Yazılar

Tema Vakfı’ndan Kömür Etme kampanyası

TEMA Vakfı, kömürlü termik santrallerin ve kömür madenciliğinin tarım alanlarına verdiği zarara dikkat çekmek üzere “Kömür Etme” sloganıyla bir farkındalık kampanyası başlatıldı.

Trakya, Çanakkale, Eskişehir, Adana, Konya ve Karaman’ın verimli tarım topraklarına kömürlü termik santraller ve kömür ocakları kurulması planlanıyor. Kömürlü termik santrallerin ve kömür madenciliğinin tarım alanlarına verdiği zarara dikkat çekmek için çalışmalar yürüten TEMA Vakfı, bu sefer de yeni başlattığıkampanya ile “Kömür Etme” diyerek kömür yatırımlarının tarım alanlarında yapılmaması için karar alıcılara çağrı yapıyor. Termik santral projelerinden biri Avrupa’daki tarım hayatının temellerinin atıldığı arkeolojik kazılarla saptanan Kırklareli’de planlanıyor. Bu kapsamda gıdayı, suyu ve hayatı tehdit eden kömür projelerinin tarım toprağına vereceği zararları yerinde görmek ve konuyla ilgili detayları paylaşmak üzere TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, basın temsilcileri,TEMA Vakfı gönüllüleri ve uzmanlar ile birlikte Kırklareli’yi ziyaret etti.

Tarım Avrupa’ya Trakya’dan yayıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının önemli çalışmaları sayesinde Bakanlar Kurulu kararları ile toplam 7 milyon hektarı (yaklaşık iki Konya ili büyüklüğünde bir alan) kaplayan 257 ovanın “Büyük ova koruma alanı” ilan edildiğine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Türkiye’nin gıdasının üretilmesinde önemli bir yer tutan Trakya’nın 85 bin dönümlük Kırklareli Ovası da bu ovalar arasında yer alıyor. Bu bölgedeki verimli topraklara maalesef kömürlü termik santral kurulması planlanıyor.Büyük ova ilan edilen bölgelerde projelendirilen termik santral ve kömür madenciliği projeleri Türkiye’nin gıda ve su güvencesini tehdit ediyor. Bu projeler başta toprak ve su varlıkları olmak üzere tüm doğal varlıklara geri dönülmez zararlar veriyor. Ayrıca termik santrallerin neden olacağı hava kirliliği ve su tüketimi tarımı, çiftçiyi ve halk sağlığını olumsuz etkiliyor. Öte yandan bir kömürlü termik santralin ortalama 35 yıllık ömrü bulunuyor. Ancak bu bölgenin 8 bin 200 yıl önce ilk tarımsal yaşamın başladığı ve Avrupa’ya yayıldığı topraklar olduğu biliniyor. Bu topraklar tarımsal açıdan tarihi değerini günümüzde de sürdürüyor. 35 yıllık enerji üretimi için yılların tarımsal değerinden vazgeçilmemesi gerekiyor.Ayrıca bu bölgeye planlanan termik santral için gerçekleştirilmek istenen çevresel etki değerlendirme (ÇED) kapsamındaki halkı bilgilendirme toplantısını yerel halk yaptırmadı. Çünkü bu verimli topraklara termik santral yapılmasını istemiyorlar. Tarım ve hayvancılık yaparak hayatlarını sürdürmek istiyorlar. Bu bakımdan Tarım ve Orman Bakanlığına tarım alanlarındaki kömür yatırımlarına izin vermemesi için çağrı yapıyoruz” dedi.

Enerji verimliliği ve tasarrufuna öncelik verilmeli

Uluslararası Enerji Ajansı kısa bir süre önce karbon salan herhangi bir santralin inşa edilebilmesi için artık yer olmadığını, tüm yeni enerji projelerinin düşük karbonlu olması ve mevcut altyapının emekli edilerek enerji altyapısının temizlenmesi gerektiğini açıkladı. Buna karşın bugün Türkiye’nin önemli tarım alanlarına termik santraller kurulması planlanıyor. Türkiye’nin yüzde 27 oranında toplam enerji verimliliği ve tasarrufu potansiyeli bulunuyor ve neredeyse tüketilen enerjinin üçte biri israf ediliyor. En ucuz ve temiz enerji, tüketilmeyen enerjidir. Konut ve ofislerde yüzde 29 oranında elektrik tasarrufu potansiyeli var. Türkiye’nin sanayideki enerji tüketimi birkaç sektörde yoğunlaşmış durumdadır. Sanayide tüketilen enerjinin yüzde 45’ini, elektriğin yüzde 29’unu çimento ve demir-çelik sektörü tüketiyor ve bu sektörlerde yüksek oranda enerji verimliliği ve tasarrufu potansiyeli bulunuyor. Sadece bu iki sektörde bile yüzde 20’den fazla elektriği geri kazanma fırsatı var. Tekstil sektöründe ise bu oran yüzde 57 seviyesine erişiyor. Bu nedenle elektrik üretmek için yeni kömürlü termik santraller projelendirmek yerine enerji yatırımlarında tasarruf ve verimlilik çalışmalarının önceliklendirilmesi önem kazanıyor.

Bazı problemleri çözmek için #BilmekYetmez

TEMA Vakfı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde ülke çapında yürüttüğü doğa eğitimi kampanyasına destek çağrısı yaptı.

Doğa Eğitim Programları’nı duyurmak ve destek çağrısı yapmak amacıyla TEMA Vakfı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde bir açıklama yayınladı. Doğa Eğitim Programları’na ve kampanyaya dair bilgiler veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Doğa bilinciyle büyüyen nesiller için TEMA Vakfı olarak Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile imzalanan iş birliği anlaşması kapsamında okullarda doğa eğitimleri veriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki çocuklar doğayı tanımadan sevemez, sevmeden koruyamaz. Bu eğitimleri daha fazla çocuğa ulaştırmak için hazırladığımız doğa eğitimleri kampanyamız, gönüllü bir ekibin çalışmasıyla ortaya çıktı.  Medina Turgul DDB’nin hazırladığı, PToT Filmin katkı verdiği ve gönüllümüz Yiğit Özşener’in seslendirdiği kampanyamızı bugün kamuoyuyla paylaşıyoruz. Kampanya kapsamında hazırlanan filmlerle orman yangını, iklim değişikliği, toprak ve orman alanlarındaki azalma gibi çevre sorunlarına dikkat çekiyoruz ve bu sorunlara karşı önlem almanın yolunun doğa bilinciyle büyüyen nesiller yetiştirmekten geçtiğine vurgu yapıyoruz” dedi.

Doğa eğitimleri 81 ilde 100 bini aşkın çocukla uygulanıyor

Bugün karşı karşıya olduğumuz bazı ekolojik problemleri çözmek için sadece coğrafya, matematik, tarih, dilbilgisi bilmenin yeterli olmayacağı ve çocukların erken yaşlardan itibaren doğa eğitimi almaları gerektiğini vurgulayan Deniz Ataç “#BilmekYetmez kampanyamız ile çağrımız tüm ebeveynlere. Yarınlarda doğayı tanıyan, seven, koruyan; kendisini doğanın sahibi değil de bir parçası olarak gören nesiller için çocuklarımızın daha fazla doğa ile iç içe olması gerekiyor. Doğayı anlayarak ve doğaya uyum sağlayarak sürdürülebilir bir yaşam mümkün. Bu nedenle bizler Minik TEMA, Yavru TEMA, Ortaokul TEMA ve Lise TEMA adlı eğitim programlarımızı binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle her yıl 81 ilde 100 bini aşkın çocukla uyguluyoruz. Çocukların doğada keşfederek vakit geçirmelerini desteklemeyi, doğaya duyarlı davranış ve tutumlar sergileyen bireyler olmalarına katkı sağlamayı, fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini desteklemeyi hedefliyoruz. Daha fazla çocuğa bu eğitimleri ulaştırabilmemiz için şimdi desteğinize ihtiyacımız var. 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle herkesi TEMA Vakfı’nın doğa eğitim programlarına destek vermeye çağırıyoruz. Dileyen herkes 3464’e TEMA yazıp SMS göndererek çocuklara yönelik doğa eğitimlerine 10 TL katkıda bulunabilir. Aynı zamanda #BilmekYetmez etiketiyle konuya dikkat çekmek için hazırladığımız filmleri sosyal medyada paylaşarak sesimizi daha geniş kitlelere duyurmamıza yardımcı olabilir” dedi.

İklim değişikliğinden etkilenen aileler Avrupa Birliği’ne dava açtı

Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan ve iklim değişikliğinin etkilerine doğrudan maruz kalan aileler, Avrupa Birliği’ne (AB) dava açtı. AB’nin iklim hedeflerinin yeterince iddialı olmadığı ve yurttaşlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmediği gerekçesiyle dava açan aileler, hükümetleri iklim değişikliğinin etkilerine karşı somut adımlar atmaya davet ediyor. Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) üyesi olan TEMA Vakfı da davanın önemine dikkat çekiyor.

AB’ye dava açan ailelere düşünce kuruluşu Climate Analytics, birçok sivil toplum kuruluşu, bilim insanı ve yurttaş ile birlikte Türkiye’den TEMA Vakfı ve İklim Ağı gibi önde gelen çevre ve iklim örgütleri destek veriyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Ülkeler Paris Anlaşması ile sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlandırmak için çalışmalar gerçekleştirmeyi kabul etti. Bununla birlikte 2030 için belirlenen iklim hedeflerinin Paris Anlaşması için yeterli olmadığı açıkça görülüyor. Dünyanın farklı ülkelerinden ailelerin açtığı bu dava AB’nin iklim hedeflerini daha da ileri götürmesinin gerekliliğini ve aciliyetini gözler önüne seriyor. Pek çoğu tarım, hayvancılık ve bölgesel turizm gibi faaliyetlerle yaşamını sürdüren ailelerin iklim değişikliği sebebiyle hem geçim kaynakları hem de yaşam şekilleri gittikçe kötüleşiyor” dedi. İklim değişikliğinin TEMA Vakfı’nın öncelikli çalışma alanlarından biri olduğunun altını çizen Deniz Ataç, “Biz, ekosistem haklarını koruma çerçevesinde başta topraklarımız olmak üzere suyu, biyolojik çeşitliliği ve iklimi korumak için ulusal ve uluslararası ortaklarımızla birlikte çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Günümüzde ekosistem haklarının yanı sıra kentin hakkı, gelecek nesillerin hakkı gibi dördüncü kuşak haklar konuşuluyor. Bu bakımdan bugün aldığımız kararlar sadece kendi hakkımızı ve bugünü değil, bizlerden çok sonra dünyada bulunacak canlı ve cansız varlıkların hayatlarını etkiliyor. Durum böyle iken alınan kararlarda ve gösterilen davranışlarda gelecek nesillerin hakkını gözetmek bir zorunluluk haline geliyor. Bu sebeple ailelerin iklim davasına yürekten destek veriyoruz” dedi.

AB’nin yüzde 40 azaltım hedefi bile yetersiz
Avrupa’dan ve Avrupa dışından aileler, Avrupa Parlamentosu’nu ve Avrupa Konseyi’ni yurttaşlarını iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden korumayı başaramadığı için dava ediyor. Aileler, yüksek sera gazı emisyonu seviyelerine izin verilmesini ve mevcut 2030 iklim hedeflerinin yetersiz olmasını neden olarak gösteriyor. Avrupa Adalet Divanı Genel Mahkemesi’ne yöneltilen şikayette, AB’nin mevcut 2030 iklim hedeflerinin, yani sera gazı emisyonlarını 1990 yılını baz alarak yüzde 40 azaltmayı hedeflemesinin, iklim değişikliğinin tehlikelerini önlemek için yetersiz olduğu belirtiliyor.

Portekiz, Almanya, Fransa, İtalya, Romanya, Kenya ve Fiji’den on aile ile İsveç Sami Gençlik Birliği, AB’yi, mevcut 2030 iklim hedeflerinin yetersiz olması nedeniyle ve yurttaşlarını iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı korumayı başaramadığı için konuyu mahkemeye götürüyor. 8 ülkeden dava açan insanlar, AB’nin daha iddialı azaltım hedefleri koyarak yurttaşlarının temel haklarını korumayı hedeflemesini istiyor. Aileler, Mahkeme’den iklim değişikliğinin bir insan hakları meselesi olduğunu ve AB’nin kendi haklarını ayrıca bugünün çocuklarının ve gelecek nesillerin de hakkını korumakla yükümlü olduğunu kabul etmesini talep ediyor.

İklim değişikliği sadece Avrupa’nın meselesi değil
Fransalı davacı ailenin büyükbabası Maurice Feschet (72), iklim değişikliği nedeniyle, altı yıl içinde yüzde 44 ürün kaybı yaşadıklarını öne sürerken, İsveç Sami Gençlik Birliği’nden Sanna Vannar (22) ren geyiklerini kaybederlerse, Sami kültürünün yok olacağını belirtiyor. Vannar’a göre Sami gençlerinin çoğu ren geyiği çobanlığı yapıp aileleriyle kalmak istiyor, ancak bir gelecek göremiyorlar.

Davacı ailelerin avukatlarından Roda Verheyen, “İklim değişikliği sadece Avrupa’nın değil, dünyadaki diğer mahkemelerin de bir meselesidir. Davacı aileler AB Mahkemelerine ve yasal sisteme iklim değişikliğinin tehlikelerini önleme, yaşam, sağlık, iş ve mülkiyet hakkını savunma konusunda güveniyor. AB Mahkemeleri bu aileleri dinlemekle ve korunduklarından emin olmakla yükümlüdür” dedi.

Balparmak TEMA Vakfı işbirliği ile “Arıyı Unutma” dedi

Balparmak,“Arıyı Unutma” kampanyası için özel çekilen ve ünlü oyuncu Ayşe Tolga’nın bir arıyı seslendirdiği videoyu sosyal medyada paylaştı.

Türkiye’nin dört bir yanında verdiği arıcılık eğitimleri ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarıyla kaliteli bal üretimini destekleyen Balparmak, 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nü “Arıyı Unutma” kampanyasıyla kutluyor. Arıların doğa ve insan yaşamına katkısına dikkat çekmek ve bu konuda toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 2 yıldır devam eden kampanya kapsamında, arılarla ilgili ünlü oyuncu Ayşe Tolga’nın ses verdiği bir kısa film çekildi. Meyve türleri ağırlıkta olmak üzere dünya bitkilerinin yüzde 80’inin polenini dağıtan arıların yaşam zincirinin en önemli halkalarından biri olduğuna dikkat çeken videonun sosyal medyada aldığı her beğeni ve paylaşım için Balparmak TEMA Vakfı’na bağışta bulunacak.

Balparmak, Dünya Arı Günü’nü kutlamak amacıyla 20 Mayıs Pazar günü Çekmeköy’deki tesisinde renkli bir etkinliğe de ev sahipliği yaptı. Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Balparmak Pazarlama Direktörü Dr. Pınar Nokay, Balparmak Bal Tedarik Müdürü İsfendiyar Üzümcü ve Aromaterapist ve İyi Yaşam Koçu Ayşe Tolga’nın da yer aldığı etkinliğe ünlü isimler de konuk olarak katıldı.

Arı popülasyonunun artması için arıcılarla birlikte arı gibi çalışıyoruz

Balparmak’ın 2004 yılından bu yana verdiği eğitimlerle Türkiye’deki arıcıları; zirai ilaç kullanımı, su ve çevre kirliliği, baz istasyonlarıyla radyolojik etkileşim ve iklim değişikliği gibi arı popülasyonlarını olumsuz etkileyen nedenler konusunda bilinçlendirdiğini söyleyen Altıparmak Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak:“Arılar, yirmi milyon yıldır bal üretiyor. Ekosistemimizin en çok çalışan canlıları. Hem bitki popülasyonlarının devamlılığını sağlıyor, hem de meyvelerin verimliliğini ve kalitesini artırıyorlar. Yani yaşamın devamlılığı için en büyük rolü onlar üstleniyor. Einstein’ın “Arılar yeryüzünden kaybolursa insanlığın dört yıl ömrü kalır.” sözü hala geçerliliğini koruyor. Balparmak olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki arıcılarla birebir iletişim içindeyiz çünkü balı direkt arıcıdan alıyoruz. Arı popülasyonunun artması, kaliteli bal üretimi için arıcılara büyük rol düşüyor. Verdiğimiz eğitimler ve Arıcım projemiz gibi çalışmalarımızla öncelikle arıcılarda bu farkındalığı artırmak istiyoruz. Ancak bu konuda hepimize sorumluluk düşüyor. TEMA Vakfı ile işbirliği içinde düzenlediğimiz ‘Arıyı Unutma’ kampanyamız ile bu yıl toplumumuzda bu farkındalığı daha üst seviyeye çıkarma hedefindeyiz. Sosyal medya artık hayatımızın bir parçası. Videomuzu herkes izlesin, paylaşsın. Bilen bilmeyene anlatsın. Pencere önüne arıların sevdiği bitkileri eksin. Hep birlikte sorunun değil çözümün bir parçası olalım.” dedi.

Arıların yaşam için önemine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Arıların olmadığı bir yaşam düşünmemiz mümkün değil. Dünya üzerindeki çiçekli bitki ve ağaçların %80’i varlığını sürdürebilmek için önemli ölçüde arılara ihtiyaç duyuyor. Gıdamızı sağlayan en önemli yüz bitkinin yetmişi arıların polenlerini dağıtması ile varlığını sürdürüyor. Yaşamın devamlılığı için arıların karşılıksız sunduğu bu ekosistem hizmetinin bedelini ödeyemeyiz. Her üç lokmamızdan birini arılara borçlu olduğumuzu unutmamalı ve dünya üzerinde arı nüfusunu olumsuz etkileyen faktörleri ortadan kaldırmak için hep birlikte çalışmalıyız” dedi.

Ağaç Kardeşliği üç yılda 14 bin çocuğa ulaştı

TEMA Vakfı’nın 2015 yılında Adım Adım koşucularının destekleriyle uygulamaya başladığı Ağaç Kardeşliği Projesi, bugüne kadar Türkiye genelinde yaklaşık 14 bin çocuğun hayatına dokundu.

TEMA Vakfı, ağaçlandırma ve çocuklara yönelik doğa eğitimi projesi Ağaç Kardeşliği kapsamında çalışmalara devam ediyor. Türkiye’nin yedi bölgesinde uygulanarak üç yılda yaklaşık 14 bin çocuğa ulaşan proje, 2018 yılında 57 il, 189 okul, 246 sınıfta yaklaşık 6 bin çocuk ile devam ediyor.

Ağaç Kardeşliği çocukların gelişimine katkı sağlıyor

4 Mart’ta Antalya’da gerçekleştirilen Runatolia Maratonu’nda, Adım Adım koşucuları TEMA Vakfı’nın Ağaç Kardeşliği Projesi için iyilik peşinde koştu. Ağaç Kardeşliği Projesi’nin sunduğu doğa eğitimi ile çocukların psikolojik ve fiziksel gelişimlerine destek sağladığını aktaran TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, günümüzün en göze çarpan sorunlarından birinin çocukların doğadan uzaklaşması ve ona yabancılaşması olduğunu vurguladı. Deniz Ataç, “Türkiye’de 8-14 yaş arası çocukların yüzde 56’sı evdeki vakitlerini teknolojik aletlerle oyun oynayarak geçiriyor. Bu durum da çocukların doğadan kopuk büyümelerine neden olurken; obezite, algı ve duyu dünyalarında gerileme, keşfetme yeteneği, yaratıcılık ve düşünme konularında kısıtlanma gibi sorunlara yol açıyor. Buna karşın Ağaç Kardeşliği Projesi kapsamında uyguladığımız doğa eğitimi ile çocukların doğaya çıkmasını, uygulamalar yaparak öğrenmesini ve doğayla duygu bağlarının güçlendirilmesini amaçlıyoruz” dedi. Ayrıca çocukların proje ile kendi tohumlarını ekerek fidanlarının büyümesini gözlemlediğini ifade eden Deniz Ataç, “Ağaç Kardeşliği’nin hem çocukların kendi gelişimleri hem de doğal varlıkların korunması açısından önemli sonuçları bulunuyor. Bu bakımdan Ağaç Kardeşliği Projesi gelecek nesiller için umut oluyor. Ağaç Kardeşliği’ne destek veren tüm koşuculara, bağışçılara ve emek veren herkese teşekkür ediyor, herkesi Ağaç Kardeşi olmaya davet ediyorum” dedi.

Ağaç Kardeşliği büyüyerek ilerliyor

Ağaç Kardeşliği Projesi’nin her geçen gün daha da büyüdüğüne değinen Deniz Ataç, proje ile 57 ilden yaklaşık 6 bin çocuğun “Orman Ekosistemi ve Yaşamın Çeşitliliği” konulu doğa eğitim programına katılacağını açıkladı. Projeye dahil olan çocuklar için Çanakkale’de yaklaşık 6 bin fidanlık ‘Adım Adım – Çocuklar Hatıra Ormanı’ oluşturulacağını belirten Ataç, “Hem çocukların yetiştirdikleri hem de hatıra ormanı kapsamındaki fidanlarla birlikte 12 bine yakın fidan toprakla buluşacak. Ağaç Kardeşliği üç yıldır daha çok çocuğa ulaşarak uygulanmaya devam ediyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Tema Vakfı 50 ilde 5 bin 400 çocuğa ulaşacak

TEMA Vakfı, 2015 yılında başlattığı ağaçlandırma ve çocuklara yönelik doğa eğitimi projesi Ağaç Kardeşliği’ni 2017 yılında da uygulamaya devam ediyor.

TEMA Vakfı’nın ağaçlandırma ve çocuklara yönelik doğa eğitimi projesi Ağaç Kardeşliği tüm hızıyla devam ediyor. 2015 yılında başlayan projenin 2017 uygulamaları başladı. Ağaç Kardeşliği, 2017’de 50 il, 153 okul, 226 sınıf ve yaklaşık 5 bin 400 öğrenci ile uygulanacak.

Ağaç Kardeşliği Projesi’nin 2017 yılı uygulamalarına ilişkin bilgiler veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Ağaç Kardeşliği ile doğa sevgisini içselleştiren nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Çünkü geleceğimiz olan çocukların doğayı koruyabilmeleri için öncelikle onu tanımaları ve sevmeleri gerekiyor. Ağaç Kardeşliği’ne dahil olan her çocuk kendi fidanını yetiştirme deneyimi yaşayacak. Ayrıca çocuklar için Balıkesir’de 5 bin 400 fidanlık ‘Çocuklar Hatıra Ormanı’ oluşturacağız. Bu sayede hem çocukların yetiştirdikleri hem de hatıra ormanı kapsamındaki fidanlarla birlikte toplam 10 bin 800 fidan toprakla buluşacak. Bununla birlikte 50 ilden toplam 5 bin 400 çocuk “Orman Ekosistemi ve Yaşamın Çeşitliliği” konulu doğa eğitimi programına katılacak. Böylece çocukların doğayı korumak için gereken farkındalığı kazanmaları konusunda önemli adımlar atılmış olacak” dedi.

“Çocuklar yeni kavramlarla tanışıyor”
Projenin çocukların doğada uygulamalar yaparak öğrenmesini ve doğayla duygu bağlarının güçlendirilmesini amaçladığını belirten Deniz Ataç, “Çocuklar Hatıra Ormanı”yla da erozyonla mücadeleye katkı sunacaklarını ifade etti. Ağaç Kardeşliği eğitim programının içeriğinden söz eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, projenin ilkokul 3. sınıfta başlayıp, 4. sınıfta devam eden uzun soluklu bir program olduğunu söyledi. Ataç, 8 etkinlikten oluşan programda çocukların kendi tohumlarını ekeceğini ve fidanlarını gözlemleyeceğini aktardı.

Deniz Ataç, “Fidanların büyümesini izleyen çocuklar programın sonunda; ekosistem, endemizim, biyoçeşitlilik gibi kavramlarla tanışıyor. Kutu oyunu ile yapraklarından ağaçları tanımaya çalışıyor. Proje sayesinde gelecek nesilleri de doğal varlıkları koruma çalışmalarımıza dahil ediyoruz” dedi. Projenin Adım Adım Oluşumu’nun maratonlar kapsamında düzenlediği yardımseverlik koşularında TEMA Vakfı için koşan koşucuların destekleriyle, gönüllülerin ve öğretmenlerin katkılarıyla hayata geçtiğini ifade ederek sözlerini sürdüren Ataç, “Ağaç Kardeşliği’ne destek veren tüm koşuculara ve bağışçılarına teşekkür ediyor ve herkesi Ağaç Kardeşliği’ne davet ediyorum” dedi.