Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı – Cerebral Palsy Türkiye iş birliği protokolü imzaladı

Maltepe Üniversitesi, toplumda engelli bireylerin sorunsuz bir şekilde yaşayabilmeleri ve sayılarının azalması için ülkemizde Cerebral Palsy konusunda geniş hizmet yelpazesine sahip tek kuruluş olan Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı – Cerebral Palsy Türkiye ile 12 Aralık Çarşamba günü iş birliği protokolü imzaladı. Maltepe Üniversitesi ve Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı, Cerebral Palsy ile ilgili akademik çalışmalarını Maltepe Üniversitesi ile yürütecek.

Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Çotuksöken, Özel Eğitimden Sorumlu Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Deniz Dağseven Emecen, Temel Eğitim Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Handan Doğan, Cerebral Palsy Türkiye YönetimKurulu Başkanı Dr. h.c. Dilek Sabancı, Yönetim Kurulu II. Başkanı Dr. iur.Altan Edis, Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri, Genel Direktör Nigar Evgin ve Vakfın yöneticilerinin katıldığı imza töreni gerçekleşti.

Maltepe Üniversitesinde kurulacak“Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimi”nde (Academic Research Unit for Cerebral Palsy), engelli bireylerin sayısını azaltmak ve sosyal yaşama sorunsuz bir şekilde dahil etmek için uluslararası platformlarda oluşturulacak iş birlikteliklerinde, bilimsel çalışmalara katkı sağlayacak deneyimli araştırmacılar yetiştirilmesi amaçlanıyor.

Engelli grupların kültürel, sosyal, ekonomik, tıbbi ve genetik açıdan incelenmesi, alınan sonuçların dünya istatistikleri ile karşılaştırılması, bu konudaki uluslararası çalışmalara katkı sağlanması planlanıyor. Bütün bu çalışmalar, antropolojik, filogenetik, otogenetik gelişmelerin ve en önemlisi toplumsal bir değer taşıyan epidemiyolojik araştırmaların temelini oluşturacak.

Maltepe Üniversitesinde kurulacak“Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimi”nde yapılacak araştırmalardan elde edilecek veriler ve sonuçlarıyla ülkemizin konuya ilişkin halk sağlığı, kamu sağlığı ve eğitim çalışmalarına katkı sağlaması ve sosyal politikalar oluşturulmasında yol gösterici olması hedefleniyor.

“Cerebral Palsy’li Bireylere Her Alanda Destek”

Cerebral Palsy’li çocuk ve gençlerin geleceğine umut olmak ve onları topluma kazandırmak adına yapılan bu anlaşmayla, genetik, fizyoterapi ve rehabilitasyon, özel eğitim ve çocuk gelişimi, psikoloji ve nöropsikoloji, sosyal hizmet, hemşirelik ve gereksinim duyulan yeni disiplinlerin programlara eklenmesi sağlanarak Cerebral Palsy’lilere daha kapsamlı hizmet sunulacak.

Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı – Cerebral Palsy Türkiye Yönetim Kurulu II. Başkanı Altan Edis; “Ülkemizde her gün 16’dan fazla bebek Cerebral Palsy’li olarak dünyaya gözlerini açıyor. Sadece Türkiye’de her yıl 6.000’den fazla çocuk Cerebral Palsy tanısı alıyor. Dünyada 17 milyon Cerebral Palsy’li yaşıyor. Hareket bozukluğu ile birlikte görme, işitme, algılama sorunları ve epilepsi gibi farklı durumların da eşlik edebildiği Cerebral Palsy’li her 4 çocuktan 1’i konuşamıyor, 3 çocuktan 1’i yürüyemiyor, 2 çocuktan 1’i zihinsel engelli, 4 çocuktan 1’inin epilepsisi bulunuyor. Cerebral Palsy’lilere ömür boyu bakım gerekiyor. Cerebral Pasly’li çocuklar için erken tanı son derece büyük önem taşıyor. Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimi’nde yapılacak çalışmaların Cerebral Palsy’lilere umut olacağı gibi Cerebral Palsy’nin önlenmesinde de önemli rol oynayacağına inanıyorum” dedi.

Maltepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şahin Karasar;“Her yıl Türkiye’de bebekler Cerebral Palsy tanısıyla doğuyor. Doğum esnasında sık karşılaşılan bir durum bu. İlk yaşlarda geçirilen enfeksiyon hastalıkları da etkili oluyor. Cerebral Palsy’nin cerrahi dışı tedavisi ön planda. Biz de Maltepe Üniversitesi olarak kurmuş olduğumuz Cerebral Palsy Akademik Araştırmalar Birimimizle bu alandaki araştırmalarımızı geliştireceğiz, akademisyenlerimizi ve öğrencilerimizi teşvik edip Cerebral Palsy ile ilgili olarak toplumda farkındalık yaratmaya çalışacağız” dedi.

ÖRAV ve IBM’den öğretmenlere ödül

Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) ve IBM iş birliğiyle öğretmenlerin yaratıcılıklarını ve birikimlerini ortaya koyduğu “Tasarla, Paylaş, Kazandır” kapsamında müfredata ve sınıflarının seviyesine uygun yeni bir e-içerik oluşturdu.

Resmi okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin katılımına açık olan yarışmaya ülke genelinde toplam 82 öğretmen başvurdu.

E-içeriklerin ÖRAV eğitimcileri ve IBM yetkilileri tarafından değerlendirildiği yarışmada, ilk beşe girerek okulu adına 6 bin TL para ödülünün sahibi olan öğretmenler, bu ödülü okullarının bilim derslerine katkı sağlayacak materyaller almak üzere kullanacak.

“Tasarla, Paylaş, Kazandır” yarışmasında ödül kazanan öğretmenler, okulları ve projeleri ise alfabetik sırayla şu şekilde belirlendi:

Ahmet Faruk ÖZYILMAZ– Bitler Her Yerde – Denizli / Merkezefendi Esentepe Ortaokulu

Dilek SEMİZ AKIN– Manyetik Alan: Homopolar Motor Yapalım – Kocaeli / Darıca – Deniz Yıldızları Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Havva GEYLAN– Atıktan STEM’e Ankara / Keçiören Hacı Sabancı Ortaokulu

Kemal AKBAYRAK– Elektrikle Gelen Mesaj – Rize / Engindere Fatma-Nuri Erkan Bilim ve Sanat Merkezi

Mehmet SARI– Cisimlerin Renkli Görünmesinin Sebepleri – İstanbul / Çatalca Arif Nihat Asya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi

Kazanan öğretmenler, ödüllerini 19 Aralık 2018 Çarşamba günü düzenlenecek törende ÖRAV Genel Müdürü Füsun Çürüksu ve IBM Türk Ülke Pazarlama Lideri Seda Gürkaynak’ın elinden alacak.

Yarışmada öğretmenlerin e-içerik geliştirme becerilerinin artırılması, öğrencilerin odakta olduğu çalışmalarla 21. yüzyıl becerilerinden biri olan işbirliği ve grup çalışması bilincinin de desteklenmesi amaçlandı. Aynı zamanda girişimci öğretmenlere yeni fırsatlar yaratılması, teknolojiyi verimli kullanan ve yeni içerikler üretmeye istekli öğretmenler için platform oluşturulması hedeflendi.

b-fit’li kadınlar Bozkurtlu kadınlara umut oldu

Türkiye’nin ilk ve en yaygın kadınlara özel spor ve yaşam merkezi markası b-fit, binlerce üyesiyle birlikte başlattığı Umut Hareketi kapsamında Denizli’nin Bozkurt ilçesine ücretsiz b-fit merkezi kurdu. Açılışa katılan Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, “Kadınlar mutlu ve sağlıklı oldukça toplum da mutlu olacaktır” dedi.

Türkiye’deki kadınların umudunu güçlendirme hedefiyle kuruluşunun 13. yılında Umut Hareketi projesini hayata geçiren b-fit, “kaliteli ve mutlu bir yaşam her kadının hakkı” diyerek üyelerini bu kez sosyal sorumluluk için harekete geçirdi. 50 şehirdeki 223 b-fit merkezi girişimcileri ve üyeleri birlikte tasarladıkları renkli umut bilekliklerini satarak elde edilen geliri Denizli’nin Bozkurt ilçesinde ücretsiz bir spor salonu açmak için kullandı.

Açılışta konuşan Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, “b-fit gibi kadınlara değer veren bir markayla yollarımız kesiştiği için mutluluk duyuyoruz. Bugün kadınlar için bir spor ve yaşam merkezi açıyoruz ama önemli olan açmak değil, sürdürebilmek. Önemli olan bunu yaşatmak. Bu merkezde doktorlar, diyetisyenler kadınlarla ilgili ne kadar sağlık sorunu varsa bizlere anlatacak ve çözümü beraber bulacağız. Kadınlar mutlu ve sağlıklı oldukça toplum da mutlu ve sağlıklı olacaktır. İmece usulüyle umut bilekliklerini hayata geçiren, satışını gerçekleştiren ve projelendirerek elde edilen gelirle Bozkurt kadınlarının yaşamına dokunan b-fit’li girişimci ve üyelere en içten duygularımızla teşekkür ederiz” dedi.

 Bozkurt bir başlangıç, Umut Hareketi yoluna devam edecek!

Bozkurt’ta açılan merkezin uzun soluklu olması planlanan Umut Hareketi için sadece bir başlangıç olduğunu söyleyen b-fit Kurucu Ortağı Aslı Olgun ise proje hakkında şunları söyledi:

“Bugüne dek merkezlerimizde buluşan 600 binden fazla kadının hayatına hareket katarken, onlara sosyalleşerek güçlenebilecekleri, kendilerini geliştirebilecekleri, hayallerini gerçekleştirebilecekleri özgür bir platform olduk. Tüm bunları yaparken temel bir hedefimiz vardı, Türkiye’deki kadınların geleceğe ve kendilerine dair daha umutlu olmasına katkıda bulunmak. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Bozkurt merkezimiz yereldeki 20 köyde yaşayan yüzlerce kadına hizmet verecek. Kadınların yaşamına hareket katmanın yanı sıra bir konu daha bizi çok mutlu ediyor, o da dayanışma. b-fit girişimcileri ve üyeleri Bozkurt için çok kısa bir sürede organize olarak çok muhteşem bir dayanışma örneği gösterdiler. Bu güçlü dayanışma sayesinde kadını kadının umudu yapabileceğimizi kanıtladığımız daha pek çok projeye imza atacağız.b-fit merkezlerinde atölyeler düzenleyerek elde edilen gelirle Türkiye’nin başka köylerine ulaşacağız ve çok daha fazla kadını sporla tanıştıracağız.”

Sabancı Üniversitesi kadına yönelik şiddetle mücadelede dünya şampiyonları arasına girdi

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından hayata geçirilen İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı Projesi, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Dünya Şampiyonları listesine Türkiye’den giren tek proje oldu.

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu tarafından, TÜSİAD’ın işbirliğiyle ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ile Sabancı Vakfı’nın oluşturulan ‘İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı Projesi’, UNFPA’in kendi ülkelerinde ve kendi yollarıyla toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı mücadele etmek için çalışan 16 şampiyondan oluşan listesine girdi. Proje kapsamında desteği ile şirketlerin, çalışanlarının yakın ilişkide maruz kaldıkları şiddete karşı harekete geçmelerini sağlamaya yönelik çalışmalar yürütülüyor.

İş Dünyası Aile İçi Şiddetle Mücadele Projesi, listeye Türkiye’den giren tek proje oldu. Listede ayrıca; Tunus, Peru (iki proje ile), Ekvador, Filistin, Vietnam, Endonezya, Ukrayna, Filipinler (iki proje ile), Tanzanya, Bangladeş, Hindistan, Kongo Cumhuriyeti ve Etiyopya’da yürütülen projeler yer aldılar. Kurumsal yönetim Forumu Kadının Güçlenmesi Projeleri Yöneticisi Sevda Alkan taltif edilen 16 lider arasında yer aldı.

Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı Projesi Yöneticisi Sevda Alkan; “Birçok insan farklı aile içi şiddet türlerinin farkında değil ve nerede destek alacağını bilmiyorlar. İnsanlar bir kadının yükseköğrenime veya ekonomik bağımsızlığa sahip olması durumunda, herhangi bir şiddete maruz kalmayacağını düşünür. Bu doğru değil. İnsanların aile içi şiddet hakkındaki gerçekleri öğrenmelerini ve her yerde paylaşmalarını öneriyorum” dedi.

Kurumsal Yönetim Forumu direktörü Melsa Ararat ise; “Bu projenin başarısı katılımcı ve eyleme ışık tutan araştırmaların önemini gösteriyor. Üniversitelerin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine iş dünyasının katkısına girdi sağlayacak ve iş dünyasını akademi ile buluşturacak ortaklıklara temel hazırlayacak araştırmalara daha fazla önem vermesi gerekir kanısındayım” dedi.

Zorlu Holding Kıvılcımlar Hareketi’ni başlattı

Zorlu Holding daha iyi bir gelecek için şekillendirdiği; ekonomik büyüme sağlama, toplumsal faydayı artırma ve çevreye olan etkileri azaltmayı hedefleyen, teknoloji ve inovasyondan beslenen Akıllı Hayat 2030 vizyonu çerçevesinde, çalışanlarının katılımıyla yeni bir projeyi daha hayata geçirdi.

Bu kapsamda Zorlu Holding’in gönüllülük hareketi Kıvılcımlar, Levent 199’da düzenlenen lansman ile başlatıldı. 5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü’nde yapılan lansman, Zorlu Grubu çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirildi.

Kıvılcımlar Hareketi, çalışanların yetkinlik ve potansiyellerini toplumsal faydaya dönüştürmeleri amacıyla Zorlu Holding İnsan Kaynakları Grubu Başkanlığı tarafından geliştirildi. Projenin adı ise Zorlu Grubu çalışanlarından gelen önerilerle belirlendi.

Lansmanın açılış konuşmasını yapan Zorlu Holding İnsan Kaynakları Müdürü Zülal Öztürk Kaya; “Ülkemiz ve toplum için değer yaratma hedefiyle, toplum için yaratacağımız faydayı ve etkiyi büyütmek için Kıvılcımlar Hareketi’ni başlattık” diyerek Zorlu Holding’in kuruluşundan bu yana değer yaratmaya odaklanan bir vizyon ile hareket ettiğini dile getirdi.

“Gönüllülük her zamankinden daha önemli”

“Parlak bir gelecek, sürdürülebilir bir yaşam ve toplumsal fayda için gönüllüyüz” sloganıyla yola çıkan Kıvılcımlar Hareketi ile 2022’de çalışan başına yılda ortalama 8 saat gönüllülük yapılması hedefleniyor. Hareketin aynı zamanda çalışanların işe olan bağlılığını artırması, inisiyatif alma, ekip çalışması, iş birliği, planlama, organizasyon ve liderlik yetkinliklerinin geliştirilmesine de katkı sağlayacağı öngörülüyor.

Kıvılcımlar Hareketi için düzenlenen lansmanda Açık Açık Platformu’nun kurucusu Renay Onur, gönüllülük üzerine güzel bir sohbet gerçekleştirdi. Renay Onur yaptığı konuşmada; “Mutluluğu, dezavantajlı insanların azalması, doğanın daha iyi duruma gelmesi olarak tanımladığımız zaman, daha iyi bir dünyada yaşamaya başlayacağız” diyerek bunun için gönüllüğün her zamankinden daha önemli hale geldiğini dile getirdi.

Zorlu Grubu çalışanları ayrıca Lansman çerçevesinde düzenlenen Atölye çalışmasında, yılbaşı kermesinde satıp KAÇUV’a bağışlamak üzere kar küresi yaptılar.

Yaratıcı Anne Baba Sempozyumu’nda ebeveynler buluştu

TED Rönesans Koleji, çocuklarıyla gerçekleştirdikleri etkinliklerde yaratıcılıklarını geliştirmek isteyen aileleri “Yaratıcı Anne Baba Sempozyumu”nda ağırladı.

Yaratıcılığı geliştirmek ve geleceğe çocuklarını en etkili şekilde hazırlamak isteyen anne babalar 08 Aralık 2018 Cumartesi günü TED Rönesans Koleji’nin düzenlediği “Yaratıcı Anne Baba Sempozyumu’nda buluştu.

Hibrit Çalışan Arayışı Arttı

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türk Eğitim Derneği Genel Müdürü Sevinç Atabay, günümüz mesleklerinde iş yapma yöntemlerinin 4.0 Endüstri Devrimi ile birlikte gelişerek değiştiğinin, iş dünyasında hibrit yani “melez” özelliklerde çalışabilecek, yani bir kişinin birden fazla uzmanlıkla çalışması beklentisinin arttığının altını çizdi.

Sempozyuma Nöroloji Uzmanı Dr. Bülent Madi “Müzik ve Sinir Sistemi”, Yazar Kılıç Arslantürk ise “Başarının Yeni Öğretisi” konu başlıklarıyla konuşmacı olarak katıldı. Aslı Özyıldız “Bir Saatliğine Çocuğum olmak”, Özür Salur “Müzikal Alemde Müzikal Ailem”, Danny S. Lundmark “Çocuğumla Müzik”, Neylan Özdemir “Ebeveyn Çocuk İlişkisinde Olumlu Davranış Geliştirmede Yaratıcı Çalışmalar”, Sual Kantoğlu “Sanatla Duyguları Çalışmak”, Nazan Ürkmez “Yaratıcı Drama Yoluyla Etkileşim”, Esra Bilik “Psikodrama, Yaratıcılık ve Ebeveyn Rolleri”, Sepin İnceer “Ebeveynlikte Mindfulness”, Nur Erdem Özeren “21.yy İş Dünyası Beklentileri, Yetkinlikleri”, Özen Toker-Ayça Özbatır-Burcu Özkayıkçı “Duygunu Bestele!”, Melek Atakan ve Görsel Sanatlar Ekibi  de “Çocuğuma Oyuncak Üretiyorum” atölye çalışmalarıyla yer aldı.

Çok yönlü ortamlarla öğrencileri bir araya getirmenin ve farklılaştırılmış eğitim yöntemlerinin önemini vurgulayan TED Rönesans Koleji Genel Koordinatörü İpek Ak;“Çocukların 21. yy’a uyum sağlama becerilerini geliştirebilmelerine destek olabileceğimiz bakış açılarını anne babalarla paylaştık. Anne baba çocuk etkileşiminde uygulanabilir yaklaşımlarla çocuk gelişiminde fark yaratmak mümkün” dedi.

Yaratıcı Çocuklar Derneği’nden Bir Döneme Yolculuk projesi

Yaratıcı Çocuklar Derneği’nin 15 yıldır Türkiye genelinde 1600 okulun katılımıyla sürdürdüğü etkinliklerine katkı sağlamak üzere başlatılan “Bir Döneme Yolculuk” adlı proje 4 Aralık 2018 tarihinde Pera Palas Oteli’nde katılımcılarıyla buluştu.

La Mer, Shaky ve Sinbo küçük ev aletlerinin katkılarıyla gerçekleşen ve 6 aylık bir çalışma ile hazırlanan sergiye toplumun önde gelen kimlikleri, bir dönemin önemli ressamlarının tablolarında yer alarak katıldı.

Yaratıcı Çocuklar Derneği Yürütme Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, Yönetim Kurulu Başkanı Didem Çapa ve iş kadını İnci Koparan tarafından, çocukların çok yönlü gelişimine katkı sağlayan katılımcılara tabloları ile birlikte teşekkür sertifikaları verildi.

Sergiye katılan ve katkı sağlayanlar arasında Özcan Sabancı, Beste Yurttaş, Banu Çarmıklı, Zafer Kozanoğlu, Meltem Demir, Ayşegül Kodal, Gül Ergi,  Şule Argüder, Elif İnci Aras, Esra Oflaz Güvenkaya, Sema Güral Sürmeli, Sema Basa, Hande Sezer Pekcan, Tülay Dölen ve Aysun Mamak gibi isimler vardı.

Cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekildi

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek için farklı disiplinlerden yaklaşımlara yer veren “Kadın = Erkek, Ne Eksik! Ne Fazla” seminerini düzenledi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek amacıyla “Kadın = Erkek, Ne Eksik! Ne Fazla!” seminerini düzenledi. İletişim Fakültesi tarafından 11 Aralık Salı günü santralistanbul’da gerçekleştirilen ve farklı disiplinlerden yaklaşımlara yer verilen seminerde, cinsiyet eşitsizliğinin yanı sıra kadın haklarına dair konularında uzman isimler söz aldı. İletişim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu ve halkla ilişkilerin duayen ismi Betül Mardin’in açılış konuşmasını yaptığı seminer iki oturumda gerçekleştirildi.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine farklı disiplinlerden genel bir bakış” başlığıyla düzenlenen ilk oturumda, Rayka Kumru, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Melisa Soran, Avukat Aslı Karataş, AÇEV Aile Birimleri Eğitim Direktörü Hasan Deniz, Borusan Grubu Kurumsal İletişim Direktörü ve Bilim Virüsü Kurucusu Şule Yücebıyık gibi isimler yer aldı. “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine farklı disiplinlerden yaklaşımlar” başlığıyla düzenlenen ikinci oturumda ise Avukat Ece Güner Toprak, Müzisyen ve Yazar Jehan Barbur, Yapımcı ve European Woman Audiovisual Başkan Yardımcısı Zeynep Atakan, Psikoterapist ve Yazar Alper Hasanoğlu gibi isimler toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin küresel boyutunu ele aldı.

“Başka bir dünya mümkün”

Açılış konuşmasında kürsüye çıkan Betûl Mardin; “Her neyiniz eksikse onu kendi kendinize tamamlamanın bir yolunu bulun. Hiçbir şeyden korkmadan, örnek bir vatandaş olarak yaşayın ve çok çalışmaktan asla vazgeçmeyin” diyerek gençlere nasihatlerde bulundu. Bir diğer açılış konuşmacısı İletişim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu ise; “Günlük hayatın akışı içinde hepimiz topluma karşı sorumluluklarımızı unutuyoruz. Kadın erkek eşitliği gibi bitmemiş, bitmeyecek ve kökü çok derinlerde olan bir konu tüm detaylarıyla ele alınacak. Böylesine önemli bir seminere ev sahipliği yapmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyor, tüm katılımcılara teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Seminerde söz alan isimlerden İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Melisa Soran, cinsiyetin toplumda inşa olduğuna vurgu yaptı. Soran; “Kimlik inşası öğretici ve sarsıcı bir süreç. Tarihte rasyonellik erkeğe, irrasyonellik ise kadına atfedilmiş. Erkeğin akılcı, kadının ise duygusal olarak konumlandırılması eşitsizliğin fitilini ateşlemiş. Yapı daha önce böyle kurulduysa şimdi baştan inşa edilebilir. Her şey kurguysa başka bir dünya da mümkün demektir” dedi.

“Sorumluluklar birlikte üstlenilmeli”

Cinsiyet eşitsizliğiyle mücadelenin ilk adımlarının ailede atıldığını vurgulayan AÇEV Aile Birimleri Eğitim Direktörü Hasan Deniz;“İstatistiklere göre ülkemizde babaların yüzde 50’si çocuğunu hiç tuvalete götürmemiş, yüzde 36’sı çocuğunun altını değiştirmemiş, yüzde 84’ü ise çocuğunun okul aktivitelerine hiç eşlik etmemiş. Sorumluluklardaki bu tip paylaşım dengesizlikleri bile çocuğun gelişim sürecini olumsuz etkiliyor. Çocuklar her zaman ailelerinden gördüklerini uyguluyor ve kısır döngü böylece devam ediyor. Cinsiyetler arası eşitliğin güçlendirilebilmesi için anne babaların, çocuklarının bakım ve gelişimine dair sorumlulukları birlikte üstlenmesi gerekiyor.”

“Karar alıcı kadın sayısı artmalı”

Eşitsizliğin önüne geçmek için kadına yönelik şiddete dur denmesi gerektiğini belirten Avukat Ece Güner Toprak; “Kadınlar kendi kararlarını vermek istediğinde çevresinden şiddet görüyor. Geçen yıl 409 kadın şiddet nedeniyle hayatını kaybetti. Kadınlarımızın yüzde 36’sı hayatında en az bir kez şiddet görüyor. Aile Bakanlığı’nın verilerine göre kadınların yüzde 89’u şiddet görüyor ama sesini çıkarmıyor. Bu konuda devlet, emniyet ve yargıda şiddete tolerans sıfır olmalı. Şu anda Türkiye’de 16 bakandan ikisi, 52 bakan yardımcısından dördü kadın. Ülke yönetiminde karar alıcı kadın sayısı artmalı.”

“Eşitliği gemi batmadan sağlamak gerekiyor”

Seminerde söz alan isimlerden biri de Müzisyen Jehan Barbur’du. Toplumumuzda her konuya cinsel kimliğin önceliklendirilerek bakıldığını vurgulayan Barbur; “Ben kadınım algısını kabul ederek şovenist bakış açılarını beslemeye devam ediyoruz. Eşitlik diye bağırdıkça eşit olmadığımızı kabul ediyoruz. Dildeki bozukluğu düşünceye yansıtmış bir toplum kabülüne sahibiz. Kadının güzelliği sanatta bile bu doğrultuda işleniyor. Batan gemide önce kadınlar ve çocuklar algısı güdülüyor, oysa ki kadına eşitliği gemi batmadan evvel sağlamak gerekiyor.”

ÖRAV beş ilde STEM Öncüleri projesini başlatıyor

Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV), ABD Ankara Büyükelçiliği’nin desteğiyle müfredatı, 21. yüzyılın eğitim ihtiyaçları doğrultusunda zenginleştirecek yeni bir proje başlatıyor.

“STEM Öncüleri” başlıklı proje ile Fen Bilimleri, Matematik, Bilişim Teknolojileri, Teknoloji Tasarım ve İngilizce öğretmenlerine; üst düzey düşünme becerilerini disiplinler arası bir yaklaşım ile geliştirmek için çeşitli uygulamaların öğretilmesi hedefleniyor. Güncel literatüre uygun çalışma ve uygulama örnekleriyle çağın eğitim ihtiyaçlarına göre eğitim alacak öğretmenler, bin öğrencinin yaşamına dokunacak.

“STEM Öncüleri” projesinin 11 Aralık’ta düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Öğretmen Akademisi Vakfı Genel Müdürü Füsun Çürüksu; “ÖRAV olarak uzun süredir STEM alanındaki çalışmaları yakından takip ediyorduk. ‘STEM Öncüleri’ ile gerek eğitim sistemimize gerek çocuklarımıza gerekse de eğitimcilerimize çok değerli katkıları olacağına inandığımız bir projeyi başlatıyoruz.  Bu proje sayesinde hem kıymetli bir eğitim içeriğini Türkiye’de de hayata geçiriyoruz hem de uluslararası iş birlikleriyle, kültür alışverişine ortam sağlıyoruz. Hedeflediğimiz 21. Yüzyıl öğretilerinin okullarımızda daha fazla yer alması için bu projeyi önemli bir adım olarak görüyoruz” dedi.

İstanbul Amerikan Konsolosluğu Basın Ataşesi Melissa O’Shaughnessyise; “ABD’nin Türkiye Temsilcilikleri, Türkiye’nin dört bir yanında neredeyse 40 şehirde STEM projelerini desteklemiştir. Türkiye’nin her köşesinden öğrencilerin başarılı olmaları için gereken ilave destek ve kaynakları sağlamak üzere ÖRAV gibi kuruluşlarla iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Türkiye’nin beş farklı ilinde uygulanacak

Fen Bilimleri, Matematik, Bilişim Teknolojileri, Teknoloji Tasarım ve İngilizce öğretmenlerine yönelik olarak hazırlanan proje kapsamında öncelikle Van, Sivas, Hatay, Uşak ve Zonguldak illerindeki ortaokullarda görev yapan öğretmenlere eğitici eğitimi verilecek. Her ilde bir okuldan, ilgili branşlardaki öğretmenlerden oluşan beş kişilik gruplar halinde, beş ilden toplamda 25 öğretmen eğitici eğitimine katılacak.

Eğitici eğitimini tamamlayıp sınıflarında uygulamalarla öğrendiklerini pekiştiren ve bu süreçte ÖRAV’dan mentörlük alacak öğretmenler, daha sonra ÖRAV’dan yetişkin eğitimciliği becerileri eğitimi alacak ve kendi illerinde başka öğretmenlere eğitim vererek programı yaygınlaştıracak. Proje sonunda beş ilde açılacak ikişer grup eğitimle; 250 öğretmen dört günlük STEM eğitimi almış, 25 öğretmen de bu konuda diğer öğretmenlere eğitim verecek bilgi ve becerilere ulaşmış olacak.

Açlıkla mücadele eden kişi sayısı bir yılda yüzde 4,6 arttı

Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı (BCFN), Milano Belediyesi ve Milano Kentsel Gıda Politikası Paktı (MUFPP) ile birlikte; şehirlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmadaki rolünü analiz etmek için birçok uluslararası uzman ve yetkilinin katkılarıyla gerçekleştirilen “Gıda ve Şehirler” araştırmasını yayımladı.

Dünya nüfusunun yüzde 50’den fazlası şehirlerde yaşıyor. Uzmanlar; açlık, iklim değişikliği, gıda güvensizlikleri nedeniyle bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 80’e ulaşacağını belirtiyor. Yiyecek talebini artıracak bu trend şehirlerin, mevcut gıda sistemlerinin başa çıkamayacağı bir senaryo ile yüzleşeceğine işaret ediyor. Yapılan açıklamalara göre geçtiğimiz yıldan bugüne, açlıkla mücadele eden kişi sayısında yüzde 4,6 artış yaşandı. Dünyanın dört bir yanından 821 milyon kişinin açlıkla mücadele ettiği günümüzde uzmanlar, sürdürülebilir gıda üretimi ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmenin açlıkla mücadelede önemli rol oynadığını söylüyor.

Dünyada gıda ve beslenmeye ilişkin sorunları analiz etmek ve somut çözüm önerileri geliştirmek amacıyla kurulan Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı (BCFN), Milano Belediyesi ve Milano Kentsel Gıda Politikası Paktı (MUFPP), Milano’da 9’uncusu gerçekleştirilen Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu’nda şehirlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmadaki rolünü analiz etmek için birçok uluslararası uzman ve yetkilinin katkılarıyla gerçekleştirilen “Gıda ve Şehirler” araştırmasını yayımladı.

Yedi büyük şehrin gıda ve beslenme çalışmaları incelendi

Dünyanın farklı bölgelerinden 7 büyük şehrin (New York, Rio de Janeiro, Milano, Ouagadougou, Tel Aviv, Seul ve Sydney) sürdürülebilir kalkınma, gıda israfı ve açlığa karşı aldığı önlemlerin vaka çalışması olarak incelendiği “Gıda ve Şehirler” araştırması, büyük şehirlerde hayata geçirilen sürdürülebilir uygulamaların Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmada büyük katkıları olabileceğini kanıtladı.

“Gıda ve Şehirler” araştırması, dünyanın dört bir yanından 70’in üzerinde uzman ve şehir yönetimi üyesinin iş birliği ile gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler’in 2030 yılı için öngördüğü 17 sürdürülebilir kalkınma hedefine ulaşmak için küresel düzeyde uygulanabilecek çözümler öneren araştırma çerçevesinde, büyük popülasyona sahip 7 şehirdeki gıda ve beslenme sorunlarını çözmek için hayata geçirilen sürdürülebilir uygulamalar paylaşıldı.

“Şehirlerin rehber rölü üstlenmesi gerekiyor”

 Araştırmanın küresel çapta fikir alışverişini teşvik etmesini umduğunu söyleyen BCFN Vakfı Araştırma Programı Yöneticisi Marta Antonelli; “Gıda üretimi ve tüketimi, iklim değişikliğini de doğrudan etkiliyor. Bu yüzden sürdürülebilir gıda üretimini iyileştirmek ve doğru beslenme alışkanlıkları edinmek için acele etmeliyiz. ‘Gıda ve Şehirler’ araştırması; siyasi liderlere ve sektör yetkililerine, gıda üretimini daha sürdürülebilir hale getirmek için yapılması gereken değişiklikler hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Şehir yönetimlerinin yeni gıda ve beslenme uygulamalarına ilişkin bilgi paylaşarak, şehir sakinlerini karar alma sürecine dahil ederek ve çevresel sorunlara yönelik somut çözümler üreterek gıda ve beslenme sürdürülebilirliği konusunda bir rehber rolü üstlenmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Sidney’in yüzde 8.5’i açlıkla mücadele ediyor

Büyük şehirlerde yürürlüğe giren sürdürülebilir uygulamaların incelendiği araştırmada, Sidney’de nüfusun yüzde 8,5’inin yiyecek alacak maddi duruma sahip olmadığı için açlıkla mücadele ettiği belirtildi. Sidney Üniversitesi ve New South Wales Canberra Üniversitesi, bu sorunu çözmek için özel sektör ile iş birliği yaparak FoodLab Sydney projesi üzerinde çalışmaya başladı. Sürdürebilir sistemler ile gıda üretimi yapan şirketleri destekleyen proje, her sosyal sınıftan insanın gıdaya erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Güney Kore’de 2,5 milyardan fazla bütçe ayırdı

Araştırmaya göre Güney Kore’nin başkenti Seul’de Eco School projesi ile gençlerin sağlıklı ve sürdürülebilir gıdaya erişiminin kolaylaştırılması hedeflendi. Şehirdeki 705 bin öğrencinin sürdürülebilir gıdaya erişimini kolaylaştırmak için 2011’de yürürlüğe giren projeye bugüne dek 2,5 milyar dolardan fazla yatırım yapıldı.

Çevresel sürdürülebilirliğin lideri olarak gösterilen Tel Aviv’de ise insan sağlığı ve çevreyi korumaya yönelik çözümler bulmayı amaçlayan Bon Appetite programı, 2016’da yürürlüğe girdi. Programla birlikte Tel Aviv’de yer alan 38 alışveriş merkezinin çatı katı, hidroponik teknoloji desteği ile ekime uygun bahçe olarak kullanılmaya başlandı.

6 ayda 840 ton gıda tasarrufu sağlandı 

New York, sürdürülebilir kalkınma çalışmalarına restoranlarla başladı. Şehirdeki restoranlar ve gıda perakendecilerinin trans yağ kullanması yasaklandı; menülerde yer alan her yemeğin kalori miktarının yazılması kural haline getirildi. Milano’da ise gıda israfını azaltmaya yönelik farklı yaptırımlar yürürlüğe girdi. Çöpe atacağı yiyecekleri yardım derneklerine bağışlayan insanlardan %20 daha az vergi alınarak 6 ayda 840 ton gıda tasarrufu sağlandı. Rio de Janeiro ve Ouagadougou’da ise tarıma ve çiftçiye yatırım yapılarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması hedefleniyor.