Sosyal Bağış Günü’nde destekler TOÇEV için toplanıyor

Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum farkındalığını artırmayı amaçlayan Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ay tüm destekler TOÇEV için toplanıyor. TOÇEV’E bağışlar, 12 Nisan Perşembe günü TOÇEV Facebook sayfası bağış butonu veya Sosyal Bağış Hareketi’nin web sayfasındaki online bağış sayfası üzerinden yapılacak.

Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV), 1994 yılında Ebru Uygun ve beş arkadaşının, beş çocuğun eğitim hayatını değiştirmek için yola çıkış hikayesiyle kuruldu. Aydınlık bir gelecek için hayata geçirdikleri projelerle 24 yılda, 7 milyonu aşkın çocuğa ulaştı ve çok daha fazlası için canla başla çalışmaya devam ediyor.

TOÇEV, okumak isteyen ancak ailesinin maddi yetersizliği nedeniyle okuyamayan ya da çalışmak zorunda kalan çocuklara tüm eğitim hayatları boyunca maddi ve manevi destek veriyor. Her adımında barışçı, birleştirici, eğitici, şeffaf ve sevgi dolu olmayı görev edinen TOÇEV, kurumları, STK’ları, devlet birimlerini, medyayı ve halk desteğini yanına alarak Türkiye genelinde yürüttüğü 21 proje ile eğitim ile ilgili sorunlara çözümler üretiyor.

TOÇEV çocukları, ilköğretim çağından üniversite döneminin sonuna kadar eğitim materyallerinden gıda ve sağlık desteğine kadar geniş kapsamda destekleniyor. TOÇEV, ilköğretim ve lise çağındaki çocuklara doğrudan para desteği yerine, yılda üç kez, çocukların isimlerine hazırlanmış özel paketlerde ihtiyaçlarını evlerine kadar ulaştırıyor. Düzenli sağlık desteği veriyor, dengeli ve sağlıklı beslenmelerine özen gösteriyor, psikologlar eşliğinde rutin ev ziyaretleri gerçekleştiriyor. Her ay yaş gruplarına göre düzenlediği aktivitelerle, çocukların sosyal gelişimini destekliyor. Üniversiteli gençlere ise tatiller dışında, her ay harçlık desteğinde bulunmanın yanı sıra her eğitim öğretim dönemi süresince ihtiyaca göre harç ve yurt parası sağlıyor.

Sosyal gelişimin önemine inanan TOÇEV, eğitim desteğinin yanında tüm öğrencilerine yaş ve gelişim durumlarına göre, atölye çalışmaları, meslek ve okul tanıtımları, psikodrama çalışmaları ve eğlence aktiviteleri organize ediyor. TOÇEV, bugüne dek 164 bin çocuğu tiyatroyla tanıştırdı, 43 bin çocuğa ise ilkyardım eğitimi verdi.  35 bin çocuk vakıf tarafından kurulan kütüphanelerden faydalandı ve 1 milyondan fazla kitap çocuklara ulaştırıldı. 21 bini aşkın çocuğa gıda yardımı yapan TOÇEV, Türkiye’nin dört bir köşesinde 204 okulun bakım ve onarımını da üstlendi.

TOÇEV tüm bu çalışmalarını; manevi ailelerinin sabit bağışları, destekçilerinin genel bağışları ve firmalar ile hayata geçirdiği kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle sürdürüyor.

TOÇEV’in Genel Müdürü Bade Takazoğlu, “Vakfımızda küçük desteklerin çocukların hayatında nasıl mucizeler yaratabileceğine her gün şahit oluyoruz. TOÇEV’ de geliştirdiğimiz manevi aile destek modeliyle, her ay düzenli olarak yapılan 180 TL değerindeki bağışlar bir çocuğumuzun eğitim masrafını önemli ölçüde karşılayabiliyor. Bir çocuğun manevi ebeveyni olan iyi yürekli bağışçılarımız ve hayata geçirdiğimiz Kurumsal Sosyal Sorumluluk projeleriyle, bugüne dek 7 milyon çocuğun hayatına dokunduk. Bu yıl itibariyle doğrudan eğitim desteği verdiğimiz kayıtlı öğrenci sayısı 350. Çok daha fazla çocuğa ulaşmak istiyoruz” diyor.

‘TOÇEV’ ve ‘Sosyal Bağış Hareketi’ için kullanılacak hashtagler; #OkumakHerÇocuğunHakkı #birinizhepimiziçin #sosyalbağışhareketi

Bağış yapmak için;
https://www.facebook.com/tocevonline/?ref=br_rs
https://www.tocev.org.tr/donation.aspx?m=9999&s=13&keywords=tocev-online-bagis
facebook.com/sosyalbagishareketi
instagram.com/sosyalbagishareketi
twitter.com/BagisHareketi

İstanbul Armoni Korosu çocuklar için söyleyecek

Hayati riskli hastalıklardan tedavi altında olan çocukların dileklerini yerine getirerek onları hayata bağlayan Bir Dilek Tut Derneği (Make-A-Wish® Türkiye), 19 Nisan’da Zorlu PSM’de çocuklar için özel bir konsere imza atıyor. maNga grubunun da konuk sanatçı olarak katılacağı İstanbul Armoni Korosu konserinde, iş dünyasından pek çok isim de yer alacak.

Kendini, hayati riskli hastalıklarla mücadele eden çocukların dileklerini gerçekleştirmeye adayan Bir Dilek Tut Derneği (Make-A-Wish® Türkiye), toplumdan aldığı destekle 3-18 yaş arası çocukların hayallerindeki dilekleri yerine getiriyor. Dernek, müzikle çocukların kalplerine dokunacağı yeni bir projeye daha imza atıyor. 19 Nisan’da Zorlu PSM’de gerçekleştirilecek İstanbul Armoni Korosu konserinde çocukları güzel şarkılarla birlikte sürprizler de bekliyor.

İş dünyasından birçok ismin bir araya geldiği İstanbul Armoni Korosuna, maNga da eşlik edecek ve çocuklar için seslendirdiği şarkılarla geceye renk katacak. Dernek, konserle, hayati riskli hastalıklarla mücadele eden çocuklara moral vererek onların hayata tutunma isteklerini artırmayı ve çocukları hayata bağlayan dilekler için yeni destekçiler kazanmayı amaçlıyor.

Bu koroda unvanlar yok

İstanbul Armoni Korosu, farklı sektörlerden profesyonellerin bir araya gelerek oluşturdukları bir müzik topluluğu. İş unvanlarından ve profesyonel kariyerlerinden sıyrılarak saf sevgi ve saygıyı dostlukla harmanlayan ve müziklerine yansıtan bu müzik grubu, Koro Şefi ve Proje Koordinatörü Nergis Yıldırır, Orkestra Şefi Muhammet Yıldırır ve gönüllü koristler ile bireylerin ihtiyaçlarına cevap veren vakıf ve derneklerin yanında, ihtiyaç sahibi çocuk ve gençlere de destek veriyor.

Kullanılmayan her eşya artık iyiliğe dönüşüyor

Bugün istersek hepimiz birer “kahraman” olabiliriz. Nasıl mı? Sosyal bir girişim olan Givin’in kurucusu Başak Süer, bunu bizler için oldukça kolay hale getirdi. Pek çoğumuzun evinde kullanmadığı eşyalar vardır. İşte bu eşyalar tozlu raflarda duracağına, Givin uygulamasıyla görücüye çıkıyor ve orada ihtiyacı olan birine satışı gerçekleşirken, geliri de seçeceğiniz bir sivil toplum kuruluşuna gidiyor. Gelin şimdi tüm detayları uygulamayı kuran ve günümüzün #modernkahramanlar’ının ortaya çıkmasına vesile olan Süer’den dinleyelim…

 

Givin nedir? Hangi amaçla yola çıktınız?
Hem ülkemizdeki hem de dünyadaki birçok problemin ana kaynağının eğitim olduğunu düşündüğümüz bir kontekstte, her şeyimizle eğitime destek olabileceğimiz bir platform yaratma amacıyla yola çıktık. İyi amaçlara destek olmak için herkesin verebileceği bir şeyler vardır. Bağışı karşılıksız para vermekle yapılan bir işlem olmaktan çıkarabiliriz dedik. Givin, tüm kişi ve kurumların, her türlü ürün ve hizmeti bağış karşılığında verebilecekleri, yenilikçi, şeffaf bir mobil uygulama, bir sosyal girişim.

Nasıl bir sosyal fayda sağlıyorsunuz?
Sağladığımız sosyal fayda birkaç başlıkta özetlenebilir. İyi amaçlar için çalışan sivil toplum kuruluşlarına daha fazla bağış yapılmasını sağlıyoruz; kaynakları ekonomiye geri kazandırıp en verimli şekilde sosyal faydaya dönüştürüyoruz; kullanılmayan kaynakların başkaları tarafından kullanılmasını sağlayarak tüketimi azaltmaya yardımcı oluyoruz; tüm kişi ve kurumların sahip oldukları kaynakları sosyal faydaya dönüştürebilecekleri, herkes için kapsayıcı bir yöntem sağlıyoruz; yenilikçi, dijital bir platform ile STK’larının farkındalığının artmasına destek oluyoruz; sosyal girişimciliğin farkındalığının artmasına yardımcı oluyoruz.

Kullanılmayan eşyalar nasıl bağışa dönüşüyor? Uygulamayı anlatabilir misiniz?
Givin, bağışı özgürleştiriyor ve evde duran bir çantanın bile eğitime ya da iyi bir amaca destek olabilmesini sağlıyor. Hepimizin evinde bir hevesle alıp sonra bir kenara bıraktığı eşyalar vardır. Givin’i uygulama mağazasından indirdikten sonra, kullanmadığınız eşyanın birkaç fotoğrafını çekip bir cümleyle bilgilerini girebiliyor ve o eşyayı vermek için istediğiniz bir bağış tutarı ve bu tutarın aktarılmasını istediğiniz bir STK projesi seçiyorsunuz. Ürün uygulamada görülüp satın alındığında ise kişiye sadece ürünü karşı ödemeli olarak kargoya teslim etmek kalıyor. Böylece kullanılmayan bir eşya, çok uygun bir fiyata kullanılan bir eşyaya dönüşürken belirlenen destek tutarı da eğitime, çocuklara, gençlere katkı sağlamış oluyor. Destek oldukça da uygulamada puanlar ve puanlar neticesinde de ödüller kazanıyor kullanıcılarımız.

Hangi sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyorsunuz?
Şu anda TOG Vakfı, TEGV, Tohum Otizm Vakfı, TOÇEV, KAÇUV ve çok yakın zamandan beri HAÇİKO ile çalışıyoruz. Şimdiye kadar 30’un üstünde STK’dan talep aldık ancak ve henüz bu talebe yetişemiyoruz.

Kaç üyeniz var?
18 binin üstünde kayıtlı kullanıcımız, 30 binin üstünde kişiye de ulaşımımız var. Her geçen gün de büyüyoruz.

Bugüne kadar ne kadarlık bir bağış gerçekleşti? Rakam verebiliyor musunuz?
Ortaya çıkardığımız potansiyel bağış, yani geliri bağışlanmak üzere, Givin’de listelenen ürün ve hizmetlerin toplam tutarı 300 bin TL’nin üstünde. Bu rakamın da yaklaşık 80 bin TL’si bağışa dönüştü.

Şeffaflık konusunda kafadaki soruları nasıl gideriyorsunuz?
Şeffaflık Givin’in temel değerlerinden biri. Bu yüzden aktivite ve finansal raporlarını yayınlayan, Bağışçılık Hakları Beyannamesini kabul etmiş kurumlarla çalışıyoruz ve kullanıcılarımız bağışının bu kurumun hangi projesinde kullanılacağını, bu projenin bütçe detaylarını uygulama üstünden görebiliyor. Yakın zamanda, gerçekleşen projelerle ilgili görsel dokümantasyonu da uygulama üstünden paylaşmayı hedefliyoruz.

Markalarla iş birlikleriniz oluyor mu? Kimlerle çalışıyorsunuz?
Evet, duyarlı markaları da Givin’e dahil etmeye başladık. #modernkahramanlar ile birlikte iyi amaçlara destek olmak isteyen duyarlı markaların ürünlerini, hizmetlerini yeni kullanıcılarda buluştururken, tanıtım ve promosyonla sosyal faydayı birleştiren bir platformuz. Şu an uygulamada aktif olarak ürün ve hizmet bağışı yapan markalardan bazıları; Otacı, Bardabas, Mr.Cupo, Epizot Görsel Sanatlar, Kolektif House, Aristo Yayınevi, Ceres Yayınevi, Quick Sigorta. Getir yakın zamanda ödül destekçimiz oldu. BKM Express ise ilk sponsorumuz.

Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız projeleriniz var mı?
Daha fazla duyarlı markanın ürün ve hizmetlerini Givin aracılığıyla desteğe dönüştürmeyi hedefliyoruz. Kurum çalışanlarının oluşturduğu fayda ekiplerini Givin’de daha fazla görmek için sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışıyoruz. Platform için de sosyal fayda alanında sistem inşa etmeyi desteklemek isteyebilecek bir ana platform sponsoruyla işbirliğine gitmeyi planlıyoruz.

Sabancı Vakfı’ndan STK’ların eğitim alanındaki projelerine 1 milyon TL hibe desteği

Sabancı Vakfı’nın kadın, genç ve engelli bireylerin karşı karşıya kaldığı toplumsal sorunlara çözüm üreten sivil toplum kuruluşlarına destek vermek amacıyla sürdürdüğü Hibe Programları’na 2018 yılında 52 ilden, 217 proje başvurdu. 168 dernek, 26 üniversite, 19 vakıf ve 4 kooperatifin eğitim alanındaki projelerle başvurduğu Hibe Programları kapsamında bu yıl toplam 1 milyon TL hibe desteği sağlanacak.

10 yılda 137 projeye hibe desteği verdiklerini belirten Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan, “Sabancı Vakfı olarak toplumsal gelişmeye katkıda bulunma hedefiyle çalışıyor; Hibe Programlarımız kapsamında sivil toplum kuruluşlarının projelerini destekliyoruz. Türkiye’de hibe programlarını uygulayan ilk vakıf olarak, bugüne kadar 16 milyon TL hibe desteği verdik ve sivil toplumun gelişmesine önemli katkılar sağladık. Bu yıl itibarıyla da çalışmalarımız içinde Hibe Programlarımızın ağırlığını artırıyor; hibe projelerimizi eğitim başlığı altında topluyoruz. Çünkü çalışmalarımızın odağında yer alan kadın, genç ve engelli bireylerin karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde eğitimin önemli bir rolü olduğunu düşünüyoruz. Bu yıl hibe desteği almaya hak kazanacak sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bu sorunlara ilişkin kalıcı çözümler üretmek için çalışacağız. Toplumsal gelişme için kalıcı etki yaratma hedefiyle çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz” dedi.

Eğitim alanındaki projelere 200 bin TL’ye kadar destek

Kaliteli Eğitimin Desteklenmesi, Eğitime Erişimin ve Devamın Sağlanması ve Hak Temelli Yaygın Eğitim Çalışmalarının Desteklenmesi alanlarında kadın, genç ve engellilerin karşılaştıkları sorunlara yönelik çözüm üreten projelere 50 bin TL ile 200 bin TL arasında hibe desteği sağlanacak. Hibe desteği almaya hak kazanan projeler Değerlendirme Kurulu ve Mütevelli Heyeti’nin yapacağı değerlendirmenin ardından Haziran ayında açıklanacak.

AÇEV’den Kaynak ve İş Geliştirme Sorumlusu Beril Güzeloğlu: ”Sosyal Bağış Hareketi,  farkındalık sağlıyor”

Türkiye’de bireysel bağış bilincini uyandırmak amacıyla MarjinalSosyal ve Facebook iş birliği hayata geçirilen 15 sivil toplum kuruluşunun içinde yer aldığı Sosyal Bağış Hareketi bu ay Anne Çocuk Eğitim Vakfı ile devam ediyor. Vakfın projeleri ve Sosyal Bağış Hareketi hakkında Anne Çocuk Eğitim Vakfı’ndan Kaynak ve İş Geliştirme Sorumlusu Beril Güzeloğlu ile konuştuk.

Anne Çocuk Eğitim Vakfı olarak yürüttüğünüz projeler hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Şu aralar gündeminizde hangi proje bulunuyor?

AÇEV olarak erken yaştaki her çocuğun güvende, sağlıklı, mutlu ve öğreniyor olması için çalışıyoruz. Ülkenin dört bir yanındaki ihtiyaç sahibi çocuklar, anne babalar ve genç kadınlar için bilimsel temelli eğitim programları geliştiriyor ve uyguluyoruz. Eğitim programları ve saha çalışmalarının yanı sıra toplumsal farkındalığı artırmak, bilinç ve destek oluşturmak üzere farkındalık ve savunu faaliyetleri gerçekleştiriyoruz.

Ayrıca, ihtiyaçlar doğrultusunda kurumsal destekçilerimiz ve paydaşlarımızla birlikte program çalışmalarımızı besleyen çeşitli projeler hayata geçiriyoruz.

Sosyal Bağış Hareketi projesinde yer alıyorsunuz. Sizce bu proje neden önemli? Nasıl faydaları var?

Yapılan araştırmaları incelediğimizde Türkiye’de bireysel bağışçılık eğilimlerinin anlık ve dönemlik olduğunu görebiliyoruz. Her bireye stratejik bireysel bağışçılığın önemini anlatmak sivil toplum kuruluşlarının birincil görevi, bu sebeple kat edilecek çok yolumuzun olduğunu görüyoruz. Dijital iletişim mecralarının giderek önem kazandığı ve geliştiği bir dönemde olduğumuzu düşünerek Sosyal Bağış Hareketi 14 sivil toplum kuruluşuyla birlikte hareket ederek çok anlamlı ve uzun vadede bir o kadar da etkin olacağına inandığımız bir oluşuma imzasını atıyor. Sivil toplum kuruluşlarının iletişim bütçelerinin kısıtlı olduğu bir yapıda 14 sivil toplum kuruluşunun bir arada tek bir oluşumu desteklemesi, güçlerinin birleşmesi sağlam temelli bir hareketin başlangıcı olarak görüyoruz. Sosyal Bağış Hareketi’yle doğru stratejiyle başladığımızı düşünüyoruz. Dolayısıyla kaynak yaratmanın yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanları ve güncel projeleri konusunda da geniş kitlelerde farkındalık sağlıyor.

Türkiye’de bireysel bağışı artırmaya yönelik neler yapıyorsunuz? Bu konudaki görüşleriniz neler?

Bireysel bağışçılık adına özel sektörün iletişim kanalları, insan kaynağı gücünü önemseyerek yaptığımız her iş birliğinde faaliyetlerimizin bireylere duyurulması kurgusu üzerinden yola çıkıyoruz.

Sadece bilgilendirmekle kalmayıp bireyleri aksiyona çağırdığımız Adım Adım oluşumuyla yardımseverlik koşularında kampanyalarımızı duyurmak ve fon yaratmak için koşuyoruz. https://ipk.adimadim.org/nonprofit/view?id=20395

Bireylere daha basit kanallardan ulaşabilen Yuvarla.com gibi yeni girişimlerle iş birliklerine imza atıyoruz. https://yuvarla.com/

Yapılan araştırmalarda bugüne yapılan 1 TL’lik yatırımın uzun vadede 7 TL olarak topluma kazanım sağlayacağı çıktısından yola çıkarak; doğum günü, spor etkinlikleri ve bunun gibi özel etkinlikler için ya da birkaç arkadaş bir araya gelerek hazırlayacağı kampanyalarını çevrelerine duyurarak bağışa çağrıyla kaynak yaratma kanalını genişletmeye duyurmaya çalışıyoruz. https://fonzip.com/acev/kampanya

Yeni kurulan sivil toplum kuruluşlarına önerileriniz olur mu?

Kaynak yaratma ve iletişim alanları söz konusu olduğunda; veri temelli ve insan odaklı iletişim, bireysel ve kurumsal bağışçılara karşı şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine uyum.

Gündeminizde olan İlk İş Babalık Kampanyanızdan bahsedebilir misiniz?  Bu kampanyayla nasıl bir fayda sağlamayı amaçlıyorsunuz?

1996 yılından bu yana babaların çocuklarının bakımında sorumluluk üstlenmeleri, çocuklarıyla demokratik bir ilişki kurmaları ve çocuklarının gelişimlerini etkin bir şekilde desteklemeleri için Baba Destek Programı’nı uyguluyoruz. Program kapsamında bugüne kadar 60 binden fazla babaya ulaştık.

Bu süreçteki deneyimlerimiz bize ailede, mahallede, arkadaş çevresinde, iş yerinde ilgili babalık için destekleyici ortamların kurulmasının önemini gösterdi ve İlk İş Babalık sloganımızla ilgili babalığı destekleyecek ortamların güçlenmesi için bir kampanya başlattık. Türkiye’de ilgili babalık konusunun benimsenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla döneminde hayata geçirdiğimiz İlk İş Babalık kampanyası çerçevesinde; panel, sergi, özel sektör buluşması, sosyal medya iletişimleri gibi farklı etkinlik ve kurgular düzenledik. Kampanya boyunca, farklı illerde AÇEV’in Baba Destek Programı’na katılmış olan babaların desteğiyle birlikte yürüyüş, uçurtma şenliği, oyun vb. aktivitelerle ilgili babalık mesajlarımızı yaygınlaştırdık.

İlk İş Babalık kampanyasının iletişim çalışmaları basın yoluyla 2.5 milyon, sosyal medya yoluyla ise 5.5 milyon kişiye ulaştık. Hedefimiz, ilgili babalığın önemine inanan herkese mesajlarımızı ulaştırmak ve ilgili babalık davranışlarını yaygınlaştırmak.

Yakın zamanda hayata geçireceğiniz yeni bir proje fikriniz var mı? Varsa projenin amacından ve yararlarından bahsedebilir misiniz?

Bu yıl da ilgili babalık mesajlarımızı farklı platformlarda yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Ayrıca yine ilgili babalık zeminini koruyarak, kadına yönelik şiddetle mücadeleye erkeklerin de dahil edilmesini hedefleyen bir kampanyayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz.  Ailelere yönelik olarak; çocuk gelişimi ve anne-babalık becerileri konusunda bilgi alabilmeleri hedefiyle geliştirdiğimiz İlk6Yıl mobil uygulamamızı da yeni tasarımı ve içerikleriyle güncelliyoruz. Ücretsiz uygulama, yeni yüzüyle çok yakında iOS ve Android platformlarında yerini alacak.

 

 

İstanbul ve ötesi: “Kent Hakkı” nedir?

Henri Lefebvre 1968 yılında yayınladığı kitabında ilk kez duyduğumuz bir kavram ortaya attı: “Kent Hakkı”. Lefebvre’in tartışmasındaki bu kavram, kentin yabancılaştırıcı insanlık durumunun yine kentin dönüştürülmesiyle aşılabilmesi anlamına geliyordu. Bu kavramlaştırmadan sonra birçok toplumsal hareket bu meseleyi kendi meselesi olarak sahiplendi. Beyond-İstanbul hareketi de kent hakkını ana tema olarak alıyor ve kente dair birçok alanda çalışmalar yürütüyor.
Beyond-İstanbul; daha adil, demokratik, ekolojik kent ve kırsal mekanlarda yaşama hedefiyle; disiplinler-arası çalışmalar yapıyor. Mimarlar, şehir plancıları, sosyologlar ve fotoğrafçıların yer aldığı Beyond-İstanbul ekibinin çalışmalarını bilmek ve yakın takibe almak “daha adil bir mekan” kavramını somutlaştırmamızı sağlayacağı için oldukça önemli.
Yenilikçi, nitelikli ve kamusal bilgi üreten, biriktiren ve paylaşan kent hakkı savunucuları Mekanda Adalet Derneği’ni (MAD) kurdular. Dernek, ilk genel toplantısını geçtiğimiz yılın sonunda, Aralık 2016’da topladı. Daha bir senesini doldurmadan birçok çalışmaya imza attı.
Yaşadığınız mekanlar hakkında ne kadar söz sahibisiniz?
Mekanda Adalet Derneği, kent ve kırsal mekanın yeniden üretimine, o mekanlarda yaşayanların doğrudan katılımını bir hak olarak savunuyor. Katılımcı planlama kent hakkını kullanmanın ana pratiklerinden birini oluşturuyor. Hem yurttaş girişimleri içinde hem de yerel yönetimler nezdinde katılımcı planlama ve tasarım uygulamalarının geliştirilmesi gerekiyor. Beyond-İstanbul da katılım meselesini gündeme getirebilmek için çalışmalar yürütüyor. Belki de bir çoğumuzun aklına bile gelmeyen bir meseleyi “95cm: Mega Kentin Mini Yurttaşları” projesiyle gündeme taşıyor.
Kent hakkı öncelikle “eşit yurttaş” ilkesini temel alıyor. Çocukların da kent hakkı var mıdır? Tabii ki evet! İstanbul’un sorunlarını ve imkanlarını hep “büyüklerin” perspektifinden tartıştığımızı fark ettiniz mi? Bu proje, kentleri çocukların gözünden anlamayı ve anlatmayı amaçlayan bir belgesel film projesi. 95cm, sağlıklı bir üç yaşındaki çocuğun ortalama boyunu simgeliyor. Çocukların kentteki zorlu deneyimlerini daha görünür kılmak için kamerayı 95cm perspektifine indirip, İstanbul’a çocukların gözünden bakabilmemizi sağlıyor.
Kentin hafızasını savunmak
Mahalleler, meydanlar, sokaklar, binalar, parklar hızla yok oluyor ya da dönüşüyor. Nostaljik anılarımıza ev sahipliği yapmış binbir türlü mekanı savunmak aslında yurttaşların kendi geçmişlerini koruması anlamına geliyor. Mekanda Adalet Derneği, mahalleyi kentlerin yaşayan bellekleri olarak kabul ediyor. Hukuki güvence için veya kentsel dönüşüm projeleri karşısında Adalet Arayan Mahalleler ile dayanışma içinde, onlar için gerekli bilgiyi üretip paylaşıyor. Dönüşen mahallelerde bilgilendirme yapmanın yanı sıra dernek, kapsamlı bir gecekondu haber arşivi de oluşturuyor. Arşiv, 1930’lardan günümüze kadar çıkmış yaklaşık bin 400 adet gazete haber kupürü ve köşe yazısını kronolojik olarak saklıyor. Beyond-İstanbul, Karaköy’deki merkezlerinde bir de “Mekan Çalışmaları Kütüphanesi” oluşturuyor. Kütüphane, mekan üzerine üreten araştırmacı, akademisyen, pratisyen, yazar, sanatçı ve aktivistlerin önerileriyle seçilen kaynakları bulunduruyor.
Sağlıklı ve güvenli konuta erişim en temel insan hakkı
1999 depremi ardından Türkiye’nin ilk kiracılar hareketi başlamıştı. Depremden en çok etkilenen kiracılar yıllardır sürdürdükleri ısrarlı hak arama sürecini Düzce Umut Evleri Projesi’yle kazandı. Mimarlık, şehir planlama, inşaat mühendisliği, sosyal bilimler gibi farklı disiplinlerden gönüllü akademisyen ve öğrencilerin oluşturduğu Düzce Umut Atölyesi, Düzceli Kiracı Evsiz Depremzedeler Konut Kooperatifi’nin dar gelirli üyelerinin katılımıyla mimari tasarımı tamamladı. 234 konut ve sosyal alanların inşaatları gönüllü emeği ve dayanışmayla sürüyor. Mekanda Adalet Derneği de atölyenin bir bileşeni olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Beyond-İstanbul hareketi ve Mekanda Adalet Derneği tüm bu projelerin yanı sıra çevresel adalet için maden, HES ve altyapı projelerinden olumsuz etkilenen topluluklarla dayanışma gösteriyor. Kent ve kırsal mekanları yaşanılmaz kılan inşaat faaliyetlerini takip ediyor ve sorumluların kaydını tutuyor. İnşaat suçlarının önlenmesi için çaba gösteriyor.
Mekanda Adalet Derneği’nin ve Beyond-İstanbul’un çalışmalarını takip etmek isteyenler aşağıdaki adreslerden yayınlara ve projelere ulaşabilir:

https://beyond-istanbul.org/
İstanbul’un Mekan Çalışmaları Merkezi
twitter.com/insaatsuclari

Umut veren proje

2015’in Aralık ayında başlayan Umudum Olmaya Var Mısın projesi, dayanışma içinde büyüyerek kan kanseri ve türevleriyle ilgili geniş bir farkındalık ağı yaratmayı amaçlıyor. Projenin Kurucusu İsmail Aykut ve projenin Kurumsal İlişkiler Sorumlusu Berna Çevik’le projenin detaylarını konuştuk.

Umudum Olmaya Var Mısın projesi nasıl ortaya çıktı?
Aykut:
2015’in aralık ayında başladık projeye. Liseden çok yakın arkadaşım Şebnem Günaydın’a lenfoma kanseri teşhisi konulunca, ben neler yapabilirim diye araştırmaya başladım. Kök hücre nakli ilk etapta gerekmiyordu ama gerekebilir diye arayışa çıkmıştık. O zaman kampanya başlatalım dedik. Böyle bir kampanyaya başlayabilmek için bir ekibinizin olması gerekiyor. Bu yüzden üyesi olduğum İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Girişimcilik Kulübü’yle fikrimi paylaştım. Kulüp çok destek oldu projenin ilerlemesi aşamasında. En nihai amacımız kök hücre bağışına farkındalık sağlamak ve bağışçı sayısını artırmak.

Umudum Olmaya Var Mısın bünyesinde gerçekleştirdiğiniz başka etkinlikleriniz var mı?
Çevik:
İÜ Kök Hücre Kulübü’yle birlikte yürüttüğümüz Umut Olacak Çocuk adlı etkinliğimiz var. Her Cuma onkoloji servisine gidip kanser hastası çocuklarla vakit geçiriyoruz. Hastanedeki çocuklar hayatın gerçek yüzü. İki gün sonra ne olacağımızı bilmiyoruz ve buradaki asıl amacımız onlara umut aşılamak, motivasyonlarını ve o anlarını güzel geçirmelerini sağlamak. O günü gülümsemeyle bitirsinler, tek amacımız bu aslında.

 

İlk etapta hastalara, gönüllülere nasıl ulaştınız?
Aykut:
Şebnem Günaydın aracılığıyla tanıştık birçoğuyla. Yaptığımız araştırmalar sonucunda birkaç yazarla görüştük ve onlar sayesinde hastalığı atlatmış insanlarla konuştuk. Aslında hastalıkla hâlâ mücadele eden insanlara kendi kanallarımızla ulaştık diyebiliriz. Çok çalışan ve bize destek olan 60 kişilik bir gönüllü ekibimiz var.

Film yarışmanızın başvuruları 24 Nisan’da bitti. Yarışmayla nasıl bir fayda sağlayacaksınız, geri dönüşler nasıl?
Aykut:
Aslında film yarışması farkındalık sağlamayı amaçlayan projelerimizden sadece biri. İnsanlıkların, yaşanmışlıklarının anlatıldığı bir kitap da çıkarmayı düşünüyoruz ve onun çalışmalarını da yürütüyoruz bir yandan. Film yarışmasıyla Türkiye’ye yayıldık. Urfa, Konya, Kayseri gibi birçok şehirden teklif aldık, temsilcilik açmak isteyenler oldu. Bu kapsamda umut elçiliklerimiz olacak. İlk olarak Urfa, daha sonra Edirne’yle görüşeceğiz.

Çevik: Film yarışmasının ayrıntısına gelecek olursak, biz sadece uzaktan izliyoruz birçok şeyi. Biri gelip bize kök hücre bağışını anlatsa ya da durumun ehemmiyetinden bahsetse, o an harekete geçmek isteyebiliriz ama sonrasında aklımızdan çıkabiliyor. Bu yarışmanın amacı da insanlara o duyguyu, hissi daha fazla verebilmek. İnsan başına gelmeden anlamıyor ama biz istiyoruz ki herkes bunu yaşamasın. Bir şeyler yaşanmadan da fark edilebilsin.

 

Dezavantajlı öğrencilere destek

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi AKUT Öğrenci Topluluğu, Kalemin Umut Yazsın projesini gerçekleştirdi. Proje kapsamında, ÖSYM’nin yapmış olduğu sınavlarda verilen kırtasiye malzemeleri, kullanıldıktan sonra toplanarak köy okullarına gönderiyor. Projeyle ihtiyaç sahiplerine ulaşmayı hedefleyen öğrenciler, sosyal farkındalık sağlayarak köy okullarına destek olmayı amaçlıyor.

ESOGÜ AKUT Öğrenci Topluluğu, ÖSYM tarafından sınava girerken temin edilen kalem, silgi kalemtıraş gibi kırtasiye malzemelerinin, sınavdan sonra zayi edilmemesi için harekete geçti. Kalemin Umut Yazsın projesiyle köy okullarına gönderilmek üzere kalem toplama kampanyasına başladı. Başlatılan kampanya doğrultusunda yapılan kutular ile öğrencilerin kalemlerinin ve kırtasiye malzemelerinin, köy okullarına bağışlanması istendi. Toplanan kırtasiye malzemeleri ihtiyacı olan köy okullarına gönderilmek üzere gönüllülerce paketlendi.

Etki değerlendirmede nicel araştırma

Koç Üniversitesi’nde 10-11 Nisan tarihlerinde düzenlenen Social Value Matters etkinliğinde Yasemin Kisbu, etki değerlendirmede nicel araştıra yöntemlerini anlattı. Nicel araştırma yöntemlerinde Kanıta Dayalı Programların (KDP) önemli olduğunu vurgulayan Kisbu, yarı deneysel yöntem çeşitlerinden de bahsetti.