İşitme engellilere yönelik navigasyon uygulaması

Türk Telekom’un kurumsal sosyal sorumluluk projesi Sesli Adımlar uygulaması, işitme engelliler için de kullanılabilir hale geldi. Proje kapsamında İTÜ’yle iş birliği yapılarak okuyan görme ya da işitme engelli öğrencilerin Sesli Adımlar uygulamasıyla gitmek istedikleri yere yardım almadan kolayca gidebilecekler.

Türk Telekom ve Boni’nin hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi Sesli Adımlar uygulamasında işitme engellilerin faydalanabileceği şekilde bir geliştirme yapıldı. Bu geliştirmeyle Sesli Adımlar uygulaması, Türkiye’de işitme engellilere yönelik dış ve iç mekanda kullanılabilen ilk ve tek navigasyon uygulaması oldu. Türk Telekom aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi ile iş birliği yaparak Sesli Adımlar uygulamasını dünyada ilk kez bir üniversitede kampüs genelinde kullanıma açtı. Türk Telekom ve İstanbul Teknik Üniversitesi arasında yapılan bu iş birliğiyle Sesli Adımlar, üniversitenin Ayazağa Kampüsü’ndeki 247 hektarlık alan içindeki rektörlük ve yönetim binaları ile sekiz fakülte, dört enstitü binası, yurtlar ve Arı Teknokent binalarında, engellilerin yardıma ihtiyaç duymadan hareket edebilmesine yardımcı olacak.

İşitme ve görme engellilerin sosyal alanlarda yardıma ihtiyaç duymadan özgürce hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla geliştirilen Sesli Adımlar, Türk Telekom’un kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımı çerçevesinde operatör bağımsız olarak tüm kullanıcılara ücretsiz olarak sunuluyor.

“Teknolojinin toplumda fırsat eşitliğini sağlama gücünü üniversitelere taşıyoruz”

Türk Telekom CEO’su Dr. Paul Doany Sesli Adımlar uygulamasında hayata geçirilen yeniliklere ilişkin şunları söyledi: “Türk Telekom olarak sosyal sorumluluk projelerimizde özellikle bölgesel, ekonomik, sosyal ve fiziksel eşitsizlikleri teknolojinin fırsat eşitleyici gücüyle ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Tüm bireylerin bilgiye erişim imkanına sahip olmasını kurumsal sorumluluğumuz olarak görüyor, çalışmalarımızı Herkes için erişilebilir iletişim prensibiyle yürütüyoruz. Bu yaklaşımdan hareketle geliştirdiğimiz Sesli Adımlar uygulamasını, 2014 yılında Türkiye’de bir ilk olarak devreye aldık. Bununla pek çok şirkete örnek olduk ve benzer uygulamaların hayata geçirilmesine öncülük ettik. Bugün ise Sesli adımlar uygulaması adına milat olacak iki yeni haberi sizlerle paylaşmak üzere bir aradayız. Bugüne kadar sadece görme engelli kullanıcılara hizmet veren Sesli Adımlar’a, Türkiye’de bir ilke daha imza atarak işitme engelliler için geliştirdiğimiz navigasyon uygulamasını da eklediğimizi gururla paylaşmak isterim. İlaveten, Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi ile yaptığımız iş birliği ile Sesli Adımlar gibi bir uygulamayı dünyada ilk kez bir üniversite kampüsü genelinde kullanıma sunmuş olduk. Büyük bir memnuniyetle söylemek isterim ki İTÜ ile başlattığımız bu iş birliklerinin sayısı önümüzdeki dönemde artarak devam edecek. ”

Engelsiz İTÜ, Sesli Adımlar uygulamasıyla kapsamını genişletti

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca konuyla ilgili olarak; “”İTÜ olarak her zaman öncü olduk. Engelsiz İTÜ projemiz devam ediyor. Şimdi de üniversitelerde bir ilk olan açık ve kapalı alan navigasyon sistemiyle kampüsümüzü dezavantajlı gruplar için erişilebilir fiziki mekanlara dönüştürüyoruz. Hedefimiz bir yandan kampüsümüzü kullanan engellilerin yaşamlarına konfor, güvenlik ve özgürlük katmak; diğer yandan da dezavantajlı nüfusun üniversitelere devamını sağlamak ve artırmaktır. Sesli Adımlar Projesi ile Engelsiz İTÜ, kapsamını daha da genişletti. Fiziki mekânlardan sanal ders ortamlarımıza yeni teknolojilerle, dijital dönüşümün yaşandığı bir kampüs ulaşmamızda Sesli Adımlar uygulaması ile bize destek olan Türk Telekom’a teşekkür ederiz” dedi.

Sesli Adımlar uygulaması bugüne kadar 200 bine yakın kez kullanıldı

Sesli Adımlar görme ya da işitme engellilerin AVM gibi karmaşık yapılarda yardıma ihtiyaç duymadan dolaşabilmeleri amacıyla Türk Telekom ve Boni ile birlikte geliştirildi. Uygulama engellilerin alışveriş merkezi, kampüs, camii, kamu kurumları gibi büyük ya da karmaşık alanlar içerisinde özgürce hareket edebilmelerine olanak tanıyıp istedikleri yeri bulmalarını veya o an nerede olduklarını anlamalarını sağlıyor. Sesli Adımlar şimdiye kadar 30 bine yakın kişi tarafından indirildi, yaklaşık 200 binkez kullanıldı. Sesli Adımlar uygulamasının önümüzdeki dönemde,  yeni mekanlarda hayata geçirilerek kapsamının daha da genişletilmesi üzerine çalışılıyor. Uygulama hem İOS hem de Android işletim sistemi üzerinden cep telefonlarına ücretsiz olarak indirilebiliyor.

Sesli Adımlar uygulamasının işitme engellilerin kullanımına açılması aşamasında, İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği önemli katkılar sağladı. İşitme engelli kullanıcıların talepleri doğrultusunda Sesli Adımlar uygulamasına yönlendirmelerin daha anlaşılır olması amacıyla şekil ve şemalar eklendi. Bu özellik sayesinde, işitme engelli bir kullanıcı gitmek istediği alana uygulama üzerinde yer alan ikonlar, rakam, yönlendirme işaretler yardımıyla kolayca ulaşabiliyor. Uygulamanın bir başka özelliği ise acil durumlarda kullanıcılarını tahliye çıkışlarına yönlendirebiliyor olması.

 

Büyükçekmece’nin hayat standartları yükseliyor

Akçansa’nın, Büyükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve TOÇEV işbirliğiyle hayata geçirdiği Benim Mahallem sosyal sorumluluk projesi dönem kapanış toplantısı Akçansa Büyükçekmece Fabrikası’nda gerçekleşti. Projeyle Büyükçekmece’de yaşayan anne-babalarla çocukların gelişimine katkıda bulunmak, evde, okulda karşılaşılan sorunlara çözümler üretmek, gelecek nesillerin daha sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini sağlamak amaçlanıyor.

Akçansa, Büyükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı iş birliğiyle hayata geçen Benim Mahallem Projesi’nin dönem sonu değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Proje kapsamında, özel olarak tasarlanan Mobil Eğitim Merkeziyle ilçedeki okullar tek tek dolaşılarak, TOÇEV uzmanları tarafından çocuklara ve ebeveynlere farklı konularda eğitimler verildi. 2016-2017 eğitim-öğretim dönemiyle birlikte toplam 17 bin ebeveyn ve çocuğa ulaşıldı. Ortaokul öğrencilerine TEOG sınavı öncesinde ve sınav anında sınav kaygılarıyla nasıl baş edebilecekleri, sınav anında uygulayabilecekleri gevşeme teknikleri, doğru nefes alma çalışmaları aktarıldı.

Ebeveynlere de sınav öncesinde ve sınav sonrasında çocuklara nasıl doğru yaklaşım sergilenmesi gerektiği konusunda bilgiler paylaşıldı. Akçansa Büyükçekmece Fabrika Müdürü Edip Alpan; “Benim Mahallem Projesi, Akçansa’nın toplum mutluluğunu ön plana koyduğu sosyal sorumluluk anlayışının önemli bir örneği. 2016-2017 döneminde Büyükçekmece’de gerçekleştirdiğimiz eğitimlerle 17 bin ebeveyn ve çocuğa ulaştık. Yarınlara sağlam temeller atmak ve mutlu aile, mutlu toplum hedefiyle çıktığımız bu yolda çıtayı biraz daha yükseğe koyuyoruz. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında da eğitimlerimize devam edeceğiz” dedi.

 

Enerji eğitimine yeni bakış açıları

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı çocuklarda enerji bilincini geliştirmek için harekete geçti. Bakanlık bu konuda bir çocuk karakter olan Ali’nin kömür, yenilenebilir, hidrolik, nükleer gibi enerji kaynaklarına ilişkin hikayelerini anlatan bir çizgi roman dergi hazırlandı. Hazırlanan dergiyle öncelikli olarak çocuklara enerji verimliliğinin, tasarrufun önemini anlatılırken, bu bilinci kazandırabilmek için öncelikle enerjinin nasıl elde edildiğinin gösterilmesi hedefleniyor.

Enerji Bakanlığı çocuklar için Enerji Dergisi çıkardı. Ali ve Volt isimli robot, çocuklara enerjiyi öğretecek. Ali ve Volt’un maceralarında kömürden nükleere kadar enerji konuları işlenecek olan dergide Newton, Galilei, İbni Sina, Hazerfen Ahmet Çelebi gibi bilim adamları da tanıtılıyor. Hazırlanan dergide enerjinin yanı sıra, Ali’nin ablası Mine aracılığıyla da çocuklara basit görevler verilerek, çevre hassasiyeti kazanılması amaçlanıyor. Elektrik üretiminden, evlere gelene kadar geçen süreçlerin arkasında nasıl bir emek bütünlüğü, nasıl bir teknoloji olduğu da çocuklara anlatılmak istenenler arasında.

Dergi, bilime ve araştırmaya meraklı Ali’nin evde kendisine yardımcı bir robot icat etmesiyle başlıyor. Robota Volt ismini koyan Ali, robotuna önce pillerle enerji sağlıyor. Sürekli pillerin bitmesiyle fişle robotunu elektriğe bağlıyor. Evde faturadaki yükselişin ardından Ali alternatif enerji kaynakları aramaya başlıyor. Dergiyi okuyan çocukların, kömür, doğal gaz, rüzgar, güneş, hidroelektrik, jeotermal ve nükleer enerji kaynaklarını Ali ile birlikte araştırması hedefleniyor.

İlkokul öğrencilerinden anlamlı proje

Didim Belediyesi, TEMA Vakfı Didim Temsilciliği, DEHA Atık Yağ Toplama ve Mahir Özgür Damar İlkokulu Okul Aile Birliği iş birliğiyle 5 Haziran Dünya Çevre günü dolayısıyla gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler çöplerden yaptıkları elbiseleri giyerken, atık yağlardan sabun yaptılar. 

Didim Mahir Özgür Damar İlkokulu öğrencileri, çöp ve atık yağlardan yaptıklarıyla çevre kirliliğine dikkat çekti.Okul bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe Okul Müdürü Yaşar Yıldırım, TEMA Vakfı Didim temsilcisi Salih Bozkurt,Okul velileri ile öğretmenler katıldı.

Etkinlik kapsamında okul öğrencileri ve velilerin evlerinde ya da işyerlerinde kızartmalarda kullandıkları zeytin yağlarını okuldaki bu kampanya kapsamında biriktirdikten sonra 5 Haziran günü Okulda düzenlenen Çevre Günü etkinliklerinin içinde sabun haline dönüştürüldü. Okulda yapılan Dünya Çevre Günü etkinliklerinde öğrenciler atık malzemelerden yaptıkları giysilerle bir de defile gösterisi sundu.

Çocukları dijital geleceğe hazırlayan proje

Türkiye Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği iş birliğiyle Türkiye’yi dijital geleceğe taşıma hedefiyle hayata geçirilen Yarını Kodlayanlar projesi, yeni dönem hedefleri doğrultusunda İzmir’de kapsamı büyütüyor. Türkiye genelinde kodlama eğitimi alacak 10 bin çocuğun 2 bine yakını Ege Bölgesi’nden, çoğunluğu da İzmirli çocuklardan oluşacak. Geçtiğimiz yıl İzmir’de 200’e yakın çocuk kodlama eğitimi almış, ayrıca 100 çocuk da hackathon etkinliklerine katılarak robotları kodlamıştı.

Vodafone’un Türkiye’nin dijitalleşmesine katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirdiği Yarını Kodlayanlar projesinin yeni döneminde, İzmir’de bir yılda 7-14 yaş arası 750 çocuğun daha kodlama eğitimi alması hedefleniyor. Düzenlenen toplantıya projeyi deneyimlemiş öğrenciler ve velileri de katılırken, öğrenciler eğitimlerde öğrendikleri kodlama tekniklerini kullanarak yeni kodlar yazdı.

“İzmir’e yatırımlarımıza devam ediyoruz”

Ekonomik ve sosyal alanlarda sahip olduğu potansiyelle İzmir’in Türkiye’nin dijitalleşmesinde önemli bir role sahip olduğunu belirten Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan, “Bu doğrultuda, Türkiye’nin en önemli liman kentlerinden biri olarak ülkenin dünyaya açılan penceresi konumunda bulunan İzmir’e yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Son 5 yıl içinde İzmir’e yaptığımız toplam yatırım 210 milyon TL’yi geçti. Amacımız İzmir’in yüzde 50 olarak ölçtüğümüz dijitalleşme endeksi skorunu daha da yukarılara taşımak. Bu amaca ulaşmakta da sosyal yatırımlar en önemsediğimiz alan. Çünkü Türkiye’nin dijitalleşmesi için önce ülkenin geleceği olan çocukların dijitalleşmesi gerekiyor. Bu doğrultuda, 30 ilde 135 eğitmenle 10 bin çocuk hedefiyle yeni dönemini başlattığımız Yarını Kodlayanlar projesi sayesinde çocuklarımızın yeni teknolojilere erişimini artırmayı ve teknolojiyi tüketen değil üreten bir nesil yetiştirmeyi hedefliyoruz. Yeni dönemde İzmir’in öncülüğünde Ege Bölgesi’nde toplamda 2000 çocuğa ulaşmayı amaçlıyoruz. İzmirli çocuklarımızın proje kapsamında alacakları eğitimle ülkemizin bilgi toplumuna dönüşme yolunda öncü bir rol üstleneceğine inanıyoruz” dedi.

“Dijital geleceğin şifresini kodlama ile kıracağız”

Türkiye’deki çocukların dijital kültürle yetişmesine katkıda bulunmanın Vodafone Türkiye’nin en önemli öncelikleri arasında yer aldığını belirten Deegan, şöyle devam etti: “Global eğitim yaklaşımının önemli bir parçası olan kodlamanın Türkiye’de de yaygın bir eğitim politikası haline getirilmesi için atılan tüm adımları değerli buluyoruz. ABD’de yapılan tahminlere göre matematik, bilgisayar sistem analizi, sistem yazılımı ve biyomedikal mühendislik gibi alanlardaki mesleklerde 2020’ye kadar yüzde 65’e varan oranlarda artış bekleniyor. Kodlama; dünya çapında fen, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi dört önemli disiplinin birbirleriyle entegrasyonunu hedefleyen bir öğretim sistemi olarak öne çıkan STEM yaklaşımının ve eğitim müfredatlarının vazgeçilmez bir parçasını oluşturuyor. Çocuklara nasıl matematik öğretiliyorsa, kodlama da öğretiliyor. Kodlama eğitimini dijitalleşmenin geleceğinde şifre kırıcı olarak görüyoruz. “Yarını Kodlayanlar projesiyle bugüne kadar altı ilde bin 800’ü aşkın çocuğa ulaştık. Şubat ayında projemizi Şanlıurfa’da yaşayan Suriyeli çocukları da kapsayacak şekilde genişlettik. Çünkü kodlamanın sadece dijital dünyanın lisanı değil, aynı zamanda bir “kardeşlik dili” olduğuna inanıyoruz. Yeni dönemde çocuklarımıza IoT gibi uygulamaları kodlayabilecekleri Arduino eğitimleri de veriyoruz. Başarılı öğrencilerimizi vizyonlarını artırmak üzere yurt dışına götürerek önemli global platformlarla da tanıştıracağız. Başarılı bir şekilde yürüttüğümüz Yarını Kodlayanlar projemiz ile Türkiye’nin aydınlık geleceği olan çocuklara yatırım yapmaya devam edeceğiz.”

“Kodlama artık okuma-yazma kadar önemli”

Habitat Derneği Başkanı Sezai Hazır; “Kodlama eğitimi çok önemli. Geleceğin dili, teknolojinin dili kodlama eğitiminden geçiyor. Kodlama bilmek artık okuma yazma bilmek kadar önemli. Habitat Derneği olarak bizlerde bugüne kadar binlerce çocukla farklı çalışmalar yürüttük. Bu sene de 20’nci yılımızın içerisindeyiz. Son dönemimizde çocukların kodlama bilincinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları yoğunlaştırdık. Çocukların erken yaşta bu becerilerinin geliştirilmesi ve bakış açılarının bu yönde oluşması için çalışıyoruz. Çocuklardaki bu değişimle ülkemizdeki bilişim odaklı kalkınmanın da hızlanacağını öngörüyoruz. İzmir’i de çalışmalarımız içerisinde önemli bir yerde görüyoruz. Geçtiğimiz dönem İzmir’de gerçekleştirdiğimiz çocuk hackathon’umuzda yüzlerce çocukla robot programladık ve kodlama yaptık. Bunu İzmir’deki gönüllülerimizle yaptık. Bu proje kapsamında biz gençleri eğitiyoruz. Gönüllü eğitmen olarak yetiştirdiğimiz gençler de Türkiye’nin bilişim alanında yetişmiş insan gücüne sahip olması için 7-14 yaş arasındaki çocukları eğitiyor. Yerelde kamu kurumları ve yerel yönetimlerle işbirlikleri geliştiriyoruz. Eğitimlerde çocukların yüzündeki öğrenme azmini ve eğitim bittikten sonra da çalışmaya ısrarla devam etmek istediklerini görünce motivasyonumuz daha da artıyor.”

Ücretsiz verilen eğitimleri tamamlayan çocuklar sertifika almaya hak kazanacak

25 kişilik sınıflarda gerçekleştirilecek eğitimlerde programlamaya giriş, uygulama yapma, hikaye oluşturma ve oyun yapma gibi konularda teorik ve uygulamalı eğitimlerin verildiği proje, bir günlük hackaton’larla sona erecek. Ücretsiz verilecek eğitimleri tamamlayan çocuklar sertifika almaya hak kazanacak. Projenin yeni döneminde İzmir’le birlikte İstanbul, Balıkesir, Kocaeli, Edirne, Bursa, Manisa, Afyon, Denizli, Aydın, Antalya, Mersin, Adana, Samsun, Trabzon, Düzce, Rize, Şanlıurfa, Siirt, Mardin, Gaziantep, Kars, Erzurum, Elazığ, Erzincan, Ankara, Kayseri, Konya, Eskişehir, Sivas ve Lefkoşa’daki öğrenciler de kodlama eğitimi alma fırsatı bulacak.

Başarılı olan öğrenciler dünyaya açılacak

Yarını Kodlayanlar projesinde verilen eğitimlerde dünyanın en iyi teknik üniversitesi olarak bilinen Massachusetts Institute of Technology’nin çocuklara yönelik geliştirdiği Scratch programı kullanılıyor. Yeni dönemde yaşları 10-14 arasında değişen öğrencilere Arduino eğitimleri de verilecek. Çocukların hayalleri ile gerçeklik arasındaki mesafeyi kısaltan Arduino, bilinmez bir kara kutu olarak görülen elektronik cihazların iç dünyasını aydınlatıyor. Teknik uzmanlığı olmayan insanlar için tasarlanan, kullanım kolaylığı sunan ve açık donanım özelliğine sahip olan Arduino, çocuklara kendi ısı ölçerlerini ya da uzaktan kumandalı araçlarını yapma imkânı veriyor. Ayrıca, eğitimlerin ardından birer günlük hackathon’lar düzenlenmeye devam edilerek, çocuklara takımlar halinde aynı ortamda belli bir sürede inovatif fikirlerini kodlara dökme imkanı sunulacak. Bu etkinlikler sayesinde çocuklar robot kodlama ve elektronik devreleri deneyimleme şansı buluyor. Arduino eğitimlerinin ardından düzenlenecek ulusal kampta başarılı olan öğrenciler ise yurt dışına götürülerek kodlama alanında dünyanın önde gelen platformlarıyla tanıştırılacak.

Elektrik kesintilerine insansız hava aracı çözümü

Süleyman Demirel Üniversitesi öğrencileri ilk kez yerli tasarımla uzun menzilli hat üzerinde elektrik arıza tespiti yapabilen insansız hava aracı üretti. Kamera ve GPS donanımlı 10 kilometre mesafede arıza tespiti yapabilen İHA sayesinde elektrik kesintilerine daha kısa sürede çözüm bulunacak.

Süleyman Demirel Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, yüksek gerilim hatlarındaki enerji kesintilerinden oluşan zaman kayıplarının önüne geçmek amacıyla “İnsansız Hava Aracıyla Yüksek Gerilim Hattı Arazi Tespiti” isimli proje geliştirdi. İlk kez elektrik direğindeki arıza yerine, uzun mesafeli enerji hattı üzerinde arıza tespiti sağlamak için geliştirilen İHA’nın özelliği tamamen yerli yazılımla üretilmesi. Özellikle kış şartlarında ulaşmanın zor olduğu dağlık bölgelerdeki yüksek gerilim hattı üzerinde uçan İHA, hem arızaların yerini kolayca tespit edebilecek hem de enerjinin daha çabuk verilmesini sağlayacak.

Arızalara daha hızlı müdahale

Projenin, sık sık yaşanan ve uzun süren elektrik kesintilerinden yola çıkılarak ortaya koyulduğunu anlatan SDÜ Teknoloji Fakültesi Elektrik Ve Elektronik Mühendisliği Bölümü 4.Sınıf Öğrencisi Said Osman Ulusam, ” İHA şeklinde hatlar üzerinde bu amaçla kullanılan bir sistem yok. Bu projenin önemi büyük bir sorun olan enerji kesintilerine daha çabuk müdahale edebilmek. Arızanın nerede olduğunu bulabilmek. İHA otonom olarak kendi kendine uçabildiği gibi joistik aracılığıyla da kontrol edilebiliyor” dedi.

Hem maliyeti düşürecek hem tasarruf sağlayacak

Yüksek gerilim hatlarında arıza tespitinin helikopterler aracılığıyla yapıldığını anlatan Ulusam; “Elektrik dağıtım firmaları , bu arızaların tespiti için dışarıdan helikopter kiralıyor. Türkiye’de tüm elektrik hatları üzerinde uçularak senede bir defa kontrol yapılıyor. Sürekli helikopter yakıt ikmali yapmak zorunda . Bu kurum için çok masraflı oluyor. Biz de neden kurum bunu kendi bünyesinde yapmasın. Gerekli kurumlarla yaptığımız görüşmelerde de istedikleri özellikler sahip bir İHA aracı olduğunu söylediler ve projenin tam hayata geçmesiyle kendilerinin kullanabileceklerini söylediler. Bu da bizi motive etti” dedi.

Tamamen yerli tasarım

Yaptıkları proje sonucunda ürettikleri insansız hava aracının tamamen yerli tasarım ve üretim olduğunu anlatan üniversite öğrencisi Semih Avcı; “Bu projeye başlamadan önce Isparta’da arıza tespiti yapan bir çalışanla görüştük. Arızanın zor tespit edildiğini söyledi. Bölge dağlık bölge olduğu için dağ eteklerinde ve tepelerde bulunan hatlarda her bir direğe çıktığını kontrol ettiğini ve diğer direklere çıktığını belirti. Biz de bunun önüne geçmek ve zaman tasarrufu sağlamak için bu projeyi geliştirdik. Projede amacımız arızaların tespiti ve tespit süresinin kısaltılması. Denetimin sağlanması. Yerli bir yazılım olmasını istedik ve tasarımı tamamen biz gerçekleştirdik. Projemiz üzerinde HD kamera mevcut. 10 kilometre menzilde görüntü aktarımı sağlanıyor. Sistemin kontrolü otonom olarak sağlanıyor. GPS üzerinden konum alabiliyoruz. Bunun haricinde uzaktan kumanda ile kontrolün sağlanması mümkün” diye konuştu.

Diyabet hastaları bilinçleniyor

Türk Oftalmoloji Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türkiye Diyabet Vakfı işbirliği ve Bayer’in desteğiyle hayata geçirilen Diyabeti Tanı, Gözünü Koru sosyal sorumluluk projesiyle diyabet hastaları ve hasta yakınlarının diyabete bağlı görme kayıpları konusunda bilgilendirilmesi hedefleniyor.

Türk Oftalmoloji Derneği, Türk Diyabet Cemiyeti, Türkiye Diyabet Vakfı işbirliği ve Bayer iş birliğiyle Diyabeti Tanı, Gözünü Koru sosyal sorumluluk projesi hayata geçirildi. Diyabet hastaları ve hasta yakınlarının diyabete bağlı görme kayıpları konusunda bilgilendirilmesini hedefleyen proje hakkında bilgi veren Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kaya, diyabetin kan şekerinin sürekli kontrol altında tutulmasını gerektiren, yaşam boyu süren bir hastalık olduğunu vurguladı.

“Diyabetlilerin yarısı diyabet olduğunu bilmiyor”

Diyabetin 20-74 yaş arasındaki yetişkinlerde körlüğün önde gelen nedeni olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kaya, “Projede amacımız hekime ne zaman başvurulacak, ne yapılacak gibi hastalık hakkında farkındalık oluşturmaktır. Diyabetik hastaların yaklaşık yarısı diyabetli olduğunu bilmiyor. Çoğu zaman komplikasyonların varlığıyla hastalar diyabet tanısı almaktadır. Diyabetik retinopati aynen diyabet gibi önlenebilir hastalıklar grubu içerisindedir. Ancak farkındalık oluşturularak bu hastalıkların önüne geçilebilecektir” dedi.Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Turgut Öztürk, ise günümüzde dünya genelinde diyabetten etkilenen yetişkinlerin sayısının 415 milyonu bulduğuna işaret etti.

“Ani görme kaybına neden olabiliyor”

Diyabetik Retinopatili hasta sayısının 2010 yılında 126,6 milyonken, 2030’da bu sayının 191 milyona çıkacağının öngörüldüğünü belirten Prof. Dr. Öztürk, “Diyabete bağlı göz hastalığı, tıbbi adıyla Diyabetik Retinopati, herhangi bir belirti görülmeden ilerleyebilen, en sonunda şiddetli ve ani görme kaybına neden olarak körlüğe yol açabilen, bir göz hastalığıdır. Diyabetin istenmeyen bir sonucu olan Diyabetik Retinopatinin başlıca nedeni göz küresinin arka bölümünde yer alan ve görmeyi gerçekleştiren retina tabakasındaki damarların hasarıdır. Bu hasar, dokuların zaman içinde görmenin bozulmasına neden olacak ölçüde işlev göremez hale gelmesine yol açar” ifadelerine yer verdi.

Çevre sorunları için seferber olundu

Yakın Doğu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğrencileri çevre korumaya yönelik bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdi. S.O.S. Çocuk Köyü’ne katkı sağlamayı amaçlayan proje kapsamında plastik şişe toplayarak Greenwise geri dönüşüm firmasına teslim eden öğrencilerin sosyal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi de amaçlanıyor.

Eczacılık Fakültesi’nde öğrenim gören öğrenciler, Botanik dersinde çevre sorunlarına yönelik bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdi. Proje kapsamında toplanan şişeler karşılığında SOS Çocuk Köyü Derneği’ne bağış yapılacak. Ayrıca, öğrencilerinin bilgi ve birikimlerini kullanacakları bir toplumsal hizmet projesinde yer almalarının sağlanması ve sosyal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi amaçlanıyor.

Her ders pet şişe getirdiler; beş bin şişe toplandı

Her öğrenci derse gelirken en az beş adet boş plastik şu şişesi getirerek ÇKP topladı. Proje sonunda 10 derste toplanan beş bin şişe, geri dönüşüm sağlamak üzere dönem sonunda Greenwise Geri Dönüşüm Kuruluşu’na teslim edildi. Greenwise yetkilileri de projeyi ve öğrencileri kutlayarak takdir etti.

Proje kapsamında ayrıca üniversite kampüsünde doğal olarak yetişen otsu bitkilerle kampüsün çevre düzenlemesinde kullanılan çiçekleri ve ağaçları yakından tanıyarak resimlerini çeken öğrenciler, YDÜ Kampüs Bitkileri Albümü hazırladılar.

Projeyle öğrenciler aynı zamanda zehirli, faydalı ve tıbbi bitkileri öğrenirken, ülkelerin bitki örtüleri, endemik bitkileri ve bunların korunmasıyla ilgili bilgiler de edindi.

“Kıbrıs’ı plastik şişe çöplüğü yapmaya hakkımız yok”

Farmasötik Botanik dersi öğretim üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli, projeye ilişkin olarak öğrencilere üniversite kampüsü ve Kıbrıs’ı plastik şişe çöplüğü yapmaya haklarının olmadığını anlattığını söyledi.

Kıbrıs’ın sıcak bir ada olduğunu ve her öğrencinin günde en az bir küçük pet şişe su içtiğini ifade eden Prof. Dr. Filiz Meriçli, “Yakın Doğu Üniversitesi’nin 25 binin üzerinde öğrencisi bulunmaktadır, Bu da her gün 27 bin pet şişenin kampüse atıldığı anlamını taşır. Öğrencilerin kendilerine hayatlarını kazandıracak meslekleri edindikleri, eğitim aldıkları kampüsünü her gün şişelerle kirletmeye hakları yok. Kuzey Kıbrıs genelinde 100 binden fazla öğrenci bulunmaktadır, bu her gün en az 100 bin şişenin atıldığını gösterir. Kıbrıs’a bu kötülüğü yapmaya hiçbirimizin hakkımız yok” şeklinde konuştu.

 

Zihinsel engelli bireyler için tiyatro gösterimi

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesine bağlı Özel Eğitim Bölümü öğrencilerinin yürüttüğü sosyal sorumluluk çalışmasına destek veren Şehir Tiyatroları, kentte yaşayan zihinsel engelli bireyleri oyunlarına misafir etti. Projeyle zihinsel engelli bireylerin sosyal hayatta kendilerini göstermelerine destek olunması amaçlanıyor.

ESOGÜ, Özel Eğitim Bölümü öğrencileri Topluma Hizmet Uygulamaları dersi kapsamında Eskişehir’de yaşayan zihinsel engelli çocukların ve yetişkinlerin sosyalleşmelerine ve sosyal hayata uyumlarını pekiştirmelerine yönelik sosyal sorumluluk projesi başlattılar. İki buçuk ay süren bu çalışma çerçevesinde Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’yla yapılan iş birliğiyle zihinsel engelliler ve aileleri,  Parçacık ve Tiyatro Makinesi adlı oyunlarının özel konuğu oldular. Oyunları büyük bir beğeniyle izleyen vatandaşlarımız ve aileleri duygularını gülümseyişleri ve alkışlarıyla ifade ettiler.

Bu otomobil iki liraya şarj edilebiliyor

Kastamonu Üniversitesi Abana Sabahat-Mesut Yılmaz Meslek Yüksek Okulu’nda güneş enerjisiyle çalışan otomobil yapıldı. Aracın bataryası güneş enerjisiyle yedi saatte dolmasının yanı sıra şebeke elektriği kullanılarak da iki liraya şarj edilebiliyor.

Kastamonu Üniversitesi Abana Sabahat-Mesut Yılmaz Meslek Yüksek Okulunda güneşten aldığı enerjiyle saatte 60 kilometre hıza ulaşan ve bataryası dolduğunda 200 kilometre yol kat edebilen araç yapıldı. Geliştirilen yazılımla oluşturulan ön panelde hız ve pil durumu anlık takip edebiliyor. Ayrıca yerleştirilen kamera ve sensörler sayesinde sürüş kolaylığı da sağlanıyor. Aracın bataryası güneş enerjisiyle yedi saatte dolmasının yanı sıra şebeke elektriği kullanılarak iki liraya da şarj edilebiliyor.

Öğrencilerin üniversitenin sunduğu imkanları etkin şekilde kullandığını vurgulayan Yüksek Okul Müdürü Doç. Dr. Erol Turan; “Gururla söyleyebilirim ki yüksek okul öğrencilerimiz yaptıkları projeyle alanlarında önemli bir başarıya imza attı. Hedefleri için zamanlarını ve üniversitemizin onlara sunduğu imkanları çok iyi planladılar. Ortaya koydukları ürünler ve dayanışma içinde yürüttükleri çalışmalarıyla emeklerinin boşa gitmediğini hepimize ispatladılar” dedi.