Yazılar

“Belki de Sensin” herkesi kök hücre bağışına davet ediyor

Sabancı Vakfı’nın toplumsal sorunlara çözüm üreten “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlattığı Fark Yaratanlar programında, dokuzuncu sezonun son Fark Yaratan’ı açıklandı.

Toplumsal gelişmeye yönelik fark yaratan çalışmaların kısa videolarının hazırlanıp internette ve televizyonda yayınlanmasıyla bu çalışmaların görünürlük kazanmasını ve izleyenlere ilham vermesini hedefleyen Fark Yaratanlar programı, dokuz yılda seçilen 175 Fark Yaratan’ın videosuyla yurt içinde ve yurt dışında 17 milyona yakın izlenme elde etti.  Dokuzuncu sezonun son Fark Yaratan’ıinsanları kök hücre bağışçısı olmaya teşvik etmek amacıyla kurulan Belki de Sensin oluşumu oldu.

Lösemi ve benzeri kanser türlerine yakalanan kişiler için farkındalık yaratarak 18-50 yaş arasındaki sağlıklı bireyleri kök hücre bağışçısı olmaya teşvik eden Belki de Sensin, 2013 yılında Merve Dilara Kurt ve Aykut Kadir Kurt tarafından kuruldu. İlik bulunamadığı için hayatını kaybeden Efe’nin hikayesinden yola çıkılarak hayata geçirilen Belki de Sensin’e dahil olan Türkiye’nin farklı şehirlerinde 300’ü aşkın gönüllü, kök hücre konusunda bilgilendirme yapıyor, seminerler düzenliyor ve bireyleri bağışçı olmaya teşvik etmek için faaliyetler yürütüyor.

Sağlık Bakanlığı, Kızılay ve Türkök başta olmak üzere farklı resmi kuruluşların kök hücre bağışını artırmaya yönelik çalışmalarına rağmen hala yeterli donör sayısına ulaşılamaması, bu alanda yürütülen çalışmaları daha önemli hale getiriyor.  Kızılay’ın 2017 verilerine göre; Türkiye’de yaklaşık 300 bin bağışçı bulunuyor.

Türkiye’den Hindistan’a kök hücre

Kök hücre bağışçısı olanların bilgileri gönüllü havuzuna kaydoluyor ve dünyanın her yerindeki kök hücre ihtiyaçları için değerlendiriliyor. Belki de Sensin sayesinde bağışçı olan bir gönüllünün kök hücreleri de Hindistan’a gönderilerek 2 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını kurtardı.

Belki de Sensin oluşumu, kök hücre bağışı konusunda bugüne kadar yüz binlerce kişiye ulaştı. Onlarca kişinin hayatına umut oldu. Hem hastaların hem de bağışçıların hayatında kocaman fark yaratmaya devam ediyor.

Kök hücre bağışçısı olma konusunda farkındalığı artırmak için faaliyet gösteren Belki de Sensin oluşumununfark yaratan hikayesini www.farkyaratanlar.org ve www.sabancivakfi.orginternet sitelerinin yanı sıra Facebook, Twitter ve Youtube’dan izleyebilirsiniz.

Hikayeleriyle ekrana taşınan Fark Yaratanlar sezon finali yapıyor

Fark Yaratanlar Programı, Cüneyt Özdemir’in sunumuyla 27 Mayıs Pazar saat 18.15’te CNN Türk’te yayınlanacak. Belki de Sensin ile bir diğer Sabancı Vakfı Fark Yaratan’ı Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği’nin fark yaratan hikayesinin konuk olacağı programla sezon finali yapılacak.

Üç tüp kanla hayatlara dokunan proje

Belki de Sensin, yeni projesi Bi’ Tutarsa’yı hayata geçirdi. Projeyle ilik bağışının önemi hakkında farkındalık yaratılması hedefleniyor. İnsanları donör olmaya yönlendirme misyonuyla harekete geçen projede hedef, kök hücre nakli bekleyen kanser hastalarının, uygun donör bulunarak, hayatta kalmalarını sağlamak. Milyonlarca kişinin kök hücre donör adayı olması hedeflenen kampanyaya Sunay Akın, Demet Evgar, Müjde Uzman ve Gürgen Öz’ün de aralarında yer aldığı çok sayıda ünlü isim destek veriyor.

Belki de Sensin platformu, Bu Kampanya Bi’ Tutarsa, Gerisini Kanser Düşünsün sloganıyla hayata geçirilen “bi’ tutarsa” projesiyle Edirne’den Hakkari’ye sıfır kanserli, bol sağlıklı bir Türkiye için 18-50 yaş arasında her yurttaş kök hücre donör adayı olmaya çağrılacak. Sosyal anket platformu Poltio’nun düzenlediği ankete katılan 1722 kişinin yüzde 66’sı Kök hücre donörlüğü hakkında bilginiz var mı? sorusuna hayır yanıtını verdi. Sunay Akın, Müjde Uzman, Serkan Keskin, Demet Evgar, Gürgen Öz, Ali İl, Alican Yücesoy ve Youtube’da Nedir? kanalıyla tanınan yönetmen Orçun Baş ve sunucu Büşra Şenol da kampanyada aktif olarak yer alacaklar.

63 ilde 1.800 gönüllüsü, 16 ilde ise 320 aktif gönüllüsü olan projenin kurucuları yeni kampanyalarının önemini şu sözlerle aktardı: “Düşünsenize! Sadece beş dakikanızı ayıracaksınız ve Kızılay’a üç küçük tüp kan örneği vereceksiniz. Sonuçta sizin kanınız bi’ tutarsa, bir hayat kurtarmış olacaksınız.”

Hedef: Yüzde yüz sağlıklı Türkiye!

Türkiye’de her yıl binlerce kişiye kanser tanısı konulduğuna dikkat çeken Belki de Sensin platformu kurucularından Aykut Kadir Kurt, uygun donör adayı bulunamadığı için her yıl yaklaşık 1000 kişinin hayatını kaybettiğini vurguladı. Kurt, hedeflerinin Alilerin yeniden top oynadığı, Ayşelerin yeniden ip atladığı, çocukların hayatlarını geri kazandığı yüzde yüz sağlıklı bir Türkiye olduğunu söyledi.

İstanbul Tıp Fakültesi Kemik İliği Bankası Koordinatör Yardımcısı Doç. Dr. Çiğdem Kekik Çınar, kampanya hakkında şunları söyledi: “Eşleşme sonrası nakil aşamasında toplumun korktuğu gibi bir durum söz konusu değildir. Nakil işlemi steril ortamlarda, basit işlemlerle, vericiye zarar verilmeden gerçekleştirilir. Ayrıca kemik iliği veya kandan kök hücre alımı nedeniyle, donörün hayatını ve iş gücünü etkileyebilecek herhangi bir sorun yaşanmaz. Yalnızca kemik iliğinin alındığı bölgelerde hafif ağrı hissedilebilir. İşlemlerden sonra donörler kendilerini hastaneden hemen ayrılacak kadar iyi hisseder. Ancak biz yine de donörün nakil işleminden sonraki birkaç gün ağır hareketlerden kaçınmasını öneriyoruz. Ayrıca tüm donörleri bağıştan 3, 6 ve 12 ay sonra kontrole tabi tutarak, her şeyin yolunda gittiğinden emin oluyoruz.”

 

 

“Donör olmak sanıldığı kadar zor değil”

Belki De Sensin, Aykut Kadir Kurt ve Dilara Kurt tarafından hayata geçirilen bir sosyal girişim projesi. Ülkemizde ihtiyaç olan donör sayısına ulaşmayı hedefleyen proje, dört yıldır farkındalık yaratmaya devam ediyor. Belki De Sensin kurucularından olan Aykut Kadir Kurt, kök hücre donörü olmanın zannedildiğinin aksine zahmetli bir işlem olmadığını ve dört tüp kan örneği vererek donör adayı olunabildiğini belirtiyor.

Belki de Sensin fikri nasıl ortaya çıktı?
2013 yılında belki sizler de hatırlarsınız, sosyal medyada pek çok insan Efe’ye ilik lazım hakkında paylaşım yapıyordu. Farkındalık bu kadar fazlayken bu çocukları neden kaybediyoruz diye düşündüm. Farkında değiliz aslında. Hastalar, yeteri kadar kök hücre donör adayı bulamadığı için kendi doku tipiyle eşleşemiyor ve maalesef bu yüzden hayattan ayrılmak durumunda kalıyorlar. Dünyaya güzel şeyler katacak değerli insanları kaybediyoruz ve kaybedebiliriz diye düşünerek Dilara Kurt’a anlattım. Sonra bu alanda yapılan çok fazla faaliyet olmadığını gördük ve hemen harekete geçtik. Bir internet sitesi açtık ama ondan önce donör olduk. Sitenin ismini de Belki De Sensin koyduk. Hayat kurtarabilecek kişi belki de sensin, başına gelebilecek kişi de ‘belki de sensin’ dedik. Bu sene dördüncü senemiz.

Projeyi hayata geçirme aşamasında çevrenizdekilerin tepkileri nasıl oldu, zorlandığınız noktalar neler?
Kan veriyorsunuz ve birinin hayatını kurtarıyorsunuz. Aslında bu söylendiğinde direkt anlaşılması gereken bir şey ama kimileri hemen kan verirken kimisi erteleyebiliyor maalesef. Beklediğimiz tepkiyi alamıyoruz ve bizi en çok zorlayan nokta bu oluyor. Sivil toplumda zorluklarla karşılaşınca vazgeçmek diye bir şey olmadığı için daha başka nasıl anlatırsak insanları ikna ederiz diye düşünüyoruz hala.

İnsanların sosyal farkındalığı sağlaması için nasıl çalışmalar yapılmalı?
Hepimiz bir zamanlar çocuktuk ve daha saf duygularla bakıyor ve seviyorduk. O sevgiyi hatırlatmak gerekiyor. Sevgi hatırlandığı taktirde bütün sosyal farkındalıklar sağlanabilir. İnsan gerçekten sevgiyi hatırlarsa ahlakını düzeltmesine de yardımcı olur. Bir de tabii gelir durumundan ötürü bunları düşünemeyecek çok büyük dertleri olan insanlar var. Onlar için de çalışmak gerekiyor.

Geleceğe yönelik planlarınızdan biraz bahseder misiniz?
Kuracağımız Dilara Vakfı altında markalar oluşturmayı düşünüyoruz. Bunun dışında kadın erkek eşitsizliği üstüne çalışacağız. Kadın hakları üstüne çalışırken erkeklerin de aktif olacağı şekilde yapmayı planlıyoruz projeyi. Tabii ki çok zor bir şey olduğu için hemen okumalara başladık. Neler yapıldı, neler yapılması gerekiyor, neler yanlış yapılıyor diye araştırmak gerekiyor; çünkü eşitsizlik dünyanın da kronik bir sorunu olduğu için o noktalara değinmeye çalışacağız.

Gönüllü olanlar ya da projeye destek vermek isteyenler nasıl bir yol izlemeli ?
İnternet sitemizde gönüllü formlarımızın olduğu sayfadan formu dolduruyorlar. Sonra gönüllü yönetiminden sorumlu arkadaşımız ilgili kişilerle iletişime geçiyor. Oradan bize de ulaşabilirler. 12 şehirde ekibimiz var. Eğer başvurunun yapıldığı şehirde ekibimiz bulunuyorsa oraya yönlendiriyoruz.

Günümüzdeki sosyal girişimcilik, sosyal etki kavramlarını biraz değerlendirebilir misiniz?
Sosyal girişimci, sorunu çözmeye yönelik çalışmalı, kendisinden bir star oluşturmaya yönelik değil. Bu hataya çok düşülüyor. Kibirle mücadele edememek oluyor bu. Önemli olan işin yapılması, hatta birlikte çalışılsa ortaya iyi projeler çıkacak ama aradaki ‘ben’ duygusu maalesef bu işi yapan kişiler için caydırıcı olabiliyor. Sosyal girişimciliğin ne demek olduğu henüz anlaşılamadı ama gözüken şu ki sosyal girişimcilik çok güçlü bir sektör olacak.

Farkındalık yaratan hikayeler

Girişim Hikayeleri’nin kanser ve türevlerine farkındalık amacıyla düzenlediği “Kanser Hikayeleri – Biz Ne Yapabiliriz?” konulu etkinlikte Belki De Sensin, Leyladan Sonra, Umudum Olmaya Var Mısın? ve Umutlu Mutlu projelerinin koordinatörleri kendi hikayelerini paylaştı. Etkinlik 15 Mart Çarşamba günü Habita’da gerçekleşti.

15 Mart Çarşamba günü Habita’da gerçekleşen Kanser Hikayeleri etkinliğinde, bu alanda faaliyet gösteren Belki De Sensin, Leyladan Sonra, Umudum Olmaya Var Mısın? ve Umutlu Mutlu projelerinin koordinatörleri projelerinin çıkış noktasını ve kendi hikayelerini katılımcılarla paylaşarak kanser hakkında yaptıkları çalışmalardan bahsettiler.

Etkinlikte çağımızda çok yaygın olan, genetik ve dış etkenlerden çok çabuk etkilenen bir hastalık olan kanserde en büyük sorunlardan biri de hastaların ve hasta yakınlarının bu konuda ne yapacağına dair bilgi ve motivasyon eksikliği olduğu vurgulandı. Kişilerin kendi veya yakınlarının başına gelmesini beklemeden önlem alınmasının ve farkındalık yaratılması gerektiğinin anlatıldığı etkinlikte, donör olmanın da sanıldığı gibi masraflı ve zararlı olmadığının altı çizildi.