Yazılar

Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivali 12 Ekim’de başlıyor

Beyaz Baston ve Erişilebilirlik Festivali, bu yıl beşinci kez, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs yerleşkesinde dopdolu ve rengârenk içeriğiyle 12 Ekim’de başlıyor.

Boğaziçi Üniversitesi’nin engelleri kaldırmak adına bu yıl beşinci kez düzenleyeceği Beyaz Baston Festivali 12-13 Ekim’de gerçekleşecek. Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde bulunan Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı (GETEM), Engelsiz Erişim Derneği’nin iş birliği ile ve birçok gönüllü kurumun desteğiyle hayata geçirilecek olan festival Güney Kampüste ziyaretçilere açık olacak.

Hayat küçük dokunuşlarla herkes için erişilebilir olabilir

Bu yıl da sürprizlerle dolu olacak festival stantları daha erişilebilir, eğlenceli, çeşitli ve farklı ihtiyaçlara cevap vermek üzere hazırlandı. Festivalde yer alacak olan Braille ve Dokunarak Okuma-Yazma, Bilişim ve Teknoloji, Kişisel Bakım, Oyun ve Hobi, Evde Tamir İşleri, Engelsiz Erişim, GETEM ve EEEH Dergi, Sesli Betimleme, Yemek, Engelsiz Parkur ve Müzik stantları, hayatın küçük dokunuşlarla herkes için erişilebilir olabileceğine dikkat çekecek.

Yemek Standında, festivali ziyaret eden misafirler, görme engellilerin yaptığı nefis yemeklerden tadabilecek, yemek pişirmenin sırlarını ve pratik yollarını ise ünlü yemek kitabı yazarı ve TV programcısı Selin Kutucular ile gerçekleşecek atölye çalışmalarında deneyimleyebilecek.

Evde Tamir İşleri Standı, görme engelli bireylerin bağımsız yaşam becerilerini arttırmayı amaçlayacak, standı ziyaret eden misafirler basit tamirat işleriyle ilgili bazı ipuçları alacak.

Festivalde, ayrıca Engelsiz Erişim, GETEM ve EEEH Dergi ortak standını ziyaret eden konuklara, festival alanında canlı canlı kitap seslendirebilecekleri keyifli bir ortam sunulacak.

Festival bu yıl ayrıca geçen yıllardan farklı olarak, Rehber Köpekler, engelli oyuncaklar üreten Serpil Acar, matematik standıyla Hale Uçuş, El Yordamı sergisiyle Olcay Aşçı ve Funda Altın, Erişilebilir Haritalar Standı ile Sözer Vurgun, 3B YEM ile Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden Hıdır Karaduman ve ekibi, Tarihe Dokunmak stantlarına ev sahipliği yapacak. Müzik Standıyla, gün boyunca kulaklarınızın pasını silip nefis tatlar bırakacak, yetenekli katılımcılar da keyifli müzikal deneyimlerini sergileyecek.

Boğaziçi Üniversitesi’nde doğaya ve insana zarar vermeyen pestisit geliştiriliyor

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü laboratuvarlarında, Dr. Öğr. Üyesi Necla Birgül İyison tarafından Akdeniz ormanlarında yaşayan, orman örtüsüne ve diğer canlılara zarar veren çam kese kurdu adlı böcek türüne karşı doğal pestisit geliştiriliyor.

Tükettiğimiz gıdalarda istenmeyen hayvan veya bitkileri öldürmek amacıyla kullanılan kimyasal pestisitler insan sağlığı kadar doğayı da olumsuz yönde etkiliyor.İnsektisit (böcek öldürücü), herbisit (yabani ot öldürücü), fungusit (küf öldürücü), rodentisit (kemirgen öldürücü) gibi farklı isimlerle sınıflandırılan kimyasal maddelerin tümünü kapsayan pestisitler havaya, su ve toprağa, oradan da bu ortamlarda yaşayan diğer canlılara geçerek ve dönüşüme uğrayarak çeşitli reaksiyonlara yol açıyor.

Uygulanan pestisit, zaman içinde doğada çözünmüyorsa önemli bir bölümünün toprakta kalması sonucunda çevre için büyük tehdit oluşturabiliyor. İlaç kalıntıları içeren bitki ve toprakların su ile teması sonucunda pestisit kalıntıları toprağın alt katmanlarına oradan yeraltı sularına ulaşabiliyor. Yeraltı sularına ulaşan pestisit kalıntıları içme suları yoluyla insan sağlığını tehdit ediyor. Pestisitin doğrudan suya karışması, ilaç atık ve artıklarının doğaya atılmaları, ambalaj malzemenin su kaynaklarında yıkanması sonucunda çevre sorunları yaşanabiliyor. Örneğin, önemli miktarlarda balık ölümleri gerçekleşebiliyor.

1960’larda FAO (Dünya Gıda Örgütü) ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından kurulan “Pestisit Kalıntıları Kodeks Komitesi” gıdalarda bulunmasına izin verilen maksimum kalıntı değerlerini saptamış durumda. Ülkemizde de tarımsal ürünlerde kullanılan pestisitlerin gıdalarda bulunması izin verilebilir maksimum miktarları ürün ve ilaç bazında belirlenmiştir. Bu bilgilere Tarım Bakanlığı’nın web sayfasından ulaşmak mümkün Verilere göre Türkiye pestisit kullanımında dünyada ilk 100 ülke arasında 62’ci sırada yer almaktadır.

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Birgül İyison, pestisitler üzerine yürüttüğü bir araştırma kapsamında Akdeniz bölgesinde orman örtüsüne zarar veren bir böcek türünün kontrol altına alınması amacıyla yeni bir zirai ilaç (pestisit) geliştirilmesi yönünde adımlar attıklarını kaydetti.

İyison, TÜBİTAK destekli araştırma kapsamında Akdeniz bölgesindeki çam ormanların 3-4 yılda bir patlama yaparak ciddi zararlara neden olan Çam Kese kurdu adı verilen böcek türünü laboratuvarda detaylı biçimde incelediklerini ve hücre zarındaki bir almaç proteinin yapısı üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Bu proteinin sadece böceklerde üretildiğini ve gelişim süreçlerinde görev aldığını belirten İyison; dolayısıyla laboratuvar çalışmaları kapsamında sadece bu böcek türüne zarar verecek ve diğer memeliler ile böcekler üzerinde etkili olmayacak bir pestisit geliştirmeyi amaçladıklarını belirterek, tarım ve zirai alanda kullanılan zararlı kimyasallara alternatif oluşturabileceklerini sözlerine ekledi.

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Necla Birgül İyison araştırmaya ilişkin olarak; “Bu projeyi TÜBİTAK’a sunduk. Muhtemelen bir ilerideki safhada Tarım Bakanlığı’na yönelebileceğiz. Bu projeyle bu böcek türüne özel bir pestisit geliştirmiş olacağız. Pestisitler, gıda ve tarım ürünlerine zarar veriyor. Ahşap ürünlerine, hayvan yemlerine ya da hayvanlar üzerinde ve vücutlarında yaşayan böceklerde, eklembacaklılarda hepsine zarar veriyor. Ayrıca tarım alanında çalışanların sperm hücre sayısının kentlerde yaşayanlara oranla %40 azaldığı belirtiliyor, yani infertilizasyona yol açıyor. Pestisit kullanımının maliyeti de çok yüksek. Aslında hiç kullanmamak en iyisi ama onu da yapamıyorsunuz, çünkü tarımda çok fazla zarar oluyor o çevrede yaşayan böceklerden kaynaklanan. Bu nedenle doğru dozlarda kullanım çok önemli. Projemiz bittikten sonra, 2-3 yıl içinde, bir molekül bulursak o molekül üzerinde yoğunlaşıp Tarım Bakanlığı’na veya tekrar TÜBİTAK’a başka bir proje verip üretimini de yapmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye’de günde 144 ton plastik atık denize karışıyor!

Boğaziçi Üniversitesi, Birleşmiş Milletler kararıyla 1992’den bu yana her yıl Dünya Okyanus Günü olarak kutlanan 8 Haziran’da “Türkiye’nin Plastik Atığı için Eyleme Geçme Zamanı: Çevre Dostu Üretim, Sorumlu Tüketim, Etkin Geri Dönüşüm Çalıştayı”na ev sahipliği yaptı.

Boğaziçi Üniversitesi tarafından Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye (Sustainable Development Solutions Network – UN SDSN Türkiye) ve WWF Türkiye ile birlikte düzenlenen çalıştayda bir araya gelen plastik sektörünün paydaş ve oyuncuları; sektördeki problemleri, plastik atık konusunda farkındalık yaratma projelerini ve pozitif değişim için çalışmanın esasları tartıştı. Boğaziçi Üniversitesi Eski Rektörü ve SDSN Türkiye Onursal Başkanı Prof. Dr. Üstün Ergüder, UNDP İstanbul Bölge Ofisi Program Analisti Etienne Gonin ve WWF Türkiye Başkan ve CEO’su Nergis Yazgan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan çalıştayda, WWF Türkiye’nin Akdeniz ölçeğinde yayımlanan “Plastik Kapanından Çıkış: Akdeniz’i Plastik Kirliliğinden Kurtarmak Raporu”ndan çarpıcı sonuçlar ilk kez kamuoyu ile paylaşıldı.

Akdeniz alarm veriyor!

WWF Türkiye İletişim Direktörü Tolga Yücel’in sunduğu “Plastik Kapanından Çıkış: Akdeniz’i Plastik Kirliliğinden Kurtarmak Raporu”na göre, dünyada yılda 60 milyon ton plastik üretiliyor ve 27 milyon ton plastik atığı oluşuyor. Denizlerdeki plastik çöp miktarının küresel çözüm bekleyen en önemli sorunların başında geldiği vurgulanan raporda, plastik atıkların deniz ekosistemlerinde 13 milyar dolar civarında zarara yol açtığı ifade ediliyor. Raporda ayrıca Türkiye’de günde 144 ton plastik atığın denize karıştığı belirtiliyor.

“Gönüllülük yetmez, yasal düzenleme şart”

Çalıştayda sivil toplum, akademi ve yerel-ulusal yönetimlerin daha akıllı ve sürdürülebilir bir plastik üretimi için verebileceği katkılar da masaya yatırıldı. Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Genel Sekreteri Konca Çalkıvık “Her dakika bir kamyon dolusu plastik atık denizlere dökülüyor. Her yıl okyanuslara 9 milyon ton plastik atık bırakılıyor. Global bir sorun olan plastik atık konusunun, yerel-bölgesel iş birlikleri olmadan çözülmesi mümkün değil” diye konuştu. Çalkıvık, gönüllülük esasının sorunun çözümünde yeterli olmadığının, yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunun da altını çizdi.

“Lineer ekonomiden geri dönüşüme dayalı döngüsel ekonomiye geçiş şart” 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Atık Yönetimi Daire Başkanı Ahmet Varır,Türkiye’de yılda 31 milyon ton evsel atık ortaya çıktığını, bunların yüzde 10 ila 12’sinin plastik atıklardan oluştuğunu belirtti. Depozito sisteminin ve farklı atık önleme planlarının öncelikler arasına alınması gerektiğini kaydeden Varır, özel sektörde birkaç büyük kuruluş dışında hiçbir atık önleme planı bulunmadığını hatırlatarak özel sektöre de çağrı yaptı. Halihazırda yürütülen atık toplama faaliyetlerinin etkin ve sürdürülebilir olmadığını kaydeden Varır, lineer ekonomiden geri dönüşüme dayalı döngüsel ekonomiye geçişin Türkiye için bir gereklilik olduğunu belirtti. Varır, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve atıkların türlerine göre toplanmasını kolaylaştırması öngörülen “Sıfır Atık” projesi kapsamında şu an atıklardan yüzde 15 geri dönüşüm yapabildiklerini, 2023’e kadar geri dönüşümde yüzde 35 seviyesini yakalamayı hedeflediklerini kaydetti. Varır, “Bu oranlar düşük olsa da 1990’lı yıllara göre şu an bile 15 kat artmış halde” dedi.

“Farkındalığı tabana yayamıyoruz”

Kalkınma Bakanlığı uzmanlarından Musa Rahmanlar da 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin 12. hedefinin plastik atık konusuna odaklandığını ve konunun diğer hedeflerin tümüyle ilişkili olduğunu vurguladı. Rahmanlar, “Bireysel çabalar yeterli değil. Toplumsal bilinç düzeyinin artması gerekiyor. Eğitim ve doğru toplama bir arada olduğunda başarılı olabiliyor. Ancak bundan sonra geri dönüşüm ve AR-GE verimliliği artıyor. Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelerde plastik atık ve geri dönüşüm konusunda toplumsal bilinç yaratılabiliyor. Biz farkındalığı tabana yayamıyoruz. Eğitim ve vizyon gerekiyor. Tartıştığımız şeyleri uygulamaya dönüştürmedikçe iyi niyet temennisinden öteye geçemeyiz” diye konuştu.

2050’ye kadar denizlerdeki plastik kütlesi balık kütlesinden fazla olacak

Plastik dönüşümünde özel sektörün sorumluluğunun masaya yatırıldığı oturumda son 60 yılda plastik atık üretiminin 20 kat arttığı ve plastik üretiminde sürdürülebilir şeffaf bir fonlama sistemine ihtiyaç duyulduğu, geri dönüşüm sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Gerekli geri dönüşüm ve atık toplama önlemleri alınmadığı takdirde 2050 yılına kadar denizlerdeki plastik atık kütlesinin toplam balık kütlesini geçeceğinin öngörüldüğü belirtildi; hem global hem de yerel çalışmalarda atık sorununun önüne geçebilmek için sanayi, akademi ve kamu iş birliğinin gerekliliği vurgulandı.

Plastik kullanımında ezberler bozulmalı 

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Adaman moderatörlüğünde Akdeniz’de biyolojik çeşitliliği ve deniz yaşamını korumak için alınması gereken acil ve hızlı önlemlerin ele alındığı oturumda, günümüzde denizlerden sürdürülebilir ekonomik fayda elde edememenin başlıca nedeninin deniz kirliliği olduğuna dikkat çekildi, denizlerde ısınma artışıyla beraber ekosistemin de dengesinin değiştiği ifade edildi. Akdeniz’in dünyada plastik kirliliği seviyesi en yüksek denizlerden biri haline geldiği, deniz canlılarının mikroplastikler nedeniyle yaşamlarını yitirdikleri hatırlatıldı. Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Nilüfer Oral, çevre ve deniz hukuku açısından Akdeniz’in en fazla hukuki mevzuata sahip olduğunu, BM Bölgesel Deniz Programı kapsamında Akdeniz’de kara kökenli kirliliğe dair bağlayıcı maddeleri olan bir protokolün bulunduğunu hatırlattı. BoğaziçiÜniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve İklim Değişikliği Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz da plastik kullanımı hakkında ezberleri bozmak gerektiğine dikkat çekti, öncelikle plastik ihtiyacını ortadan kaldırmak gerektiğini söyledi. İnsanların bu konuda bilinçlenmesinin önemine değinen Kurnaz, tüketicilerin büyük marketler yerine mahalle bakkallarından alışveriş etmek, plastik poşet yerine bez torba kullanmak gibi günlük yaşamlarındaki bazı alışkanlıklarını değiştirmeleri gerekliliğine vurgu yaptı.

Boğaziçi Üniversitesi, Birleşmiş Milletler’in iklim kahramanı Doug Woodring’i ağırlayacak

Boğaziçi Üniversitesi, Boğaziçi Lectures etkinlikleri kapsamında, okyanuslar başta olmak üzere çevreyi kirleten plastikler konusunda tüm dünyada ses getiren çalışmalara imza atan ve pek çok ödül sahibi uzman çevreci Doug Woodring’i konuk ediyor. 

Boğaziçi Üniversitesi, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN Turkey) ve WWF-Türkiye iş birliğiyle denizlerimizdeki plastik kirliliği sorunu ve bioçeşitliliği masaya yatırmak üzere BU Lectures etkinliklerinde yer alacak Doug Woodring, 23 Mart 2018, Cuma günü saat 15.00’da, “Plastik – Gezegeni saran madde” başlıklı bir konuşma yapacak.

Okyanusları iyileştirmek amacıyla inovatif çözümler, teknoloji ve işbirlikleri geliştiren Okyanus İyileştirme Birliği adlı kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşunun kurucusu ve müdürü olan Doug Woordring, 2018 yılında İnovatif Yardımseverlik dalında Prens Albert Prize ödülüne de layık görülen bir çevreci.

Wharton Enstitüsü Küresel Çevre Liderliği programında Danışma Kurulu’nda görev yapan Woordring, aynı zamanda ilk defa Rio+20 Dünya Zirvesi’nde hayata geçirilen Plastiklik Forumu’nun da kurucusu. Rio’daki BM Zirvesi’nden bugüne atık ayak izimizi düşürdüğümüz bir dünya için plastik sürdürülebilirliğinin geleceği konusunda Hong Kong, New York, Portekiz, Şangay, Londra, Dallas, Los Angeles ve Sydney’de pek çok çalışmaya imza attı. Asya’daki tek okyanus film festivali olan “Sinemada Okyanus Film Festivali”nin de yöneticisi durumunda.

Tüm Zamanların en iyi 50 Su Adamı arasında

Denizlerle ilişkisi aynı zamanda sporcu kimliğiyle öne çıkan Doug Woodring, açık deniz yüzücülüğü sporuna yaptığı inovatif katkılardan dolayı üç kez Yılın Dünya Açık Deniz Yüzücüsü seçilmesinin yanı sıra, tüm zamanların en iyi 50 Su Adamı arasında gösterildi. California Berkeley Üniversitesi Ekonomi ve Siyaset Bilimi mezunu olan Doug Woodring, hem Wharton School (MBA) ve John Hopkins Üniversiteleri’nden yüksek lisans derecesine sahip.

Mültecilere daha iyi yaşam koşulları

Suriyeli mülteciler için daha iyi yaşam koşulları oluşturmak amacıyla Data 4 Refugees Challenge adlı insani yardım çalışması, TÜBİTAK, Türk Telekom ve Boğaziçi Üniversitesi iş birliğiyle başlatıldı.

TÜBİTAK, Türk Telekom ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirmek amacıyla Data 4 Refugees Challenge çalışması başlatıldı. Çalışma kapsamında; mültecilerin refahına katkıda bulunmak, emniyet, sağlık, eğitim, işsizlik, sosyal entegrasyon, hareketlilik, kaynakların ve altyapının dağılımı da dâhil olmak üzere önemli konular hakkında birtakım analizler gerçekleştirmek ve bilgi edinmek, hükümetlerin ve uluslararası organizasyonların mültecilerin nüfus yapılarına dair dinamiklerini modellemelerine ve ihtiyaçlarını keşfetmelerine yardımcı olmak, mültecilerle birlikte Türkiye ve diğer ülkelerdeki mültecilere yeni uygulamalar, hizmetler ve yenilikçi çözümler üreten ileri projeleri teşvik etmek ve projelere temel oluşturmak için bir yarışma düzenlendi. Yarışmanın katılımcılarına bir yıl boyunca bir milyon müşteriden toplanan ve hiçbir kişisel bilgi bulunmayacak şekilde anonim hale getirilmiş bir veri setine erişim imkânı sağlanacak. Katılımcılar yarışma bitiminde analiz sonuçlarını içeren proje raporları gönderecek.

Başvurular, mültecilere sağlanacak nihai fayda açısından değerlendirilecek

Yarışmaya katılım, veri gizliliğini ve mahremiyeti korumak amacıyla mutlak bir anlaşmaya tâbi olacak. Yarışmaya başvuran araştırma ekiplerinin, bağlı bulundukları kurumun kadrolu bir personeli tarafından yönetilmesi ve tüm ekip üyelerinin isimlerinin anlaşmada belirtilmesi gerekiyor. Başvuru sırasında, ekibin amaçlarını açıklayan bir sayfalık proje teklifi gönderilecek. Başvurular, öncelikle mültecilere sağladıkları nihai fayda açısından değerlendirilecek. Ticari bilgilerin kullanımı yasak olacak.

Proje raporları kamuoyuna açıklanacak

Proje Değerlendirme Komitesi, yarışmanın ana temaları olan emniyet, sağlık, eğitim, işsizlik, entegrasyon alanlarında beş proje seçecek ve yarışma sonunda ödül verilecek. Değerlendirme sonrasında, proje raporları kamuoyuna açıklanacak ve projelerin bulgularını ilgili bakanlıkların ve STK’ların erişimine açık bir şekilde sunan bir teknik rapor hazırlanacak. Katılımcılar, çalışmalarının tam mülkiyetine ve telif haklarına sahip olacak. Önerilerin gönderimi sırasında yapılan anlaşmaya göre; katılımcılar, uygun haklarla materyallerin kullanılmasına izin vererek gönderilen tüm materyallerin, Creative Commons Attribution-ShareAlike açık lisans sözleşmesi kapsamında halka açılacağını kabul edeceklerini beyan edecekler.

Yarışmayla ilgili detaylı bilgiye buradan ulaşılabilir.

Kız kardeşim projesiyle kadınlar güçleniyor

Kadınların kendilerini geliştirerek toplum içinde daha aktif rol almalarını amaçlayan ve ekonomiye katılımlarının önünü açmayı destekleyen Kız Kardeşim Projesi kapsamında Coca-Cola, Anadolu Vakfı desteği ve Boğaziçi Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) iş birliğiyle hayata geçirilen eğitimlerle 2015 Ekim – 2016 Mayıs döneminde bine yakın kadına ulaşıldı.

Kadınların kendilerini geliştirerek toplum içinde daha aktif rol almalarını amaçlayan ve ekonomiye katılımlarının önünü açmayı destekleyen Kız Kardeşim Projesi, 2017 yılı eğitimlerine şubat ayında Denizli’de tekrar başladı. İş fikirlerini hayata geçirmek isteyen kadınlara mentorluk desteği de verecek olan Kız Kardeşim Projesi’yle hedef, 2017 Şubat – 2018 Mayıs dönemi boyunca 15 ilde eğitim vermek.

Konuyla ilgili Walmart Kadınların Ekonomik Olarak Güçlenmesi Zirvesi’nde konuşan Coca-Cola Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Muhtar Kent, girişimin hayata geçirildiği 2010 yılından bu yana 64 ülkede 1,7 milyondan fazla kadına ulaştığını açıkladı. Sunulan eğitimlerin, finansal destekler ve mentorluk desteğinin yanı sıra 5by20 programları kadınların özgüven kazanmalarına da yardımcı olduğunu belirtti. Kız Kardeşim Projesi, kadınların kendilerini geliştirerek toplum içinde daha aktif rol almalarını amaçlıyor ve ekonomiye katılımlarının önünü açmayı destekliyor.