Yazılar

Barış Koşusu Ardından Düşündüklerim: Umut vs Kin

“Düşlerinde Özgür Dünya” olan Ali İsmail, bu düşlerini gerçekleştirmek için birçok faaliyet yapmıştı ve toplum için yenilerini yapmayı planlıyordu.

Hatta bu kapsamda yaptığı ve yapmayı planladığı etkinlikleri raporluyor ve günlüğüne yazıyordu. Günlüğünde Ali İsmail, bu yaptıklarının sebebini şu şekilde ifade etmişti; “Bu yazıları yazma amacım, sadece kendi kafamda toparlayıp, bu ekibi, gerçekten toplum için çalışan gençleri, bir yerlere vardırmak, ekibi resmiyete dökmek ve tanınmak istememdi.”

Yani Ali İsmail şu an yaşıyor olsaydı da muhtemelen toplum yararına çalışmalar yapıyor ve bu çalışmalarına kurumsal bir kimlik kazandırmayı hedefliyordu. Ailesi bunu görmüş, Ali İsmail’in bu hayallerini bir vasiyet olarak almış ve onun yarım kalan düşlerini hayata geçirmek için Ali İsmail KORKMAZ Vakfı’nı kurmuş.

18 Mart’ta, Ali İsmail Korkmaz Vakfı ve Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen, Defne Belediyesi ve Antakya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından da desteklenen, bu yıl ilk kez koşulan Hatay Barış Koşusu’ndaydım.

17 Mart’ta yapılan konser, konserde Emel Anne’nin sahnedeki konuşması, 18 Mart’ta koşu öncesi sahneden yapılan seslenişler, Korkmaz Ailesinin ne kadar muhteşem bir şey yaptığını bir kez daha ortaya koydu. Aile Ali’nin ardından her gün kini büyüteceğine Ali’nin düşlerine yoğunlaştı. Bir yandan hukuk sürecini devam ettirirken gençlere destekle gündemde oldu.

İnternet çıktı mertlik pekişti

Zamanımızın önemli bir kısmını bilgisayar başında geçiyoruz. Kimileri bu durumun bizleri sosyallikten uzaklaştırdığını düşünse de özellikle toplumsal olayların yaygınlaştırılmasında çok işe yarıyor. Özellikle de hastalıklara karşı bilinç oluşturmak için. Düşününce ilk aklıma gelenler ALS, meme kanseri… Nisan ayı Mavi giyerek fotoğraf çektirip #OtizmİçinMavi hashtag’i ile paylaşıp otizm farkındalığını artırma ayı. #OtizmİçinMavi farkındalık kampanyasının amacı, Otizm Spektrum Bozuklukları hakkında insanların doğru bilgiler edinmesini sağlamak ve bu farkındalığı bütün Türkiye’de artırarak otizmli bireylerin diğer insanlardan çok da farklı olmadığını göstermek. Çünkü Türkiye’de 10 kişiden sadece üçü otizm spektrum bozukluklarından haberdarken, bu üç kişiden sadece biri otizm hakkında doğru bilgilere sahip.

İnternet olmasaydı bunu nasıl yapardık?
Sağlık Bakanlığı’nın, otizm konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarının, sağlık merkezlerinin konuyla ilgili tanıtım yapmalarını beklerdik. Bireysel olarak elimizden sadece dost sohbetlerinde konuyu anlatmak gelirdi sanırım.