Kullanılmayan her eşya artık iyiliğe dönüşüyor

Bugün istersek hepimiz birer “kahraman” olabiliriz. Nasıl mı? Sosyal bir girişim olan Givin’in kurucusu Başak Süer, bunu bizler için oldukça kolay hale getirdi. Pek çoğumuzun evinde kullanmadığı eşyalar vardır. İşte bu eşyalar tozlu raflarda duracağına, Givin uygulamasıyla görücüye çıkıyor ve orada ihtiyacı olan birine satışı gerçekleşirken, geliri de seçeceğiniz bir sivil toplum kuruluşuna gidiyor. Gelin şimdi tüm detayları uygulamayı kuran ve günümüzün #modernkahramanlar’ının ortaya çıkmasına vesile olan Süer’den dinleyelim…

 

Givin nedir? Hangi amaçla yola çıktınız?
Hem ülkemizdeki hem de dünyadaki birçok problemin ana kaynağının eğitim olduğunu düşündüğümüz bir kontekstte, her şeyimizle eğitime destek olabileceğimiz bir platform yaratma amacıyla yola çıktık. İyi amaçlara destek olmak için herkesin verebileceği bir şeyler vardır. Bağışı karşılıksız para vermekle yapılan bir işlem olmaktan çıkarabiliriz dedik. Givin, tüm kişi ve kurumların, her türlü ürün ve hizmeti bağış karşılığında verebilecekleri, yenilikçi, şeffaf bir mobil uygulama, bir sosyal girişim.

Nasıl bir sosyal fayda sağlıyorsunuz?
Sağladığımız sosyal fayda birkaç başlıkta özetlenebilir. İyi amaçlar için çalışan sivil toplum kuruluşlarına daha fazla bağış yapılmasını sağlıyoruz; kaynakları ekonomiye geri kazandırıp en verimli şekilde sosyal faydaya dönüştürüyoruz; kullanılmayan kaynakların başkaları tarafından kullanılmasını sağlayarak tüketimi azaltmaya yardımcı oluyoruz; tüm kişi ve kurumların sahip oldukları kaynakları sosyal faydaya dönüştürebilecekleri, herkes için kapsayıcı bir yöntem sağlıyoruz; yenilikçi, dijital bir platform ile STK’larının farkındalığının artmasına destek oluyoruz; sosyal girişimciliğin farkındalığının artmasına yardımcı oluyoruz.

Kullanılmayan eşyalar nasıl bağışa dönüşüyor? Uygulamayı anlatabilir misiniz?
Givin, bağışı özgürleştiriyor ve evde duran bir çantanın bile eğitime ya da iyi bir amaca destek olabilmesini sağlıyor. Hepimizin evinde bir hevesle alıp sonra bir kenara bıraktığı eşyalar vardır. Givin’i uygulama mağazasından indirdikten sonra, kullanmadığınız eşyanın birkaç fotoğrafını çekip bir cümleyle bilgilerini girebiliyor ve o eşyayı vermek için istediğiniz bir bağış tutarı ve bu tutarın aktarılmasını istediğiniz bir STK projesi seçiyorsunuz. Ürün uygulamada görülüp satın alındığında ise kişiye sadece ürünü karşı ödemeli olarak kargoya teslim etmek kalıyor. Böylece kullanılmayan bir eşya, çok uygun bir fiyata kullanılan bir eşyaya dönüşürken belirlenen destek tutarı da eğitime, çocuklara, gençlere katkı sağlamış oluyor. Destek oldukça da uygulamada puanlar ve puanlar neticesinde de ödüller kazanıyor kullanıcılarımız.

Hangi sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyorsunuz?
Şu anda TOG Vakfı, TEGV, Tohum Otizm Vakfı, TOÇEV, KAÇUV ve çok yakın zamandan beri HAÇİKO ile çalışıyoruz. Şimdiye kadar 30’un üstünde STK’dan talep aldık ancak ve henüz bu talebe yetişemiyoruz.

Kaç üyeniz var?
18 binin üstünde kayıtlı kullanıcımız, 30 binin üstünde kişiye de ulaşımımız var. Her geçen gün de büyüyoruz.

Bugüne kadar ne kadarlık bir bağış gerçekleşti? Rakam verebiliyor musunuz?
Ortaya çıkardığımız potansiyel bağış, yani geliri bağışlanmak üzere, Givin’de listelenen ürün ve hizmetlerin toplam tutarı 300 bin TL’nin üstünde. Bu rakamın da yaklaşık 80 bin TL’si bağışa dönüştü.

Şeffaflık konusunda kafadaki soruları nasıl gideriyorsunuz?
Şeffaflık Givin’in temel değerlerinden biri. Bu yüzden aktivite ve finansal raporlarını yayınlayan, Bağışçılık Hakları Beyannamesini kabul etmiş kurumlarla çalışıyoruz ve kullanıcılarımız bağışının bu kurumun hangi projesinde kullanılacağını, bu projenin bütçe detaylarını uygulama üstünden görebiliyor. Yakın zamanda, gerçekleşen projelerle ilgili görsel dokümantasyonu da uygulama üstünden paylaşmayı hedefliyoruz.

Markalarla iş birlikleriniz oluyor mu? Kimlerle çalışıyorsunuz?
Evet, duyarlı markaları da Givin’e dahil etmeye başladık. #modernkahramanlar ile birlikte iyi amaçlara destek olmak isteyen duyarlı markaların ürünlerini, hizmetlerini yeni kullanıcılarda buluştururken, tanıtım ve promosyonla sosyal faydayı birleştiren bir platformuz. Şu an uygulamada aktif olarak ürün ve hizmet bağışı yapan markalardan bazıları; Otacı, Bardabas, Mr.Cupo, Epizot Görsel Sanatlar, Kolektif House, Aristo Yayınevi, Ceres Yayınevi, Quick Sigorta. Getir yakın zamanda ödül destekçimiz oldu. BKM Express ise ilk sponsorumuz.

Önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığınız projeleriniz var mı?
Daha fazla duyarlı markanın ürün ve hizmetlerini Givin aracılığıyla desteğe dönüştürmeyi hedefliyoruz. Kurum çalışanlarının oluşturduğu fayda ekiplerini Givin’de daha fazla görmek için sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışıyoruz. Platform için de sosyal fayda alanında sistem inşa etmeyi desteklemek isteyebilecek bir ana platform sponsoruyla işbirliğine gitmeyi planlıyoruz.

FAO’dan 1.05 milyar dolarlık bütçe için uluslararası topluma çağrı

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 2017 yılında 28 ülke ve bölgede 40 milyon insana ulaşmayı hedef alan 1.05 milyar dolarlık bir bütçe için uluslararası topluma çağrıda bulundu. FAO Toprak ve Su Departmanı Müdür Yardımcısı Olcay Ünver’e FAO’nun stratejisini ve hedeflerini sorduk.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nasıl bir dünya amaçlıyor?
FAO’nun temel varlık nedeni, herkesin gıda güvenliğinin sağlandığı ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için gerekli, iyi nitelikte gıdaya erişebildiği bir dünyanın gerçekleşmesi. Hedefleri içinde yoksulluğun sona erdirilmesi, ekonomik ve sosyal kalkınma ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetiminin sağlanması baş sıralarda yer alıyor.

Çalışmalarında nasıl bir strateji izliyor?
FAO, çalışmalarını beş stratejik amaçtan oluşan bir çerçevede yürütüyor. Bu amaçlar: açlık, gıda güvensizliği ve yetersiz/kötü beslenmenin sona erdirilmesi; tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinde üretkenliğin artırılması ve sürdürülebilirliğin sağlanması; kırsal yoksulluğun azaltılması; kapsayıcı ve üretken gıda ve tarım sistemlerine geçiş ve doğal afetlere karşı dayanıklılığı ve esnekliği artırmak.

Açlığın olmadığı bir dünya Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin başında. Ama 2030’u beklerken bugün karşı karşıya olduğumuz açlık ve göç sorunları için neler yapılıyor?
Birleşmiş Milletler sistemi içinde kaynakların rasyonel kullanımı ve temel konularda uzmanlaşmanın sağlanması bir görev dağılımına tekabül ediyor. Bu çerçevede Dünya Gıda Programı, Mülteciler Yüksek Komitesi gibi uzman kuruluşlar en ön safta. FAO, temel misyonu içinde açlık ve yoksulluğun kalıcı bir şekilde ortadan kaldırılması ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğine odaklanırken, bir yandan da acil müdahale gerektiren konularda da, üye ülkelerin sağladığı fon ve yardımlar çerçevesinde de faaliyet göstermekte. Yaşamlarını tarımdan sağlayan nüfus, çoğunlukla doğal afetlere, salgınlara, sınır aşan bitki ve hayvan hastalıklarına, sosyoekonomik şoklara ve ekonomik krizlere de en fazla maruz kalan ve bunlardan en olumsuz etkilenen grupların başında yer almakta. FAO, bu nüfusun güçlendirilmesi için sistemli bir program yürütüyor. Programın temel bileşenleri kurumsal güçlendirme ve tarım sektörlerinde risk ve kriz yönetiminin iyileştirilmesi; gıda güvenliğine ve sınır aşan tehditlere karşı bilgi ve erken uyarı sistemleri geliştirilmesi; tarımda risk ve kırılganlığın azaltılması ve krizlere müdahale olarak belirlenmiş.

Krizlere müdahale çalışmalarından örnekler verebilir misiniz?
Geçtiğimiz yıl, Etiyopya’da El Nino’nun neden olduğu kuraklıkla mücadele için yoğun bir tohum dağıtım kampanyası sürdürüldü. FAO’nun koordine ettiği kampanyada gıda güvenliği riski yüksek 1.7 milyon haneye 32 bin ton tohum dağıtımı gerçekleşti. Ülkenin gıda üretiminin yüzde 85’ine tekabül eden bir destek sağlandı.

Filipinler’de 2015’te Yolanda tayfunu en çok çiftçileri etkiledi. Hindistan cevizi ve mısır üretimi yapan çiftçilere alternatif gelir sağlamak için 129 işletmede sebze ve yüksek değerli tarım ürünlerinin üretimi sağlandı.

Şu anda kuzeydoğu Nijerya’da 174 bin çiftçiye tohum ve sulama sistemleri yardımı gerçekleştiriliyor. Güney Sudan’da 155 bin balıkçıya yardım sağlanıyor. Acil durum ve afetlerle mücadele Madagaskar’dan Nepal’e, Gazze’den Bolivya’ya çok geniş bir coğrafyada yer alıyor.

2017 nasıl görünüyor?
FAO, 2017 için 28 ülke ve bölgede 40 milyon insana ulaşmayı hedef alan 1.05 milyar dolarlık bir bütçe için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Öngörülen yardıma ilişkin bilgilere http://www.fao.org/3/a-i6642e.pdf sitesinden erişilebilir.

Demek ki neymiş?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaştıkça e-posta kutum “kadın” konulu bültenlerle doldu taştı. Gelen e-postaların bir kısmı Türkiye’de kadınların yaşadığı en büyük sorunlardan bahsediyordu. Cinsiyet ayrımcılığı, işsizlik, şiddet, eğitimsizlik gibi… Bir diğer kısmı ise kurumların kadınlar için düzenlediği konser, sergi, film gösterimi gibi etkinlik haberlerinden oluşuyordu.

Bir ümit, kadınlar günü vesilesiyle gerçekten topluma, kadına yarar sağlayan bir sosyal sorumluluk projesi görürüm diye düşündüm. Olmadı.

Tam da bu yazıyı kaleme aldığım gün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı İstatistiklerle kadın verilerini açıkladı. Verilere göre Türkiye’de 2016 yılında kadın nüfus 39 milyon 771 bin 221 kişi gözüküyor. Yani nüfusun yüzde 49,8’ini kadınlar oluşturuyor.

Peki eğitim durumları nasıl?

Türkiye’de, 25 ve daha yukarı yaşta olan ve okuma yazma bilmeyen toplam nüfus oranı yüzde 5,4 iken bu oran erkeklerde yüzde 1,8, kadınlarda yüzde 9 görünüyor. Lise ve dengi okul mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştakilerin toplam nüfus içindeki oranı yüzde 19,5 ve bu oran erkeklerde yüzde 23,5, kadınlarda ise yüzde 15,6. Yüksekokul veya fakülte mezunu olan toplam nüfus oranı yüzde 15,5. Bu oran erkeklerde yüzde 17,9, kadınlarda yüzde 13,1.

Bu verileri neden mi veriyorum?

Belki kadınlar için “gerçek fayda” sağlamak isteyecek bir kurum bu verilerden bir şeyler çıkarır da harekete geçer diye… Peki hiç mi yok faydalı projeler? Var elbette.

Tıpkı Limak Vakfı’nın bundan iki yıl önce başlattığı, Aile ve Sosyal Politikaları Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile birlikte yürütülen

Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) Projesi gibi. Türkiye’de kadın mühendis sayısını artırmak, istihdama katkı sağlamak ve kadınların tüm iş alanlarında karar verici pozisyonlara gelebilmesini desteklemek amacını taşıyan bu projenin bir benzeri mi? Yok.

Peki biraz daha bakalım TÜİK verilerine. Araştırmada kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne daha fazla katıldıkları görülüyor. Mesela okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 16,1 iken yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 71,6’ya çıkmış.

Aile yapısı araştırması 2016 sonuçlarına göre ise Türkiye genelinde yemek yapma işini yüzde 91,2 oranında kadınlar yaparken, erkeklerin yemek yapma oranı yüzde 8,8. Evin boya-badana işini yüzde 80,4 oranında erkekler yapıyor. Kadınlarda bu oran yüzde 19,6. Yani erkek işi, kadın işi uçurumunun ne yazık ki devam ettiği görülüyor.

Derken bir ses geldi aklıma:

“İşin kadını erkeği olmaz!” diyordu Filli Boya, kadın istihdamı ve fırsat eşitliğini desteklemek amacıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve İŞKUR’un katkılarıyla başlattığı Filli Kadın Ustalar’ı projesini tanıttığı reklam filminde.

Demek ki neymiş? İstenirse, biraz yaratıcı düşünülürse faydalı, ihtiyaç duyulan projeler yaratılabiliyormuş.

Kadın ustalar yetişmesine katkı sağlayan Filli Boya gibi markaların çoğalmasını diliyorum…