Yazılar

Sabancı Vakfı’ndan 11 Ekim’e özel video

Sabancı Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nü kız kardeşleriyle laboratuvarda buluşarak, hayallerini büyüten Mardinli kız çocuklarının filmi ile kutladı.

Sabancı Vakfı, 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla hazırladığı videoda Kız Kardeşler Laboratuvarı Projesi’ne katılan Mardinli kız çocuklarının görüşlerine yer verdi.

Kız çocukları filmde, Sabancı Vakfı’nın Hibe Programları kapsamında desteklediği ve Mardin Kültür Derneği tarafından hayata geçirilen proje ile hayatlarında yaşadıkları değişimi anlattı.

Filmde, üretken, araştıran, cesur, büyük hayaller kuran ve eşitlikçi nesiller için kız çocuklarının desteklenmesinin önemi vurgulandı.

Güler Sabancı’dan Dünya Kız Çocukları Günü’ne özel mesaj

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, 2011 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü için bir mesaj yayınladı.

Kız çocuklarının bilim ve teknolojiye yönelmesi için bu alanda desteklenmelerinin çok önemli olduğunu belirten Sabancı, Kız Kardeşler Laboratuvarı projesi ile Mardin’de bunun güzel bir örneğini hayata geçirdiklerini ifade etti.

Toplumsal ve ekonomik gelişme için kız çocuklarının bilim ve teknoloji alanında güçlenmesinin olmazsa olmaz olduğunu belirten Sabancı;Toplumun yarısını oluşturan kadın ve kız çocuklarını dahil etmeden, bilim ve teknolojideki gelişmelerin bir parçası olmak ve bu alanda bilgi üretmek mümkün değil. Ancak kız çocukları fen ve teknolojiye ilgi duysa da zamanla bu ilgiyi kaybediyor ya da bu alanda bir kariyer hayal etmiyor. UNESCO verileri Türkiye’de üniversite öğrencilerinin yüzde 45’inin ve araştırmacıların yüzde 37’sinin kadın olduğunu gösteriyor. Sosyal bilimlerde yüzde 43 düzeyinde olan kadın araştırmacı oranı mühendislik ve teknoloji alanlarında yüzde 25’e düşüyor. Bu veriler kadınların bilim ile uğraşmayı bir kariyer olarak seçmediğini, bu alanda kariyer hedefleyenlerin de fen bilimleri ve mühendislikten çok sosyal ve beşerî bilimlere yöneldiğini gösteriyor. Oysa bizim bilim ve teknolojide daha çok kadına ihtiyacımız var. Bilim dünyası kız çocuklarının akıl ve yeteneğinden mahrum kalmamalıdedi.

Kız çocuklarını bilime yönlendirmek için rol modellerinin ve birbirlerinden destek görmelerinin önemine dikkat çeken Sabancı;” Kız çocukları okullu olsun, laboratuvarları doldursun diye çalışmalıyız. Bunun için onların her birini desteklemek ve güçlenmelerini sağlamak elbette çok değerli. Ancak birbirlerini destekleyip, birlikte güçlendiklerinde bambaşka sonuçlar ortaya çıkıyor. O zaman yalnız olmadıklarını, birlikte daha güçlü olduklarını fark ediyorlar. Kız kardeş dayanışması domino etkisi yaratıyordedi.

Kız Kardeşler Laboratuvarı’nda “yapabilirim” demeyi öğrendiler

Sabancı Vakfı Hibe Programları kapsamında destek verdikleri Kız Kardeşler Laboratuvarı projesi ile kız kardeş dayanışmasının sonuçlarını bir kez daha gördüklerini söyleyen Sabancı; “Bu proje ile Mardinli kız öğrencilerin bilim ve teknoloji alanında güçlenmelerine ve toplumsal cinsiyet rollerinden sıyrılmalarına katkıda bulunmayı hedefledik. Öğrenciler, laboratuvara girdiler, deneyler yaptılar, öğrendiklerini kız kardeşleriyle paylaştılar ve bu alanda bir meslek seçmenin hayalini kurmaya başladılar. NASA Astrofizik Komitesi Başkanı Prof. Dr. Feryal Özel ile bir araya gelerek bilim alanında kariyer yapmayı konuştular. Artık hepsi yapabileceklerine inanıyor. Biz de onların yapabileceklerine inanıyoruz. Biliyoruz ki, kız kardeşler inanırsa dünyanın en güçlü iş insanlarından biri de olabilir, NASA’nın en büyük projelerini de yönetebilir, hatta geleceğin NASA’sını Türkiye’de kurabilir” ifadelerini kullandı.

Kız Kardeşler Laboratuvarı projesi,Mardin Kültür Derneği tarafından Sabancı Vakfı Hibe Programı kapsamında hayata geçirildi. Proje kapsamında Mardin Fen Lisesi ve diğer liselerdeki kız öğrencilerle 1 yıl boyunca bilim ve teknoloji atölyeleri gerçekleştirildi. Bu atölyelere katılanlardan istekli 11 lise öğrencisi İstanbul’da bir hafta boyunca süren eğitici eğitimlerine katıldı. Bu eğitimi alan öğrenciler daha sonra Mardin’de ortaokulda okuyan 33 kız öğrenci ile bilim ve teknoloji atölyesi gerçekleştirdi, öğrendiklerini “kız kardeşleriyle” paylaştı. Bilimin eğlenceli ve pozitif yanlarını birlikte deneyimleyen öğrenciler, daha sonra NASA’da görev yapan astrofizikçi Prof. Dr. Feryal Özel ile bir araya gelerek, onun deneyimlerini dinledi.

Benim Sesim Benim Toplumum projesinden büyük başarı

Down Sendromu Derneği, Sabancı Vakfı desteğiyle gerçekleşen ve Türkiye’de bir ilk olan Benim Sesim Benim Toplumum projesinde bir yılda önemli sonuçlar elde etti.

Toplumda genellikle merhamet ya da acıma duygularıyla yaklaşılan zihinsel engelli ve Down sendromlu kişiler de herkes gibi yaşadıkları çevre içinde yaşamlarıyla ilgili söz sahibi olmak, çalışmak ve üretime katılmak, topluluk önünde hak ve taleplerini ifade edebilmek istiyorlar. Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin sesini duyuran, toplumun engellilik algısını etkileyen projeler yürüterek bu konuda farkındalık yaratan çalışmalarıyla 2009 yılından bu yana faaliyet gösteren Down Sendromu Derneği, Türkiye’de bir ilk olan ve Sabancı Vakfı Hibe Programı kapsamında desteklenen Benim Sesim Benim Toplumum projesinde bir yılın sonunda algıların değişmesi yönünde önemli sonuçlar elde etti. Proje kapsamında Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Söz+1 Özsavunucu grubunu kuran dernek, Down sendromlu ve zihinsel engelli kişilere toplumdan ve devletten taleplerini kendi sesleriyle duyurmaları için Türkiye çapında destek sağladı. Grup üyesi Down sendromlu bireyler liderliğinde, Down Sendromu Derneği Başkanı Gün Bilgin, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ve Down Syndrome International Kapasite Geliştirme Uzmanı Nathan Rowe (Uluslararası Down Sendromu Birliği) katılımıyla 8 Ekim 2018 tarihinde Hilton Bomonti Otel ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında projenin hedefleri ve sonuçları tüm ayrıntılarıyla paylaşıldı. Eğitim, sağlık, istihdam ve bağımsız yaşam konulu masaların her birine Down sendromlu gençler başkanlık yaptı ve “ben olmadan benim hakkımda asla” diyerek her bir branşta temsil ettiklerin grubun sorunlarını aktardılar.

Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Sabancı Vakfı’nın 44 yıldır engellilerin toplumsal hayata katılmaları ve eşit fırsatlara sahip olmaları için geniş bir yelpazede çalışmalar yürüttüğü belirterek; “Bugüne kadar engelli alanında desteklediğimiz 43 projeyle 30 binden fazla kişiye ulaştık. ‘Benim Sesim Benim Toplumum’ projesinde de toplumda özsavunuculuk kavramının bilinirliğinin artırılması ve zihinsel engelli gençlerin özsavunucu olarak yetiştirilmesi için başarılı çalışmalar yapıldı. Projeye dahil olan gençlerin 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü’nde TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu toplantısında yaptıkları konuşmalar bunun en somut göstergesiydi. Projede yürütülen özsavunuculuk çalışmalarının yaygınlaşmasının, zihinsel engelli gençlerin bağımsız yaşamı açısından önemli bir fark yaratacağına inanıyoruz” dedi.

Down Sendromu Derneği Başkanı Gün Bilgin, yaptığı açılış konuşmasında gençlere kendi haklarını savunabilmeleri ve kendilerini ifade edebilmeleri için destek oldukları özsavunuculuk projesinin büyük başarı elde ettiğini görmekten mutluluk duyduğunu ifade ederek; “Söz+1 Öz savunucu Grubu’muz hem kendi hayatlarında hem de çevrelerinde güçlü bir dönüşüm yarattılar. Hedefimiz de buydu zaten. Özsavunucular toplumdan ve devletten taleplerini kendi sesleri ve sözleriyle duyurmayı öğrenerek kendi hayatları üzerinde de söz sahibi olmaya başladılar. Şimdi sıra bunu kalıcı kılmakta ve yaygınlaştırmakta. Herkesi ‘Bizim adımıza ve yerimize konuşmayın’ diyen gençlerimize kulak vermeye çağırıyoruz” dedi

Açılış konuşmalarının ardından Down Syndrome International’dan Nathan Rowe, Türkiye’de bir ilk olan bu projeye destek vermekten dolayı oldukça mutlu olduklarını ifade ederek uluslararası çalışmalara değindi. Down sendromlu ve zihinsel engelli bireylerin özsavunucu olabilmeleri için öncelikle özgüven kazanmaları gerektiğini belirten Rowe, bunun için en başta öz savunucuları teşvik etmenin çok önemli olduğunu, bu konuda da Down Sendromu Derneği ve “Benim Sesim Benim Toplumum” projesinin desteğinin ne kadar etkili olduğunu; “Gördüğünüz üzere proje büyük bir başarı yakaladı. Grup yöneticileri özsavunucuların becerilerini geliştirmeleri ve özgüven kazanmaları konusunda muazzam bir iş çıkardılar. Sonuç olarak, Down sendromlu bireyler parlak birer özsavunucu olarak yetiştiler. Benim için öz savunuculuğun iki ana bileşeni var ve bu grup her ikisinde de oldukça etkili oldu. Öz savunuculuğun ilk bileşeni bireyin kendi hayatı hakkında seçimler yapabilmesi ve karar alabilmesi. İkinci bileşen ise bireyin kendisini endişelendiren konuları dile getirmesi. Özsavunucuların TBMM’de yaptıkları konuşma da bunun en güzel örneği ve bu sebeple kendileriyle gurur duymalılar” sözleriyle vurguladı.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, Down sendromlu çocukların eğitiminde her türlü desteğe açık olduklarını; “Özel eğitimle ilgili olarak üzerimize düşen ne varsa hepsini yapmaya gayret edeceğiz. Sizlerle birlikte yaptığımız çalışmalar içerisinde her yıl her dönem daha iyi nasıl olabilir sorusunu birlikte soracağız. Bu konuda bizden beklentinizi yüksek tutun.  Bu çalışmaların biz de merkezinde olmak istiyoruz. Daha yapılacak çok şey var” sözleriyle ifade etti.

Down Sendromu Araştırma Komisyonu Kuruldu

Toplantı, Söz+1 Özsavunucu Grubu çalıştayı ile sonlandı. “Ben olmadan benim hakkımda asla”mottosu çerçevesinde bir sene boyunca yapılan çalışmalar ve etkileri bizzat Down sendromlu gençler tarafından anlatıldı ve başkanlık ettikleri eğitim, sağlık, istihdam ve bağımsız yaşam konuları çalıştaylarda sorunlar ele alındı. Aldıkları özsavunuculuk eğitimleriyle hem haklarının farkına varan hem de ihtiyaçlarını ve taleplerini doğru ifade etmeyi öğrenen Down sendromlu gençler, bir yıllık çalışma sonucunda özsavunuculuğun ne olduğunu, kendilerinin seçim yapabileceğini, hangi haklara sahip olduklarını ve bu hakları talep etmek için neler yapmaları gerektiğini özümsediklerini gösterdiler. Bununla birlikte özgüvenlerinde önemli bir artış gözlendi, topluluk önünde konuşma yaptılar, kendi özel hayatlarına dair vizyonlarını genişletme fırsatına sahip oldular. Çalışmalarının en önemli başarılarından biri de 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü’nde TBMM Sağlık, Aile ve Sosyal İlişkiler Komisyonu’nda yaptıkları konuşmada toplumdaki herkesle eşit ve bağımsız bireyler olarak yaşayabilmek için bir araştırma komisyonu kurulmasını talep ederek gerçekleşmesini sağlamaları oldu.

Enerjisa Üretim’den geleceğe destek

Enerjisa Üretim tarafından desteklenerek, Sabancı Vakfı tarafından inşası gerçekleştirilen, “Enerjisa Tufanbeyli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” açılışı gerçekleştirildi.

Enerjisa Üretim’in şartlı bağışı ile Sabancı Vakfı tarafından Adana ili, Tufanbeyli ilçesinde yaptırılan, 2018 – 2019 eğitim ve öğretim yılı ile öğrencilerine kapılarını açan “Enerjisa Tufanbeyli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” açılışı, 2 Ekim 2018 Salı günü düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Enerjisa Üretim Termik Santrallerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İhsan Erbil Bayçöl ve Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene, Adana Valisi Mahmut Demirtaş, İl Milli Eğitim Müdürü Veysel Durgun, Tufanbeyli Kaymakamı Ferhat Atar, Tufanbeyli Belediye Başkanı Remzi Ergü ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Selim Yaşar Kalkan katıldı.

Enerjisa Üretim’in Termik Santrallerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İhsan Erbil Bayçöl açılış töreninde; “Türkiye’nin lider enerji üretim şirketi olarak, uzun yıllardan beri yaşama saygı duyarak daha güzel bir gelecek için enerji üretiyoruz. Gençlerimizin eğitimine destek vererek, ülkemizi her alanda daha iyiye taşımalarına olanak sağlamak ve toplumsal gelişimi desteklemek, şirket misyonumuzun önemli bir parçasını oluşturuyor. Gençlerimizin, teknik alanda en iyi koşul ve uygulamalarla eğitim almaları için bu okul projesine destek verdik. Burada eğitim alan öğrenciler, gelecekte teknisyen ya da mühendis olarak aramıza katılacak ve üreten Türkiye’nin gelişimine katkıda bulunacaklar. Bu anlamda birlikte çalıştığım binlerce Enerjisa Üretim mensubu ekip arkadaşım gibi ben de çok heyecanlı ve mutluyum. Okulumuzun Tufanbeyli halkına hayırlı olmasını dilerim” dedi.

Törende söz alan Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan; “Adana, hem Sabancı ailesi hem de Sabancı Vakfı için çok önemli bir şehir. Vakfımız bundan 44 yıl önce bu topraklarda kuruldu. Biz de kuruluşumuzdan bu yana ‘Bu topraklardan kazandıklarımızı bu toprakların insanlarıyla paylaşmak’ için aralıksız çalışıyoruz. Sabancı Vakfı olarak, toplumsal gelişmeye katkıda bulunma hedefiyle faaliyet gösteriyor; toplumsal gelişmenin sağlanmasında eğitimin olmazsa olmaz olduğu inancıyla, eğitim alanındaki ihtiyaçları takip ederek çözümler geliştiriyoruz. Bugüne kadar gençlerin maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimden uzak kalmaması için 45 binden fazla burs verdik. Okullar, yurtlar, kütüphaneler inşa ederek Türkiye’nin farklı bölgelerine toplam 73 eğitim kurumu kazandırdık.  Bugün de Enerjisa Tufanbeyli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin açılışını gerçekleştirerek kalıcı eserlerimize bir yenisini eklemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Burada alacakları eğitimin, tüm öğrencileri hedeflerine yaklaştırmasını, onların sorumluluk alan ve yenilikçi çözümler üreten bireyler olmalarına katkı sağlamasını ve özellikle iş hayatına ve yükseköğretime en iyi şekilde hazırlamasını diliyorum” dedi.

Adana Valisi Mahmut Demirtaş yaptığı konuşmada; “Okulumuzun Tufanbeyli ilçemize hayırlı olmasını diliyor ve bu yeni eğitim yuvasında vatanımıza milletimize hizmet edecek nice nesillerin yetişmesini ümit ediyorum. Sabancı ailesinin geçmişten bugüne Adana’nın sanayisine, iş dünyasına ve istihdamına sağladıkları katkı başta olmak üzere eğitim, kültür ve sosyal hayatına dokunan çalışmaları da hepimizin malumudur. İnanıyorum ki Tufanbeyli’de yaşayan hemşehrilerimiz Enerjisa Üretim’in gerçekleştirdiği bu devasa yatırımlara kayıtsız kalmayacak ve Tufanbeyli’nin çehresini değiştiren tüm projelere sonuna kadar sahip çıkacaklardır” dedi.

Davetliler, açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen kurdele kesim töreni sonrasında, okul müdürü Hidayet Çavuşoğlu eşliğinde okulu gezdi. Kendilerine, okul kapasitesi, teknik eğitim laboratuvarları ve eğitim programı hakkında bilgi verildi.

Enerjisa Üretim’in destek verdiği ve Sabancı Vakfı tarafından yapımı gerçekleştirilen okulun temeli, Adana Valiliği tarafından hibe edilen arazi üzerinde 2016 yılında atıldı.

Toplam 17 bin m² alan üzerine kurulu olan okul, 6 bin 3 yüz m² kapalı alana sahip, 12 derslikli, 408 öğrenci kapasiteli. Okulda Elektrik- Elektronik Teknolojisi ve Metal Teknolojisi alanlarında eğitim verilecek. Atölyeler, laboratuvarlar, kütüphane, 100 kişilik çok amaçlı salon ve basketbol sahası bulunan okulda öğrencilerin mesleki gelişiminin yanı sıra fiziksel, sosyal ve kültürel gelişimi de desteklenecek.

Sabancı Vakfı’ndan 2018-2019 eğitim yılında 400 yeni öğrenciye daha burs

Sabancı Vakfı, başarıların teşvik edilmesi hedefiyle başlattığı burs programı kapsamında 44 yıldır başarılı üniversite öğrencilerine burs vererek eğitimlerini destekliyor. 2018-2019 eğitim yılında da lisans ve ön lisans düzeyindeki üniversite öğrencilerine karşılıksız burs desteği sağlayacak olan Sabancı Vakfı, her yıl 400’ü yeni olmak üzere toplamda 1.500’e yakın öğrenciye burs veriyor. Vakıf, 44 yılda 45 binden fazla burs verdi.

Üniversiteye girişle başlayıp mezuniyete kadar süren Sabancı Vakfı Bursları, her yıl ekim-haziran ayları arasında 9 ay süreyle nakit ödemeyi kapsıyor. Geri ödeme yükümlülüğü bulunmayan burslar, geçtiğimiz yıl lisans öğrencileri için aylık 500 TL, ön lisans öğrencileri için aylık 230 TL idi. 2018-2019 yılı burs tutarları ise eylül ayında belirlenecek.

Yeni yerleşen öğrencilere dört farklı tip burs programı

Sabancı Vakfı üniversitelere yeni yerleşen öğrencilere yönelik dört farklı burs programı sunuyor. Üniversiteye Giriş Bursu, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nda (YKS) Sabancı Vakfı tarafından belirlenen taban puanları sağlayarak burs kontenjanı tahsis edilen üniversitelere yerleştirilen öğrencilere veriliyor.

Kalkınmada Öncelikli İller Bursu, Sabancı Vakfı tarafından belirlenen 15 ilden birinde doğan ve ortaöğrenimini yine bu illerden birinde tamamlayarak YKS’de yerleştirme puanı ile sıralamanın en üstünde olan ve burs kontenjanı tahsis edilen üniversitelere yerleştirilen her ilden seçilen birer öğrenciye veriliyor.

Sabancı Vakfı-Vista Bursu, burs kontenjanı tahsis edilen üniversitelerin meslek yüksekokullarına bağlı iki yıllık “Turizm ve Seyahat Hizmetleri” ile “Turizm ve Otel İşletmeciliği” bölümlerine belirlenen lise diploma notu ile yerleştirilen öğrencilere veriliyor.

Engelli Öğrenciler Bursu, görme, ortopedik ve işitme engelli grupları içerisinde olup, YKS’de yerleştirme puanı ile sıralamanın en üstünde olan ve yurt içindeki devlet üniversitelerine yerleştirilen her gruptan beşer öğrenciye veriliyor.

Burs başvuruları üniversitelere yapılacak

Sabancı Vakfı burslarına üniversitelerin burslarla ilgili birimlerinden temin edilecek başvuru formu ve istenilen belgelerle burs başvurusu yapılabiliyor. Belirtilen koşullara uygun öğrencilerin, burs başvurularını kayıt hakkı kazandıkları üniversitelerin öğrenci işleri ya da burs ofislerine üniversitenin belirlediği tarihlerde teslim etmeleri gerekiyor. Burs başvuru tarihleri için öğrencilerin üniversiteye ilk kayıtlarını yaptırdıktan sonra duyuruları takip etmeleri öneriliyor. Burslar hakkında ayrıntılı bilgi sabancivakfi.org adresinde yer alıyor. Sorular için burs@sabancivakfi.org adresinden ulaşılabiliyor.

Sabancı Vakfı’nın hibe desteği vereceği 5 proje belli oldu

Sabancı Vakfı’nın çağrısı üzerine başvuru yaparak bu yıl Hibe Programları kapsamında destek almaya hak kazanan sivil toplum kuruluşları belli oldu.

Kadın, genç ve engellilerin karşılaştıkları sorunlara yönelik çözüm üretensivil toplum kuruluşlarının projelerini destekleyen Sabancı Vakfı, eğitim alanındaki 5 projeye toplam 900 bin TL hibe verecek.

Sabancı Vakfı’nın son 11 yılda hibe desteği verdiği proje sayısı 144’e, hibe tutarı 18 milyon TL’ye ulaştı. Türkiye’de Hibe Programlarını uygulayan ilk vakıf olarak sivil toplumun güçlenmesine katkıda bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyleyen Sabancı Vakfı Başkan Yardımcısı Zerrin Koyunsağan, Sabancı Vakfı olarak, toplumsal gelişmenin sağlanmasında sivil toplumun çok önemli bir role sahip olduğuna inanıyor; bu kapsamda alanlarında uzman sivil toplum kuruluşlarını destekliyoruz. 11 yıldır çözüm üreterek, başarılı işlere imza atan sivil toplum kuruluşlarına verdiğimiz desteklerin hem sivil toplumun dönüşümüne hem de toplumsal gelişmeye sağladığı katkıları görmekten gurur duyuyoruz. Bu yıl da kalıcı etki yaratma hedefiyle destek verdiğimiz eğitim projeleri sayesinde, kadın, genç ve engellilerin sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyoruz. Hibe Programlarımız ile sivil toplumun destekçisi olmanın ve toplumsal sorunlara birlikte çözüm geliştirmenin, paha biçilemez değerde olduğuna inanıyorumdedi.

Hibe desteği verilen projeler eğitim başlığı altında toplandı

Sabancı Vakfı’nın faaliyetlerinin odağında yer alan kadın, genç ve engellilerin karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde eğitimin kilit role sahip olduğunu belirten Koyunsağan, Geçtiğimiz yıldan itibaren hibe projelerimizi ‘eğitim’ başlığı altında topladık. Hibe desteği vereceğimiz projeleri de ‘kaliteli eğitimin desteklenmesi’, ‘eğitime erişimin ve devamın sağlanması’ ve ‘hak temelli yaygın eğitim çalışmalarının desteklenmesi’ alanlarındaki projeler arasından belirledik. Bu başlıkların her birinin eğitim alanında büyük önem taşıdığına ve bu alanlarda yürüteceğimiz projelerin toplumsal gelişme için değerli adımlar atılmasını sağlayacağına inanıyoruzdedi.

Sabancı Vakfı’nın Hibe Programlarına bu yıl 52 ilden toplam 217 başvuru geldi. Destek verilecek projeler, sivil toplum alanında deneyimli kişilerden oluşan bağımsız Değerlendirme Kurulu’nun önerisi üzerine Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti’nin yaptığı değerlendirmeyle belirlendi. 

Hibe desteği almaya hak kazanan sivil toplum kuruluşları ve projeleri

  • Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı,“Kadınların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi”projesiyle; kadına yönelik şiddet konusunda avukatların bilgi, beceri ve farkındalıklarının artırılmasını; şiddet ve ayrımcılığa maruz kalan kadınların avukatlardan alacakları adli yardımın kalitesinin iyileştirilmesini hedefliyor. Bursa, Eskişehir, İstanbul ve Trabzon’da hayata geçirilecek proje kapsamında; kadının insan haklarına ilişkin uluslararası standartları ve ulusal mevzuatı içeren bir eğitim programı oluşturulması ve bu eğitimin pilot illerde görev yapan avukatlara verilmesi planlanıyor.
  • Rengarenk Umutlar Derneği, “Çocuklar için Rengarenk Umutlar”projesiyle Diyarbakır’da çocukların psikososyal gelişimlerini destekleyen faaliyetler yürütülmesini, bölgedeki sosyal ve kültürel faaliyet açığının giderilmesine katkı sunulmasını amaçlıyor. Proje kapsamında hazırlanacak “Yaşam Becerileri” isimli eğitim programı ile Diyarbakır’ın dört farklı mahallesinden 10-18 yaşlarında çocuklara ulaşılması; çocukların ilgi alanlarına yönelik fotoğraf, tiyatro, drama gibi kulüpler oluşturulması planlanıyor. Projede ayrıca, ailelere yönelik ergen gelişimi, toplumsal cinsiyet, zorbalık gibi konuları içeren 16 oturumluk bilgilendirme toplantıları da yer alıyor.
  • Nirengi Derneği, “Çok Geç Olmadan – İstanbul”projesiyle çocuk ve gençlere yönelik ihmal ve istismar vakalarına çözüm getirilmesini amaçlıyor. Proje kapsamında istismar, akran zorbalığı, flört şiddeti ve toplumsal cinsiyet konularına dair bir eğitim modülü hazırlanarak, İstanbul’daki 30 ortaokul ve lisede eğitim verilmesi planlanıyor. Okullarda herhangi bir ihmal veya istismar vakasının tespit edilmesi durumunda izlenmek üzere “Okul Temelli Standart Operasyon Prosedürü (OTSOP)” geliştirilmesi; bu çalışmanın diğer okullara yaygınlaşması için, hazırlanan eğitim modüllerinin MEB Hizmetiçi Eğitim Planı’na dahil edilmesi ve MEB’in online hayat boyu öğrenme eğitimleri havuzuna eklenmesi hedefleniyor.
  • Başka Bir Okul Mümkün Derneği, “Katılımcı ve Barışçıl Sınıflar”projesiyle öğretmenlerin, çocuk hakları ve çocukların bulundukları ortamlarda katılımcı olmalarını sağlamaları konularında bilgilerinin artırılmasını, böylece çocukların hak ve sorumluluklarının bilincinde, toplumsal barışa katkı sağlayan aktif yurttaşlar olarak yetişmelerine katkı sunmayı amaçlıyor. Proje kapsamında öğretmenler için katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamı konusunda eğitim içerikleri geliştirilmesi, öğretmenlere çocuk hakları, şiddetsiz iletişim, çatışma çözümü, demokratik okul gibi konularda eğitim verilmesi planlanıyor.
  • Otizmli Bireyleri Destekleme Vakfı, “Sınıfımda Yanımda Ol, Başarmama Destek Ol”projesiyle yaygın gelişimsel bozukluk veya otizm tanısı almış çocukların eğitimlerine destek olmaları için üniversite öğrencilerinin “gölge öğretmen” olarak yetiştirilmesini amaçlıyor. Proje kapsamında Anadolu Üniversitesi’nden gelen danışmanlar tarafından hazırlanan eğitimlerin Balıkesir Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda okuyan öğrencilere verilmesi ve bu öğrencilerin projenin uygulanacağı anaokulları ile eşleştirilmesi planlanıyor. Öğrencilerin eşleştikleri okullarda staj uygulamalarına başlayarak, bu okullarda görev yapan öğretmenlere modeli uygulamalı olarak aktarmaları hedefleniyor.

“Belki de Sensin” herkesi kök hücre bağışına davet ediyor

Sabancı Vakfı’nın toplumsal sorunlara çözüm üreten “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlattığı Fark Yaratanlar programında, dokuzuncu sezonun son Fark Yaratan’ı açıklandı.

Toplumsal gelişmeye yönelik fark yaratan çalışmaların kısa videolarının hazırlanıp internette ve televizyonda yayınlanmasıyla bu çalışmaların görünürlük kazanmasını ve izleyenlere ilham vermesini hedefleyen Fark Yaratanlar programı, dokuz yılda seçilen 175 Fark Yaratan’ın videosuyla yurt içinde ve yurt dışında 17 milyona yakın izlenme elde etti.  Dokuzuncu sezonun son Fark Yaratan’ıinsanları kök hücre bağışçısı olmaya teşvik etmek amacıyla kurulan Belki de Sensin oluşumu oldu.

Lösemi ve benzeri kanser türlerine yakalanan kişiler için farkındalık yaratarak 18-50 yaş arasındaki sağlıklı bireyleri kök hücre bağışçısı olmaya teşvik eden Belki de Sensin, 2013 yılında Merve Dilara Kurt ve Aykut Kadir Kurt tarafından kuruldu. İlik bulunamadığı için hayatını kaybeden Efe’nin hikayesinden yola çıkılarak hayata geçirilen Belki de Sensin’e dahil olan Türkiye’nin farklı şehirlerinde 300’ü aşkın gönüllü, kök hücre konusunda bilgilendirme yapıyor, seminerler düzenliyor ve bireyleri bağışçı olmaya teşvik etmek için faaliyetler yürütüyor.

Sağlık Bakanlığı, Kızılay ve Türkök başta olmak üzere farklı resmi kuruluşların kök hücre bağışını artırmaya yönelik çalışmalarına rağmen hala yeterli donör sayısına ulaşılamaması, bu alanda yürütülen çalışmaları daha önemli hale getiriyor.  Kızılay’ın 2017 verilerine göre; Türkiye’de yaklaşık 300 bin bağışçı bulunuyor.

Türkiye’den Hindistan’a kök hücre

Kök hücre bağışçısı olanların bilgileri gönüllü havuzuna kaydoluyor ve dünyanın her yerindeki kök hücre ihtiyaçları için değerlendiriliyor. Belki de Sensin sayesinde bağışçı olan bir gönüllünün kök hücreleri de Hindistan’a gönderilerek 2 yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını kurtardı.

Belki de Sensin oluşumu, kök hücre bağışı konusunda bugüne kadar yüz binlerce kişiye ulaştı. Onlarca kişinin hayatına umut oldu. Hem hastaların hem de bağışçıların hayatında kocaman fark yaratmaya devam ediyor.

Kök hücre bağışçısı olma konusunda farkındalığı artırmak için faaliyet gösteren Belki de Sensin oluşumununfark yaratan hikayesini www.farkyaratanlar.org ve www.sabancivakfi.orginternet sitelerinin yanı sıra Facebook, Twitter ve Youtube’dan izleyebilirsiniz.

Hikayeleriyle ekrana taşınan Fark Yaratanlar sezon finali yapıyor

Fark Yaratanlar Programı, Cüneyt Özdemir’in sunumuyla 27 Mayıs Pazar saat 18.15’te CNN Türk’te yayınlanacak. Belki de Sensin ile bir diğer Sabancı Vakfı Fark Yaratan’ı Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği’nin fark yaratan hikayesinin konuk olacağı programla sezon finali yapılacak.

Down sendromlu gençler mecliste konuştu

Sabancı Vakfı Hibe Programları kapsamında desteklenen ve Down Sendromu Derneği tarafından hayata geçirilen Benim Sesim Benim Toplumum projesine dahil olan gençlerden sekizi, 21 Mart Dünya Down Sendromu Günü’nde TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu toplantısına katıldı.

Proje kapsamında kasım ayından bu yana aldıkları özsavunuculuk eğitimleri ile hem haklarının farkına varan hem de ihtiyaçlarını ifade etmeyi öğrenen down sendromlu gençler, komisyonda bağımsız yaşam için taleplerini dile getirdi.

Benim Sesim Benim Toplumum projesinin yararlanıcıları arasında yer alan sekiz genç; İrem Arslan, Betim Gizem Erçayan, Ömer Bayraktar, Senem Tatlıtürk, Barış Kelleci, Büşra Gonca Uyanık, Sema Geyraslıoğlu, Dilara Nur Şahin toplantıda bağımsız yaşamın kendileri için anlamını ve bu kapsamdaki taleplerini ifade etti.

Özsavunucu gençler TBMM’de konuştu

Bağımsız yaşamın kendileri için anlamını özgürlük, eğitim hakkı, kendi evlerinde yaşayabilmek, dışarıda başkaları onlara bakmadan dolaşabilmek, iletişim hakkı, para kazanmak, para harcamak, çalışmak, evlenmek gibi kavramlarla anlatan gençler, bağımsız yaşayabilmek için beklenti ve taleplerini de ifade etti.

İrem Arslan, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için kendimi ifade edebilmek demektir. Bunun için yetişkin olarak görülmek istiyorum. Haklarıma saygı gösterilmeli. Hastanelerde ve toplu taşıtlarda kolaylık ve rahat kullanım sağlanmalı. İşi olmayan arkadaşlarıma iş fırsatı verilmeli. Bunlar için Araştırma Komisyonu kurulmasını istiyoruz.”

Senem Tatlıtürk, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için çalışmak ve para kazanmak demektir. Bunun için iş olanaklarının artırılmasını istiyorum. Down sendromu bir hastalık değildir. Bu yüzden farkındalık yaratalım.”

Betim Gizem Erçayan, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için oy kullanabilmek demektir. Bunun için oy kullanma hakkı istiyorum. Ayrıca Down sendromlu çocukların ücretsiz eğitim hizmetlerinden faydalanabilmeleri için sağlık kurulu raporlarının doğumdan itibaren verilmesini istiyorum.”

Barış Kelleci, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için özgürlük demektir. Yüzmeyi çok seviyorum. Üç yıl önce Türkiye şampiyonu oldum. Yurtdışındaki yarışlara gidip ülkemizi temsil etmek isterim.”

Büşra Gonca Uyanık, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için kendimi ifade edebilmek, çalışmak ve para kazanmak demektir. İş olanaklarının artırılmasını, yetişkin olarak görülmeyi istiyorum.”

Dilara Nur Şahin, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için çölyak hastalığı diyetime uygun beslenebilmek demektir. Bunun için gerekli gıdalara daha kolay ulaşmak istiyorum. Arkadaşlarımla dışarıya çıkabilmek istiyorum. Bunun için toplumun bilinçlendirilmesini istiyorum.”

Sema Geyraslıoğlu, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için arkadaşlarımla dışarı çıkabilmek demektir. Ben tek başıma yaşamak istiyorum. Bunun için toplumun bilinçlendirilmesini istiyorum.”

Ömer Bayraktar, “Herkesle eşit ve bağımsız yaşamak benim için iş arkadaşlarımın olması demektir. Sosyal olmak demektir.”

Gençler kendi seslerini fark ediyor

colarak bu projeye verdikleri destekle engelli bireylerin hak bilincinin artırılmasına katkı sağlamaktan mutluluk duyduklarını belirten Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan; “Sabancı Vakfı olarak, 10 yılı aşkın süredir sivil toplum kuruluşlarının kadın, genç ve engellilerin sorunlarına yönelik çözümler üreten projelerine destek veriyoruz. Alanında uzman, hak temelli mücadelenin sözcüsü olan sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesinin, sorunların giderilmesinde kilit role sahip olduğuna inanıyoruz. Down Sendromu Derneği ile birlikte hayata geçirdiğimiz ‘Benim Sesim Benim Toplumum’ projesini de bu anlamda çok önemsiyoruz. Bu proje ile gençlerin kendi seslerini ve seslerinin gücünü fark etmelerini; kendilerine tanınan hakları kendi sesleri ile ifade etmelerini hedefliyoruz. 5 aylık bir çalışmanın ardından gençlerin TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu toplantısına katılarak taleplerini dile getirmelerinden büyük mutluluk duyuyor; bu projenin yaygınlaşmasını ve daha fazla gence ulaşmasını temenni ediyoruz” dedi.

Projeyle ilgili konuşan Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen, “Benim Sesim Benim Toplumum projesinin temellerini 2010’da atmaya başlamıştık. Gençlerimizle yaptığımız çalışmalarda onları birer yetişkin olarak gördük, bunun ne anlama geldiğini hem kendilerine hem ailelerine öğrettik, seminerlerimizde gençlerin konuştuğu bir panel her zaman oldu. Bunu bir eğitim programı yardımıyla ülke çapında yaymak her zaman düşündüğümüz, olgunlaştırmaya çalıştığımız bir konuydu. Bu sene Sabancı Vakfı desteğiyle birlikte, olgunlaşan düşüncelerimiz projeye dönüştü. İlk andan itibaren müthiş bir heyecan duyduk. Gençlerle eğitime başladığımızda gençlerimizin aslında söyleyecek çok sözü olduğunu, hakları konusunda mücadele etmeye istekli olduğunu ve genel inançların aksine zihinsel engellilik durumunun yaşadıkları toplum içerisinde isteklerini ve taleplerini belirleme ve dile getirmeye engel teşkil etmediğini, kısacası doğru yolda ilerlediğimizi bir kere daha gördük. Bu bizi çok motive ediyor. Aslında tam anlamıyla bu konuda toplumsal bir dönüşümü başlatmak üzere olduğumuzu hissediyorum. Bu gençler arkalarından gelen Down sendromlu çocuklara yol açacak ve akranlarını cesaretlendirecek, ailelere ise umut olacak. Bu muhteşem bir adım bence. Fark yaratan bir adım” dedi.

Sabancı Vakfı’ndan STK’ların eğitim alanındaki projelerine 1 milyon TL hibe desteği

Sabancı Vakfı’nın kadın, genç ve engelli bireylerin karşı karşıya kaldığı toplumsal sorunlara çözüm üreten sivil toplum kuruluşlarına destek vermek amacıyla sürdürdüğü Hibe Programları’na 2018 yılında 52 ilden, 217 proje başvurdu. 168 dernek, 26 üniversite, 19 vakıf ve 4 kooperatifin eğitim alanındaki projelerle başvurduğu Hibe Programları kapsamında bu yıl toplam 1 milyon TL hibe desteği sağlanacak.

10 yılda 137 projeye hibe desteği verdiklerini belirten Sabancı Vakfı Genel Müdürü Zerrin Koyunsağan, “Sabancı Vakfı olarak toplumsal gelişmeye katkıda bulunma hedefiyle çalışıyor; Hibe Programlarımız kapsamında sivil toplum kuruluşlarının projelerini destekliyoruz. Türkiye’de hibe programlarını uygulayan ilk vakıf olarak, bugüne kadar 16 milyon TL hibe desteği verdik ve sivil toplumun gelişmesine önemli katkılar sağladık. Bu yıl itibarıyla da çalışmalarımız içinde Hibe Programlarımızın ağırlığını artırıyor; hibe projelerimizi eğitim başlığı altında topluyoruz. Çünkü çalışmalarımızın odağında yer alan kadın, genç ve engelli bireylerin karşı karşıya kaldıkları sorunların çözümünde eğitimin önemli bir rolü olduğunu düşünüyoruz. Bu yıl hibe desteği almaya hak kazanacak sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bu sorunlara ilişkin kalıcı çözümler üretmek için çalışacağız. Toplumsal gelişme için kalıcı etki yaratma hedefiyle çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz” dedi.

Eğitim alanındaki projelere 200 bin TL’ye kadar destek

Kaliteli Eğitimin Desteklenmesi, Eğitime Erişimin ve Devamın Sağlanması ve Hak Temelli Yaygın Eğitim Çalışmalarının Desteklenmesi alanlarında kadın, genç ve engellilerin karşılaştıkları sorunlara yönelik çözüm üreten projelere 50 bin TL ile 200 bin TL arasında hibe desteği sağlanacak. Hibe desteği almaya hak kazanan projeler Değerlendirme Kurulu ve Mütevelli Heyeti’nin yapacağı değerlendirmenin ardından Haziran ayında açıklanacak.

Dokuzuncu fark yaratan Her yerde Sanat Derneği oldu

Sabancı Vakfı’nın toplumsal gelişmeye katkıda bulunan “sıra dışı kişilerin olağanüstü öykülerini” anlattığı “Fark Yaratanlar” programının dokuzuncu sezonunun dokuzuncu Fark Yaratan’ı, sirk eğitimini çocuklara yönelik sosyal uyum için pedogojik bir yöntem olarak uygulayan Her Yerde Sanat Derneği oldu.

Her Yerde Sanat Derneği, Mardin’de tek seferlik bir festival fikri ile yola çıkan Pınar Demiral ve arkadaşları tarafından 2012 yılında kuruldu. Dernek bünyesindeki Sirkhane Sosyal Sirk ve Sanat Okulu, Mardin’de yaşayan hem Türkiyeli, hem de mülteci çocukların bir araya gelebildikleri ve ortak dilin sanat olduğu bir yaşam alanı sunuyor.

Sirkhane’de eğitmenler sosyal sirki, pedagojik bir yöntem olarak kullanıyorlar. Verdikleri eğitimlerle, fırsatlara erişemeyen çocukların, savaşın getirdiği olumsuzlukları atlatmalarına ve hayal dünyalarının gelişmesine yardımcı oluyorlar. Sirkhane’de jonglörlük, akrobasi, tahta bacak gibi sirk eğitimlerinin yanı sıra resim, fotoğrafçılık gibi dersler de veriliyor.

Sirkhane’de eğitim alan gençler birer Sirk Kahramanı’na (Circus Hero) dönüşüyor ve Circus Habibi programıyla eğitimlere yeni katılan çocuklara gönüllü olarak rehberlik etmeye başlıyorlar.

Her Yerde Sanat Derneği verdiği eğitimler ve düzenlediği festivallerle bugüne kadar 300 bin çocuğun hayatına dokundu.

Her Yerde Sanat Derneği, çocukların sanat aracılığıyla ayrımcılıktan uzak bir ortamda bir araya gelmesini sağladı. Bedenlerini ve zihinleri harekete geçirerek, özgüvenlerini güçlendirdi. Çocukların hem geleceklerinde, hem de hayal dünyalarında kolay kolay unutulmayacak kocaman bir fark yarattı.