöp topladık. Etkinliğin küresel çaptaki başarısı üzerine bu yıl yeniden çevre konusunda farkındalık yaratmaya odaklandık” dedi.

Bu yıl her ülkede farklı etkinlikler düzenlendiğini belirten Alfredo Munoz; “Örneğin İspanya’da dağlık bir alanı yeniden canlandırmak için projeler yürütülüyor. Arjantin’de ağaç dikilirken, Filipinler’de öğrencilere yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor. Biz de MAPFRE Sigorta olarak Maçka Demokrasi Parkı’nda çevre temizliği faaliyeti gerçekleştirdik. Bizim için çok keyifli bir gün oldu, hep birlikte yaşadığımız şehri korumak ve güzelleştirmek için çabaladık” diye konuştu.

Kalben yeni bestesiyle metastatik meme kanserli kadınlara güç verecek

Ünlü müzisyen Kalben, metastatik (ileri evre) meme kanserli kadınların mücadelesi ile ilgili farkındalık yaratmak amacıyla Europa Donna ve Kanserle Dans hasta dernekleri ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) ile bir araya geldi. Pfizer Onkoloji’nin koşulsuz desteğiyle hayata geçirilen “Bir Tıkla, Dinle, Umutlar Çiçek Açsın” psikolojik destek projesi için www.umutlarcicekacsin.org adresinden dinlenebilen çok özel bir beste yaptı.  

Müzisyen Kalben, bu proje kapsamında, ileri evre meme kanseri hastalığını ve hastalarını fark ettirmek, onların öncelikli ihtiyacı olan psikolojik desteği sağlamak ve yaygınlaştırmak için “Yaşamak Var Ya” isimli bir beste yaparak herkese; “En sevdiğim insanı genç yaşta bir hastalık sebebiyle yitirdim ve bu, beni tanımlayan, yarım yamalak bırakan bir yara, boşluk, karanlık oldu senelerce. Şimdi, bizi hiçbir hastalığın ele geçirmesine izin vermememiz gerektiğini biliyorum. Hiçbir acının bizi tanımlamasına izin vermek istemiyorum artık. Neşemizde, umudumuzda, yaşamaktan aldığımız hazları keşfetmekte buluşabileceğimize inanıyorum. İnsan insanın yarasına kayıtsız kalamaz, kalmamalı. Ben de ‘Yaşamak Var Ya’ için, kadınların bağımsızlığından, cesaretlerinden, kendilerini saklamadan ve acılarını yok saymadan dimdik yaşamalarından; asırlardır sistemli olarak hep öz güçlerini örtbas etmeye uğraşan kalıpların içine hapsedildikleri halde o toplumsal yahut geleneksel prangaları kırıp yollarını keşfetmelerinden ve devrimleri için, sevdikleri için yaşamayı da ölmeyi de göze almalarından ilham aldım. Bu parçayı dinleyin, konuşun ve paylaşın! Çünkü ‘Yaşamak Var Ya’’yı dinlediğinizde, izlediğinizde, aslında bir hastaya kulak vermiş, onu bir başka gözle görmüş, onun sesini çevrenize duyurmuş olacaksınız.” şeklinde çağrıda bulundu.

Meme kanserine karşı mücadeleye katılın

Avon, Detoks Şişesi ile hem sağlıklı bir yaşama davet ediyor hem de Türk Kanser Derneği’ne bağış yapılmasını sağlıyor.      

Avon, dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadının mensup olduğu geniş global ağını kullanarak meme kanseri ile mücadelede seferberliğe devam ediyor. Kadınlar arasında farkındalığı artırarakher yıl 50 milyon kadının meme sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi için çalışma taahhüdünde bulunan Avon, Meme Kanseri Farkındalık Ayı olan Ekim ayında bu hassas konuya, yeni iyilik ürünüyle dikkat çekiyor.

Avon, Meme Kanseri ile Mücadele Detoks Şişesi ürünüyle sağlıklı bir yaşama davet ederken, kadınların mamografi taraması ve tedavi ihtiyaçlarının karşılanması için Türk Kanser Derneği’ne de bağış yapılmasını sağlıyor.

Detoks şişesinin içerisindeki iç hazneye limon, salatalık, çubuk tarçın, zencefil ya da nane koyarak sağlıklı ve lezzetli detoks suyunu hazırlamak mümkün. Eklenen bu ürünler suya güzel bir aroma verirken vücudu toksinlerden arındırmaya da yardımcı oluyor. Detoks Şişesi’nin yanı sıra çorap ve kolye de Avon’un iyilik ürünleri arasında yer alıyor.

Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda Total Oil Türkiye’den anlamlı destek

Total Oil Türkiye A.Ş.,  Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda, hastalıkta erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla 8 Ekim Pazartesi günü Türkiye’nin dört bir yanındaki Total çalışanları, pembe kurdele takarak ziyaretçilerine bilgilendirici broşür dağıtmaya başladı.

“Kanserden korkma, geç kalmaktan kork” diyerek ülke çapında farkındalık çalışmaları yürüten Türk Kanser Derneği ile ortaklaşa gerçekleştirilen çalışmada, Türkiye’nin dört bir yanında yer alan Total istasyonlarında ve Genel Müdürlük’te çalışanlar pembe kurdele takarak projeye destek verdi.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar için büyük risk oluşturan meme kanseri konusunda bilinç düzeyini yükseltmek üzere gerçekleştirilen bu ortak çalışma, akaryakıt istasyonlarında bu alanda gerçekleştirilmiş bir ilk olarak olarak, istasyon ziyaretçilerinden büyük ilgi gördü.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Total Oil Türkiye A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Egesel;“Total Oil Türkiye olarak, yurt çapında 500 istasyonumuzla tüm Türkiye’ye hizmet veriyoruz. Demirören Grubu’nun tüm şirketlerinde olduğu gibi bizler, Total Oil Türkiye’de Türkiye’ye değer katmak, ülkemize ve insanımıza hak ettiği en iyi ürün ve hizmetleri sunma anlayışıyla çalışıyoruz. Sektörümüzdeki öncü çalışmalarımızın yanı sıra, topluma karşı olan sorumluluklarımızı da her zaman yerine getirmeyee gayret ediyoruz. Meme Kanseri, sağlık alanında tüm dünyayı olduğu gibi bizim toplumumuzu da ilgilendiren hayati bir konu. Türkiye’de her sekiz kadından biri bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor ancakerken teşhis ile Meme Kanseri’ni yenmek mümkün. Bizler de istasyonlarımızda her gün milyonlarca kişiye dokunuyoruz ve bu çalışma ile dokunabildiğimiz kişiler arasında farkındalığı artırmayı ve hasta ya da hasta yakınlarınaumut vermeyi hedefledik. Bu çalışmayı da anlamlı bir tarihte, Meme Kanseri farkındalık ayında gerçekleştirdik. Tüm çalışanlarımızın projeyi sahiplenerek, destek vermesi beni çok mutlu etti. Bu konuda sadece Türk Kanser Derneği gibi STK’lara değil hepimize görev düşüyor. Önümüzdeki dönemde bu alanda farkındalık yaratmak üzere çalışmalarımız devam edecek” dedi.

Bu farkındalık günü ve ortak çalışma ile ilgili olarak Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman; “Meme kanseri, sıfırıncı evresi olan ve erken teşhis edildiğinde yüzde 100 tedavi edilebilen bir kanser türü. Öte yandan, kadınlarımız, çeşitli nedenlerle meme kanseri taramalarını ihmal ediyorlar. Bu noktada, farkındalık çok önemli. Özellikle halka açık alanlarda, kadınlarımıza meme kanseri taramasının hayati önemini hatırlatmak amacıyla tüm mecraları en etkin şekilde değerlendirmeye gayret ediyoruz. Bu anlamda, Total Oil Türkiye A.Ş. ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği bizler için son derece kıymetli. Tüm akaryakıt istasyonlarında başlattıkları farkındalık seferberliği sayesinde binlerce kadınımız meme kanseri taramalarını ve sağlık kontrollerini yaptıracaklar.  Bu anlamlı işbirliğinin, tüm kurumlara örnek teşkil etmesini temenni ediyor ve Total Oil Türkiye’ye, farkındalık projemize vermiş oldukları destekler için çok teşekkür ediyorum” dedi.

Hayal Edin Gerçekleştirelim heyecanı yeniden başlıyor

Kredi Kayıt Bürosu tarafından düzenlenen Hayal Edin Gerçekleştirelim, altıncı yılında da gençler altı farklı kategorideki projelerle 15 Şubat 2019 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.

Kredi Kayıt Bürosu’nun hayata geçirdiği ve bu kapsamda Türkiye’de ilk olma özelliğini koruyan “Hayal Edin Gerçekleştirelim” sosyal sorumluluk proje fikir yarışmasında altıncı dönem başladı. Türkiye çapındaki tüm üniversitelerin ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimi gören öğrencilerini ve yurt dışında üniversite öğrenimi gören tüm Türk öğrencilerin grup veya bireysel olarak, Çevre, Eğitim, Findeks Finansal Okuryazarlık, Kültür- Sanat, Sağlık ve Spor ile Toplumsal kategorileri altında yarışabileceği proje yarışmasını kazanan öğrenciler ayrıcalıklı ödüllere sahip olacak. 15 Şubat 2019 tarihine kadar başvuruya açık olan yarışma ile Kredi Kayıt Bürosu, gençlerin sosyal sorumluluk konusunda bilinçlenmelerini, toplumsal ihtiyaçları fark etmelerini ve harekete geçmelerini amaçlıyor.

Büyük ödül 10 bin TL

Üniversite öğrencilerinin bireysel ya da grup olarak katılabileceği sosyal sorumluluk proje fikirleri yarışmasında, en yüksek puanı alarak büyük ödülün sahibi olan projeye 10.000 TL, her kategorinin birincilerine 5.000 TL, ikincilerine 3.000 TL, üçüncülerine ise 2.000 TL, dördüncülerine 1.000 TL ve beşincilerine 500 TL para ödülü verilecek. Seçkin jüri üyeleri tarafından projelerin değerlendirileceği yarışmada tüm kategorilerde ilk beşe kalan projeler sosyal medya oylamasına sunulacak. Oylama sonucunda Sosyal Medya Birincisi olan projeye 5.000 TL para ödülü verilecek. Öte yandan kategori birincilerine Kredi Kayıt Bürosunda staj imkânı da sunulacak. Ekim itibarıyla proje kabulleri başlayan yarışmaya öğrenciler www.hayaledingerceklestirelim.comadresinden 15 Şubat 2019 tarihine kadar başvurularını iletebilecekler.