Yazılar

Sosyal Bağış Hareketi herkesi Türk Eğitim Derneği için bağışa çağırıyor

Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum farkındalığını artırmayı amaçlayan Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ay tüm destekler 19 Temmuz Perşembe günü Türk Eğitim Derneği için toplanıyor.

Her ayın ikinci perşembe gününü Sosyal Bağış Günü ilan ederek farklı sivil toplum kuruluşlarının projelerini sosyal medya üzerinden geniş kitlelere tanıtan Sosyal Bağış Hareketi bu ay Türk Eğitim Derneği için bağış çağrısında bulunuyor.

Türkiye’nin eğitim alanındaki en köklü sivil toplum kuruluşu olan Türk Eğitim Derneği, “Türk Maarif Cemiyeti” adıyla Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran kadroların öncülüğünde31 Ocak 1928’de kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin önde gelen temsilcilerinin ve işadamlarının büyük fedakârlıklarıyla kurulan Cemiyet, ülke çapındaki başarılı çalışmaları nedeniyle 12 Aralık 1939 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla “kamu yararına çalışan dernek” statüsünü kazandı ve 1946 yılında “Türk Eğitim Derneği” adını aldı.

Köklü bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulduğu günden beri eğitim alanında faaliyet gösteren Türk Eğitim Derneği, ülke genelinde okullarını yaygınlaştırarak, daha çok sayıda öğrenciye çağdaş ve nitelikli bir eğitim sağlamanın yanında, eğitimde fırsat eşitliği ilkesiyle başarılı fakat maddi olanaksızlıklar nedeniyle nitelikli bir eğitime erişemeyen öğrencilere burs sağlıyor. Bu kapsamda, geleceğe yön veren çocuklar yetiştirme hedefiyle gün geçtikçe çeşitlenen benzersiz bir burs sistemiyle hizmet veriyor.

1928 yılından bu yana burs veren Türk Eğitim Derneği’ sayesinde  bugüne kadar 48 bini aşkın öğrenci burs olanağına kavuştu. 2003 yılında Tam Eğitim Bursu sistemini hayata geçiren Türk Eğitim Derneği’nin burslarından ve TED Okulları başarı burslarından şu an 3 bin 816 öğrenci faydalanıyor. Oldukça kapsamlı ve benzersiz olan TED burslarından faydalanan öğrencilere maddi desteğin yanı sıra akademik, sosyal, sportif ve kültürel alanlarda da destek sağlanıyor.

2017-2018 eğitim öğretim yılı itibarıyla TED Okulları ve TED Üniversitesi’nde eğitim alan öğrenci sayısı 32 bin 345’e ulaştı.

TED bünyesinde, “Ortak Paydamız Eğitim” mottosuyla 2012 yılında kurulan TEDMEM ise, eğitim sistemi için proaktif bir şekilde, kanıta dayalı araştırma verisi, fikir ve yayın üretip kamuoyuna mal etmeyi amaçlayan bağımsız bir düşünce kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. TEDMEM’in çalışmaların temel amacı, bu ülkenin bütün çocuklarının daha mutlu bir geleceğe kavuşması için hizmet etmek. Bu hizmeti yürütürken, eğitim politikalarında alışılmış olan düşünce ve duygu kalıplarının ötesine geçmeyi hedef olarak görüyor.

Türk Eğitim Derneği tarafından, eğitim sisteminin bütün parametrelerini içerecek bir dönüşüm hedefiyle geliştirilen 2015-2022 Ulusal Eğitim Programı, bir sivil toplum kuruluşu tarafından geliştirilen ilk eğitim programı olma özelliğini taşıyor. Ayrıca Türk Eğitim Derneği, okul öncesinden yükseköğretime kadar uyguladığı eğitim çalışmalarının yanında, dünyadan ve ülkemizden alanlarında uzman eğitimcilerin, liderlerin, iş adamlarının ve siyasetçilerin değerli katılımlarıyla Uluslararası Eğitim Forumları düzenlemeye ve eğitim alanındaki çalışmalara dünya çapında da destek vermeye devam ediyor. En son 2016 yılında düzenlenen ve dünyaca ünlü Kuantum Fizikçi ve Fütürist Michio Kaku’nun da çağrılı katılımcı olarak yer aldığı etkinlikte, eğitimin değişen dünyadaki yeri, iş dünyasının eğitimden beklentisi, eğitimin geleceği gibi konular konuşuldu.

“Doğru kararı vermek elimizde”

Yıllardır ülkemizdeki eğitim sorunlarına çözüm önerileri sunduklarını söyleyen Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu; “Üzerinde en çok durduğumuz konu, eğitimdeki fırsat eşitsizliği sorunu. Doğru karar ve uygulamalarla bu sorunu en aza indirmenin mümkün olacağını biliyoruz. Verilen burslarla, başarılı öğrencilerimizin geleceklerini inşa etmelerine destek oluyoruz ve olmaya devam edeceğiz. Sosyal Bağış Hareketi’nin bu önemli projesinde yer almamız bu açıdan çok önemli. Hedefimiz, 10.000 genç meşale ile daha aydınlık bir Türkiye! Herkesi Sosyal Bağış Günü’nde bağış yaparak bir meşale yakmaya davet ediyorum” dedi.

Sosyal Bağış Günü’nde Türk Eğitim Derneği’ne 19 Temmuz Perşembe günü Türk Eğitim Derneği Facebook sayfası bağış butonu ve web sitesindeki online bağış sayfası üzerinden bağış yapabilirsiniz.

‘Türk Eğitim Derneği’ ve ‘Sosyal Bağış Hareketi’ için kullanılacak hashtagler; #birinizhepimiziçin #sosyalbağışhareketi

Bağış yapmak için;

http://www.ted.org.tr/TR/Genel/BelgeListeDetay.aspx?F6E10F8892433CFFA79D6F5E6C1B43FF2D88412156A07E5B

 

 

Sosyal Bağış Hareketi’nde bağışlar bu ay Tohum Otizm Vakfı için toplanıyor

Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum farkındalığını artırmayı amaçlayan Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ay tüm destekler 10 Mayıs Perşembe günü Tohum Otizm Vakfı için toplanıyor.

Her ayın ikinci perşembe gününü Sosyal Bağış Günü ilan ederek farklı sivil toplum kuruluşlarının projelerini sosyal medya üzerinden geniş kitlelere tanıtan Sosyal Bağış Hareketi bu ay Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı için bağış çağrısında bulunuyor.

Bugün doğan her 68 çocuktan biri otizm riski ile dünyaya geliyor. Bu orandan hareketle ülkemizde yaklaşık 1 milyon 142 bin otizmli birey olduğu düşünülüyor. Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, 2003 yılından bugüne otizm spektrum bozukluğu olan çocukların erken tanısının konulması, özel eğitimi ile topluma kazandırılmasına öncülük edilmesi ve bunun yurt çapında yaygınlaştırılması için çalışıyor.

Tohum Otizm Vakfı’nı otizm ile ilgili çalışan vakıf ve derneklerden ayıran ise otizmli bireylerin eğitimi için örnek bir model okul kurması ve bununla da kalmayıp, devletin otizmli çocuklara ve ailelerine verdiği sağlık ve eğitim hizmetlerine yurt çapında destek olmak gibi daha kapsamlı amaç ve hedeflerle kurulmuş olmasıdır. Kâr amacı gütmeyen, kamu yararına kurulmuş olan bir eğitim ve sağlık vakfı olarak Tohum Otizm Vakfı hem ulusal hem de uluslararası çapta çalışmalar sürdürüyor.

Türkiye’deki otizmli bireylerin eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere katılımlarının sağlanması amacıyla birçok ilke imza atan Tohum Otizm Vakfı, yürüttüğü çalışmalarla 15 yılda toplam 248 bin 505 otizmli çocuk ve ailenin hayatında fark yarattı.

Bilinen tek çare erken tanı ile yoğun özel eğitim

Otizm, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen karmaşık bir gelişimsel farklılıktır. Otizmin başlıca belirtileri arasında; başkalarıyla göz teması kurmamak, gözlerin bir yere takılıp kalması, ismi söylendiğinde bakmamak, sözleri tekrarlamak, parmağıyla istediği şeyi gösterememek, akranlarının oynadığı oyunlara ilgi göstermemek, sallanmak, çırpınmak, parmak ucunda yürümek, dönen nesnelere karşı aşırı ilgi ve takıntılı davranışlar sayılabiliyor. Ailelerin çocuklarında diğer akranlarından farklı davranışlar ve belirtiler gözlemleniyorsa vakit kaybetmeden otizm konusunda uzman bir psikiyatriste başvurmaları gerekiyor. Otizmin bilinen tek tedavisi ise erken tanı, yoğun ve sürekli eğitim. Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık %50’sinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabiliyor, büyük ilerleme kaydedilebiliyor ve hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmayabiliyor. Burada en önemli nokta olabildiğince erken dönemde (18 ay civarı) tanı konulması ve haftada en az 30 saati bulan yoğun bir eğitim alınması.

Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer “Bugüne kadar okulumuzda 1.780 çocuğumuz eğitim aldı. Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulumuzda 843 çocuğumuza ise burs desteği ile eğitim verdik.  27 büyük ulusal ve uluslararası proje yaptık. Otizmli çocuklara eğitim veren 33 devlet okuluna öğretmen eğitimleri, müfredat ve materyal desteği sağladık. 118.500 adet Otizm Eğitim Kitini ücretsiz olarak dağıttık.  55.010 çocuğu otizm riski taramasından geçirdik. 9 bin 900 öğretmen, 1.867 sağlık personeline ve 10.119 aileye otizm konulu eğitimler verdik. Türkiye’nin her yerinden vakfımıza ulaşan ailelere danışmanlık hizmeti vermek ve otizmli çocuklarına eğitsel değerlendirme yapabilmek için Özel Tohum Vakfı Özel Eğitim Okulu bünyesinde Rehberlik Birimi açtık. Yapılan değerlendirmeler, eğitimlerle toplam 8 bin 474 çocuk, aile, eğitimci ve üniversite öğrencisine ulaştık.Türkiye’de gerek öğretmenlerin eğitiminde gerekse anne-babaların eğitimindeki eksikliklerden yola çıkarak dileyen herkesin ülkenin herhangi bir yerinden ücretsiz olarak ulaşabileceği 27 bin 745’in üzerinde kullanıcısı olan Otizm Eğitim Portalı’nı (www.tohumotizmportali.org) yayına açtık. Bu ve bunun gibi pek çok çalışmaya imzamızı atarken yalnız değildik. Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve pek çok kurum kuruluş yanımızda yer aldı. En büyük destekçilerimiz ise gönüllülerimiz! Yeri gelmişken hepsine çok teşekkür ediyoruz. Sivil toplumun güçlenmesi için Sosyal Bağış Hareketi gibi bireysel bağış bilincini yükselten projeler çok önemli bir rol oynuyor. Bunun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Tohum Otizm Vakfı’na 10 Mayıs Perşembe günü Tohum Otizm Vakfı Facebook sayfası bağış butonu ve web sitesindeki online bağış sayfası üzerinden bağış yapabilecek.

Bağış yapmak için;

https://www.tohumotizm.org.tr/hemen-bagis

https://www.facebook.com/tohumotizm/

 

Sosyal medya üzerinden yürütülen ilk dijital sosyal sorumluluk projesi

Sosyal Bağış Hareketi, tam bir yıl önce Türkiye’deki sivil toplum kuruluşu ve bireysel bağış bilincini artırma hedefiyle MarjinalSosyal tarafından hayata geçirildi. Dünyada sosyal medya üzerinden yürütülen ilk sosyal sorumluluk projesi olan SBH’nin bir yıldır neler yaptığını MarjinalSosyal Genel Koordinatörü Serpil Güzel Ün ve Sosyal Bağış Hareketi Proje Koordinatörü Merve Aydın anlattı.

Bireysel bağış ve sivil toplum kuruluşu bilincini artırma hedefiyle başlatılan Sosyal Bağış Hareketi tam bir yılı geride bıraktı. Bir yıllık hedefiniz neydi, geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Serpil Güzel Ün: Marjinal Porter Novelli olarak, kurulduğumuz günden bu yana sivil toplum kuruluşlarına (STK) destek veriyor ve onlarla yakından çalışıyoruz. STK’lar kurumsal sosyal sorumluluk yatırımları adına her zaman en önemli iş ortaklarımız oldu. Bu nedenle bünyemizde kurduğumuz STK Danışma Merkezi ile hem özel sektör işbirliklerini verimli hale getirmek hem de STK’ların tanıtım ve kaynak ihtiyacına alternatif çözümler üretmek için çalışıyoruz.

Sosyal Bağış Hareketi STK’lara yönelik toplumdaki algının iyileştirilmesini ve daha çok kişiyi sosyal değişimin bir parçası yapmayı hedefleyen uzun soluklu bir proje. Toplumdaki güven çemberini genişletmek amacıyla çıktığımız bu yolda başlangıç olarak 15 sivil toplum kuruluşuyla birlikte yürüyoruz. Onların tanıtım ve kaynak ihtiyacına çözüm üretmek için her bir STK için her ay etkili bir iletişim kampanyası yürütüyoruz. Geçtiğimiz yıl 31 Mart’ta lansmanını gerçekleştirdiğimiz Sosyal Bağış Hareketi birinci yılını doldurdu. Marjinal Porter Novelli ve MarjinalSosyal’in öncülüğünde başlatılan bu sosyal sorumluluk projesi, Facebook’un desteğiyle milyonlarca sosyal medya kullanıcısına ulaştı. Bağış hareketimiz sosyal medya üzerinden yürütülen dünyanın ilk sosyal sorumluluk projesi olarak www.facebook.com/sosyalbagishareketi üzerinden yönetiliyor.

Hareketimiz kapsamında, her ayın ikinci perşembe gününü ayın STK’sına güç vermek ve ihtiyaçlarını karşılayacak kaynağı yaratmak için “Sosyal Bağış Günü” ilan ederek medyada çok yoğun etkileşim sağladık. Hareketin amacı toplumsal ihtiyaçlarımıza ve sorunlarımıza kararlılıkla çözüm üreten STK’ları beğenen, yani “like”layan, onları paylaşan sosyal medya kullanıcılarını “sosyal bağışçı” yapabilmek, bir başka deyişle destekleri bir adım öteye taşımaktı. Bu amacımızı da bu proje ile gerçekleştirdik. Projemizi Marjinal Porter Novelli ve MarjinalSosyal’de çalışan yaklaşık 10 kişilik gönüllü bir ekiple ve kendi öz kaynaklarımızla yürütüyoruz. Facebook da çalışmalarımızı destekliyor.

Hangi STK’lara destek oldunuz?

Merve Aydın: Aralarında Koruncuk Vakfı, Bilim Kahramanları Derneği, Darüşşafaka Cemiyeti, KAÇUV, Hayata Destek Derneği, WWF, TEMA, TEGV, KEDV, ÇEKÜL, AÇEV, AKUT, TOÇEV, Tohum Otizm Vakfı ve ASHOKA olmak üzere 15 sivil toplum kuruluşunu (STK) “Biriniz Hepimiz İçin” sloganıyla tek platformda topladık ve Türkiye’de Facebook üzerinden bireysel bağış ve sivil toplum kuruluşu bilincini artırmayı hedefledik.

Proje neden Facebook üzerinden yürütülüyor?

Serpil Güzel Ün: İlk sosyal platform olmasıyla öne çıkan Facebook ülkemizde de oldukça yaygın ve yoğun bir biçimde kullanılıyor. Ayrıca, önceki projelerini göz önünde bulunduğumuzda Facebook’un STK’lara yönelik duyarlı bir platform olduğunu düşünüyoruz. Sosyal Bağış Hareketi’nin amaç ve hedefleriyle ortak bir anlayışa sahip olduğuna inandığımız için birlikte hareket ediyor, Facebook’tan destek alıyoruz.

Bu projeden kazancınız var mı?

Merve Aydın: Bu projeden hiçbir kazancımız yok. Bu proje MarjinalSosyal’in sosyal sorumluluk projesi olarak, geniş ve alanlarında yetkin bir ekibin gönüllü katkısıyla ile yönetiliyor. Toplanan bağışlar doğrudan STK’ların kaynaklarına yapılıyor.

STK’ların kaçı sosyal medyanın bağış toplamada etkili olduğunu düşünüyor?

Serpil Güzel Ün: STK’ların bireysel bağışçılığı artırmak ve sosyal değişim yaratmak için sosyal medyayı ne kadar etkili şekilde kullanabildikleri bulundukları yer ve internet altyapısına bağlı olarak farklılıklar gösterse de kuruluşların çoğunluğu sosyal medyanın gücüne inanıyor. Sivil Toplum Online Teknoloji Raporu 2017 bulgularına göre; STK’ların yüzde 95’i sosyal medyanın çevrimiçi marka bilinirliği için etkili olduğunu düşünüyor, yüzde 71’i sosyal medyanın çevrimiçi bağış toplama için etkili olduğunu düşünüyor, yüzde 88’i ise sosyal ağ mecralarının sosyal değişim yaratmada etkili olduğunu kabul ediyor. Rapora göre sosyal ağ mecraları içerisinde STK’ların en çok tercih ettiği platform olarak Facebook öne çıkıyor. Küresel çapta yapılan araştırmaya katılan sivil toplum kuruluşlarının yüzde 92’si Facebook sayfası bulundurduklarını ifade ediyor. Diğer sosyal medya platformlarının kullanım oranları ise yüzde 72 ile Twitter, yüzde 55 oranla Youtube ve yüzde 51 ile Linkedin, nispeten daha yeni bir mecra olan Instagram ise yüzde 39 oranla son sırada.

Toplam ne kadar kişiye nasıl erişim sağladınız?

Merve Aydın: Yaklaşık 18 milyon kişiye sosyal medyadan ve geleneksel medyadan erişim sağladık. Her STK’ya özel Facebook’ta kullanılmak üzere frame tasarlandı, tasarlanan frameler binlerce kişi tarafından kullanıldı. Facebook, Twitter ve Instagram’da her STK kampanyasına özel postlar hazırlandı. Her STK için basın bülteni hazırlanıp servis edildi ve mailingler yapıldı.

Bugüne kadar en fazla etkileşim hangi STK için toplandı?

Serpil Güzel Ün: Facebook üzerinden toplam 583 bin 195 etkileşimle WWF, Sosyal Bağış Hareketi sayfasında ve kendi sayfalarında en çok etkileşimi aldı. Erişim konusunda ise en fazla kişiye erişen 5 milyon 68 bin 764 ile KAÇUV oldu.

Etkileşim çıktılarından örnekler verir misiniz?

Merve Aydın: Elbette birkaç örnek verebiliriz. Darüşşafaka Cemiyeti için hazırladığımız frame’i 2 bin 700 kişi kullandı. 17 bin kişiden fazla web site ziyareti gerçekleşti ve hala devam ediyor. AÇEV, 400’den fazla yeni takipçi kazandı. TEGV düzenli 31 bağışçı kazandı. Sosyal medya hesaplarında takipçi sayıları ve görünürlüğü arttı.

Bağışçıların şeffaflık konusundaki kaygılarını nasıl giderdiniz?

Serpil Güzel Ün: Sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen Sosyal Bağış Hareketi’ne bağlı STK’lara destek olan bağışçılar doğrudan STK’ların bağış hesaplarına yönlendiriliyor. Dolayısıyla bağışçılar nezdinde oldukça şeffaf bir ortam sunduk.

SBH’nin ana hedeflerinden biri Türkiye’de bireysel bağışın yayılması. Bu konuda nasıl bir gelişim kaydedildi bir yılda?

Merve Aydın: Araştırmalar doğrultusunda sivil toplum kuruluşlarını daha etkin iletişim yöntemleriyle anlatmamız, kendi ekosistemlerinde destek kazanmış STK’ların etki alanını genişletmemiz ve STK’lar için destek tabanı sağlamamız gerektiği sonucuna vardık.

SBH’ye dahil olmak isteyen STK’ları nasıl seçiyorsunuz? Kriterler var mı?

Birinci yılda bu harekete dahil olan sivil toplum kuruluşlarını bir seçime tabi tutmadık. MarjinalSosyal STK Danışma Merkezinde yer alan STK’lar platformumuza dahil oldu. Ortak özellikleri, toplumsal sorunlara ve ihtiyaçlara sürdürülebilir çözümler üreten, hedef – sonuç odaklı çalışıyor olmaları, şimdiye kadar yürüttükleri çalışmalardan hem niteliksel olarak hem niceliksel olarak anlamlı ve ölçülebilir sonuçlar almaları, Türkiye’de değişime yön vermeleri olarak sıralayabiliriz.

Önümüzdeki süreçte farklı STK’larla çalışacak mısınız?

Merve Aydın: Elbette projeye dahil olan 15 STK ile birlikte yeni sivil toplum kuruluşlarını da STK Danışma Merkezi bünyesine dahil etmeye başladık.

İkinci yıl için planlarınız neler?

Türkiye’de bağış konusu kurumsallaşmış değil. Özünde yardımsever bir toplum olmamıza rağmen henüz STK’ları desteklenecek kanallar arasında görmeye başlamadık. Sosyal Bağış Hareketi olarak, bizler için çalışan, sorunlara kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üreten, fayda sağlayan, şeffaf, hesap verebilen, yani güvenilir STK’lara yapılan bağışları artırmayı ve ulaşabildiğimiz herkesin “sosyal bağışçı” olmasını hedefliyoruz. Türkiye’de bu potansiyeli görüyor ve bu potansiyeli harekete geçirdiğimizde hepimizin içinde bulunduğu sivil toplumun güçleneceğine, özgürleşeceğine, içimizdeki umudu büyüteceğine inanıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarının gerçekleştirdiği değişimi görünür kılmak ve toplumdaki güven çemberini genişletmek için başlatılan hareket bir sonraki yılın sivil toplum kahramanlarıyla buluşmaya hazır.

Böyle bir oluşumun Türkiye’de olması neden önemliydi? STK’ların gözünden SBH’nin önemini vurgulayalım.

Merve Aydın: Türkiye’de bireysel bağışın alışkanlık haline gelmesini istiyoruz. Bu yüzden her ayın ikinci perşembe gününü Sosyal Bağış Günü ilan ettik. Eriştiğimiz her kişiye mesajımız, her ay, ayda sadece bir kez, küçük bir tutarla sivil toplum kuruluşlarına bağış yapması yönünde. Türkiye’de bireysel bağış kültürü oluşturmaya katkı sağlamak amacıyla her ay bir STK için sosyal medyada yüksek görünürlük sağlayarak ortalama 2 milyon tekil kişiye erişiyoruz.

Küçük bağışlarla büyük farklar yaratmak için her ay, ayda bir kez tavrımızı çözümden yana koyarak duyarlı olduğumuz konularda değişimi tetiklemek için harekete geçebileceğimizi biliyor ve topluma bu çağrıyı yapıyoruz: #birinizhepimiziçin

Sosyal Bağış Hareketi Sosyal Medya Hesapları

facebook.com/sosyalbagishareketi

instagram.com/ sosyalbagishareketi

twitter.com/BagisHareketi

#birinizhepimiziçin

AÇEV’den Kaynak ve İş Geliştirme Sorumlusu Beril Güzeloğlu: ”Sosyal Bağış Hareketi,  farkındalık sağlıyor”

Türkiye’de bireysel bağış bilincini uyandırmak amacıyla MarjinalSosyal ve Facebook iş birliği hayata geçirilen 15 sivil toplum kuruluşunun içinde yer aldığı Sosyal Bağış Hareketi bu ay Anne Çocuk Eğitim Vakfı ile devam ediyor. Vakfın projeleri ve Sosyal Bağış Hareketi hakkında Anne Çocuk Eğitim Vakfı’ndan Kaynak ve İş Geliştirme Sorumlusu Beril Güzeloğlu ile konuştuk.

Anne Çocuk Eğitim Vakfı olarak yürüttüğünüz projeler hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Şu aralar gündeminizde hangi proje bulunuyor?

AÇEV olarak erken yaştaki her çocuğun güvende, sağlıklı, mutlu ve öğreniyor olması için çalışıyoruz. Ülkenin dört bir yanındaki ihtiyaç sahibi çocuklar, anne babalar ve genç kadınlar için bilimsel temelli eğitim programları geliştiriyor ve uyguluyoruz. Eğitim programları ve saha çalışmalarının yanı sıra toplumsal farkındalığı artırmak, bilinç ve destek oluşturmak üzere farkındalık ve savunu faaliyetleri gerçekleştiriyoruz.

Ayrıca, ihtiyaçlar doğrultusunda kurumsal destekçilerimiz ve paydaşlarımızla birlikte program çalışmalarımızı besleyen çeşitli projeler hayata geçiriyoruz.

Sosyal Bağış Hareketi projesinde yer alıyorsunuz. Sizce bu proje neden önemli? Nasıl faydaları var?

Yapılan araştırmaları incelediğimizde Türkiye’de bireysel bağışçılık eğilimlerinin anlık ve dönemlik olduğunu görebiliyoruz. Her bireye stratejik bireysel bağışçılığın önemini anlatmak sivil toplum kuruluşlarının birincil görevi, bu sebeple kat edilecek çok yolumuzun olduğunu görüyoruz. Dijital iletişim mecralarının giderek önem kazandığı ve geliştiği bir dönemde olduğumuzu düşünerek Sosyal Bağış Hareketi 14 sivil toplum kuruluşuyla birlikte hareket ederek çok anlamlı ve uzun vadede bir o kadar da etkin olacağına inandığımız bir oluşuma imzasını atıyor. Sivil toplum kuruluşlarının iletişim bütçelerinin kısıtlı olduğu bir yapıda 14 sivil toplum kuruluşunun bir arada tek bir oluşumu desteklemesi, güçlerinin birleşmesi sağlam temelli bir hareketin başlangıcı olarak görüyoruz. Sosyal Bağış Hareketi’yle doğru stratejiyle başladığımızı düşünüyoruz. Dolayısıyla kaynak yaratmanın yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanları ve güncel projeleri konusunda da geniş kitlelerde farkındalık sağlıyor.

Türkiye’de bireysel bağışı artırmaya yönelik neler yapıyorsunuz? Bu konudaki görüşleriniz neler?

Bireysel bağışçılık adına özel sektörün iletişim kanalları, insan kaynağı gücünü önemseyerek yaptığımız her iş birliğinde faaliyetlerimizin bireylere duyurulması kurgusu üzerinden yola çıkıyoruz.

Sadece bilgilendirmekle kalmayıp bireyleri aksiyona çağırdığımız Adım Adım oluşumuyla yardımseverlik koşularında kampanyalarımızı duyurmak ve fon yaratmak için koşuyoruz. https://ipk.adimadim.org/nonprofit/view?id=20395

Bireylere daha basit kanallardan ulaşabilen Yuvarla.com gibi yeni girişimlerle iş birliklerine imza atıyoruz. https://yuvarla.com/

Yapılan araştırmalarda bugüne yapılan 1 TL’lik yatırımın uzun vadede 7 TL olarak topluma kazanım sağlayacağı çıktısından yola çıkarak; doğum günü, spor etkinlikleri ve bunun gibi özel etkinlikler için ya da birkaç arkadaş bir araya gelerek hazırlayacağı kampanyalarını çevrelerine duyurarak bağışa çağrıyla kaynak yaratma kanalını genişletmeye duyurmaya çalışıyoruz. https://fonzip.com/acev/kampanya

Yeni kurulan sivil toplum kuruluşlarına önerileriniz olur mu?

Kaynak yaratma ve iletişim alanları söz konusu olduğunda; veri temelli ve insan odaklı iletişim, bireysel ve kurumsal bağışçılara karşı şeffaflık ve hesap verebilirlik kriterlerine uyum.

Gündeminizde olan İlk İş Babalık Kampanyanızdan bahsedebilir misiniz?  Bu kampanyayla nasıl bir fayda sağlamayı amaçlıyorsunuz?

1996 yılından bu yana babaların çocuklarının bakımında sorumluluk üstlenmeleri, çocuklarıyla demokratik bir ilişki kurmaları ve çocuklarının gelişimlerini etkin bir şekilde desteklemeleri için Baba Destek Programı’nı uyguluyoruz. Program kapsamında bugüne kadar 60 binden fazla babaya ulaştık.

Bu süreçteki deneyimlerimiz bize ailede, mahallede, arkadaş çevresinde, iş yerinde ilgili babalık için destekleyici ortamların kurulmasının önemini gösterdi ve İlk İş Babalık sloganımızla ilgili babalığı destekleyecek ortamların güçlenmesi için bir kampanya başlattık. Türkiye’de ilgili babalık konusunun benimsenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla döneminde hayata geçirdiğimiz İlk İş Babalık kampanyası çerçevesinde; panel, sergi, özel sektör buluşması, sosyal medya iletişimleri gibi farklı etkinlik ve kurgular düzenledik. Kampanya boyunca, farklı illerde AÇEV’in Baba Destek Programı’na katılmış olan babaların desteğiyle birlikte yürüyüş, uçurtma şenliği, oyun vb. aktivitelerle ilgili babalık mesajlarımızı yaygınlaştırdık.

İlk İş Babalık kampanyasının iletişim çalışmaları basın yoluyla 2.5 milyon, sosyal medya yoluyla ise 5.5 milyon kişiye ulaştık. Hedefimiz, ilgili babalığın önemine inanan herkese mesajlarımızı ulaştırmak ve ilgili babalık davranışlarını yaygınlaştırmak.

Yakın zamanda hayata geçireceğiniz yeni bir proje fikriniz var mı? Varsa projenin amacından ve yararlarından bahsedebilir misiniz?

Bu yıl da ilgili babalık mesajlarımızı farklı platformlarda yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Ayrıca yine ilgili babalık zeminini koruyarak, kadına yönelik şiddetle mücadeleye erkeklerin de dahil edilmesini hedefleyen bir kampanyayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz.  Ailelere yönelik olarak; çocuk gelişimi ve anne-babalık becerileri konusunda bilgi alabilmeleri hedefiyle geliştirdiğimiz İlk6Yıl mobil uygulamamızı da yeni tasarımı ve içerikleriyle güncelliyoruz. Ücretsiz uygulama, yeni yüzüyle çok yakında iOS ve Android platformlarında yerini alacak.

 

 

Sosyal Bağış Hareketi’nde bağışlar eğitim için toplanıyor

Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum farkındalığını artırmak amacıyla yola koyulan Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ay bağışlar 15 Şubat Perşembe günü AÇEV için toplanıyor.

AÇEV, sosyo-ekonomik koşulları nedeniyle erken çocukluk döneminde destek alamayan çocuklar, anne-babalar ve genç kadınlar olarak belirlediği hedef kitlesinin ihtiyaçlarını araştırmalarla saptayıp, bu ihtiyaca cevap verecek bilimsel temelli eğitim programları geliştirdi. Verilen eğitimlerle bugüne kadar; 13 bin gönüllü eğitmen yetiştirildi, yüz yüze eğitim programlarıyla yaklaşık 1 milyon anne, baba, çocuk ve yetişkine ulaşıldı, internet ve mobil iletişim araçlarıyla yaygınlaşan eğitimlerle 10 milyon kişiye ulaşıldı.

İlk 6 yıl çocuklarımızın geleceğini belirliyor

Erken çocukluk olarak adlandırılan 0-6 yaş arası dönem, çocukların iyi yetişmesi için olağanüstü fırsatların olduğu bir dönemdir. Bu dönemde, çocuklar büyük bir hızla gelişir; zekası, algısı, kişiliği, sosyal davranışları ve zihinsel yetenekleri ciddi oranda şekillenir. Beyin gelişiminin büyük bölümü de bu dönemde tamamlanır. Bu durum, çocuğun hayatı boyunca etkili olacak olan özelliklerinin temelini oluşturur. AÇEV, erken çocukluk dönemini yaşamın mucizevi yılları olarak nitelendirirken, çalışmalarının önemli bir parçasını bu dönemdeki çocuklar için fırsat eşitliği yaratmaya ayırdı.

Bu zaman diliminde anne-babaları tarafından desteklenen çocuklar, ileride daha mutlu, sağlıklı ve başarılı bireyler oluyor. Toplum olarak birlikte gelişmeye ve birlikte yaşamaya daha çok katkıda bulunuyor. AÇEV farklı sosyoekonomik hedef kitlelere ve yaş gruplarına yönelik anne-baba eğitimleriyle çocuklarının gelişimine destek olmaları için ebeveynleri de güçlendiriyor.

Araştırmalar; yüksek sosyoekonomik statü ve eğitim seviyelerine sahip ailelerin 3 yaşındaki çocuklarının, düşük sosyoekonomik ve eğitim seviyesindeki ailelerin çocuklarından üç kat fazla kelime dağarcığının olduğunu gösteriyor.

Ayrıca, çocukların kendini daha iyi ifade edebilen, kişiler arası olumlu iletişim becerilerine sahip, şiddete daha az başvuran, eleştirel, sorgulayıcı ve yaratıcı bireyler olabilmeleri için, erken yaşlarda okuma alışkanlığı kazanmalarının önemine işaret ediyor.

Bu gerçekler doğrultusunda AÇEV ihtiyaç görülen bölgelerde çocuklara yönelik Okuyan Bir Gelecek Programı’nı yürütüyor. Bu program; Okuma Grupları, AÇEV Kütüphaneleri ve Aile Seminerleri’nden oluşan üç bileşenli bütüncül bir formatla düzenleniyor.

AÇEV’e destek olmak için 15 Şubat Perşembe günü bağış yapabilirsiniz.

Bağışlar bu ay doğa ve kültür için yapılıyor

Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ayki bağışlar, 1990 yılından beri doğa-kültür-insan arasındaki yaşamsal uyumun savunuculuğunu yaparak Türkiye’nin doğal, tarihsel ve kültürel varlıklarını korumak için çalışan Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı için toplanıyor.

90’lı yılların başında bir araya gelen aydınların evlerde başlayan tartışmalar sonucunda, somut bir çözüm seçeneği şekillenmeye başladı. ÇEKÜL böyle hayata geçirildi. Çeyrek asırda projeler gerçekleştirildi, eğitim programı hazırlandı, çocuklara, fidana ulaşıldı ve Türkiye’nin kültürel mirasına sahip çıkıldı.

ÇEKÜL, doğal dokunun kaybolmasıyla insanın yaşam alanının da tükeneceği bilgisiyle hareket ederek, toprağı, yeşili korumak ve çoğaltmak için İstanbul’da başladığı ağaçlandırma çalışmalarını Anadolu’ya yaydı. Herkese 7 Ağaç sloganıyla 1994 yılında 7 Ağaç Ormanları programını başlattı. 7 Ağaç, bir kişinin bir yılda tükettiği kadar doğal kaynağı temsil ediyor. ÇEKÜL 7 Ağaç Ormanları, her yıl tükettiğimiz kadar ağacı doğaya geri kazandırma olanağı sağlıyor. Bugüne kadar 54 sahada yaklaşık 900 bin doğaseverin desteğiyle dikilen fidanların sayısı 4 milyona ulaştı.

Yapılan tüm çalışmaların temelindeki doğa sevgisi ve kültürel mirası koruma bilinci; ÇEKÜL’ün eğitim programlarına da yansıdı. Öğrencilerin eğitim sürecine doğrudan ve etkin katılımı desteklenerek, yaparak ve yaşayarak öğrenmeleri sağlandı. ÇEKÜL, Bilgi Ağacı programıyla yılda yaklaşık 3 bin öğrenciye ulaşarak onları doğa ve kültür ilişkisini anlamaya, kentlerini tanıyarak, yaşamı keşfetmeye ve korumaya yönlendirildi. Öğretmenler için hazırlanan eğitim içerikleri ve kılavuz kitaplar aracılığıyla, doğal ve kültürel miras eğitim programları yıl içinde farklı okullarda uygulanıyor.

ÇEKÜL, eğitimlerin yanı sıra tarihi kentlerdeki kültürel dokunun geleceğe aktarılması amacıyla, koruma amaçlı kent planları hazırlanması, geleneksel evlerin korunması, tarihi çarşıların onarılması, kent meydanlarının yeniden düzenlenmesi ve kırsal mirasın yaşatılmasında koruma bilincinin gelişmesini sağladı.
ÇEKÜL Anadolu Araştırmaları, Vakıf bünyesinde özellikle kültürel mirasın korunması konusunda bilimsel araştırmalar yürütüyor. Bilgi Belge Merkezi ise Türkiye’nin doğa, tarih, mimarlık ve kültür alanında bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor.

150’ye yakın Anadolu temsilcisi ve onların etrafında örgütlenen gönüllüleriyle İstanbul’un sınırlarını aşmış sivil bir güce dönüşen ÇEKÜL, tüm projelerini bağışlar sayesinde hayata geçiriyor.

15 ay boyunca her ay bir STK’nın sosyal medya üzerinden tanıtıldığı ve destek çağrısında bulunulduğu Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ayki kurum Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı’na destekler 11 Ocak Perşembe günü yapılacak.

Bağışlar toplanıyor kadınlar güçleniyor

Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum farkındalığını arttırmak amacıyla yola koyulan Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ay tüm destekler, kadınların kendi hayatlarını ve toplumu dönüştürme gücünü destekleyen KEDV için toplanıyor.

30 yıldır dar gelirli kadınların hayat deneyiminden gelen uzmanlıklarına, yoksullukla mücadeledeki yaratıcılıklarına, kendi yaşamlarını ve çevrelerini ayakta tutma güçlerine inanan KEDV, kadınların yoksullukla mücadelelerini destekliyor.
1986 yılından bu yana kadının ekonomik yaşama katılması açısından çok önemli olan çocuk bakım ve eğitim hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılması için çalışıyor. Bu kapsamda mahalle destekli ve kadınlar tarafından yönetilen, alternatif eğitim programlarının uygulandığı Kadın ve Çocuk Merkezleri kurulmasına öncülük ediyor. Bu model kapsamında, bugün faaliyette olan 10 Kadın ve Çocuk Merkezi’nde her yıl yaklaşık bin çocuk ve kadın hizmet alıyor. Geliştirdiği model hem çocukların bakım ve eğitim hizmetine erişmelerine hem de dar gelirli kadınların kendi çevrelerinin yaşam koşullarını iyileştirme ve kamusal alanda var olma ihtiyacına çözüm getiren önemli bir alternatif oluşturuyor.

Ekonominin görünmeyen kahramanları mikro girişimci kadınlar
KEDV 2002 yılında dar gelirli kadınların ekonomik güçlenmesi için Türkiye’nin ilk mikro kredi kurumu olan Maya’yı kurdu. Maya kanalıyla iş kurmak isteyen ya da işlerini geliştirmek isteyen kadınlara küçük krediler veriliyor. Mikro kredi programının Türkiye’de ilk uygulayıcılarından biri olan KEDV 15 yıl içinde 14 bin kadına mikro kredi sağladı. Mikro krediler, yoksullukla mücadelede önemli bir işlev görüyor, kendi işlerini kuran kadınlar kendi güçlerinin farkına varıyorlar.

Türkiye’de her dört kadından sadece biri ekonomik hayatın içinde yer alıyor. Çalışan üç kadından biri ise ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. Buna karşılık kadınların başlattığı küçük girişimler, hizmet, üretim, satın alma gücü, istihdam ve beşeri sermaye yaratarak ekonomiye önemli bir katkı sağlıyor.

Mikro krediyle iki keçi alan ve şu anda 30 keçiye sahip olan Melek Yılmaz, “Mikro kredi, ben emeklerken bana yürümeyi öğretti” diyor. 40 yaşındaki ilkokul mezunu Gülay Özgül ise pamuk şeker satarak geçimini sağlarken mikro kredi aldıktan sonra hem hayalindeki iş olan düğün salonu açmayı başarmış hem de kazandığı özgüvenle eğitimine kaldığı yerden devam ediyor. Üç çocuklu Ayşenur Özgün, küçük çocuğu okula başladığında servis sıkıntısı yaşayınca okul servis şoförlüğünü kendi yapmaya karar vermiş ve başlangıçta tepki alsa da şimdi insanlar çocuklarını emanet etmek için özellikle onu tercih ediyorlar. Çocukluğundan beri çiftçilik yapan Nazan Kurtan, “En iyi bildiğim şey sebze yetiştirmek. 10 yıldır organik tarımla pazarlara sebze getiriyorum. Çoğunlukla kadınlarla çalışıyorum. Mikro krediyle seramı başlattım, sonraki süreçlerde de mikro kredi yardımcım oldu. Şimdi ki hayalim uygulamalı eğitim çiftliği kurabilmek” diyor.

Çalışmalarıyla Türkiye’de kadın kooperatifi modelinin ilgili bakanlık tarafından kabul edilmesini sağlayan KEDV, kadınların kooperatifler bünyesinde ekonomik hayata katılımlarını artırmak amacıyla, eğitim, finansman, danışmanlık ve pazarlama desteği de veriyor. Kadınların kooperatif çatısı altında ortak yürütebilecekleri; gıda üretimiyle sabun üretimi, hediyelik kutu yapımı, hazır yemek, tekstil, ikinci el eşya satışı, çocuk bakım ve eğitim hizmetleri, lokanta gibi çeşitli alanlarda ortak işler kurmalarına destek veriliyor. KEDV, 2001 yılından beri 70’ten fazla kadın kooperatifinin kuruluşuna destek verdi. Bugünse 61 ilde yılda yaklaşık 20 bin ‘in üzerinde kadın, kadın kooperatiflerin sunduğu hizmetlerden yararlanıyor.

KEDV İktisadi İşletmesi olarak faaliyet gösteren Nahıl Dükkân’da ise Türkiye’nin her yanından kadınların ürünleri pazarlanıyor. Dükkanda satılan ikinci el ürünlerin geliriyle ise erken çocuk eğitim hizmetleri başlatmak isteyen kadın grupları destekleniyor. Düzenli aralıklarla yinelenen ‘Nahıl Şenlikleri’ ve Nahıl Pazaryeri’yle de daha yaygın bir satış olanağı sağlanıyor.

KEDV’e 14 Aralık Perşembe günü web sitesini ziyaret ederek destek seçeneklerini görebilirsiniz.

Yapılan bağışlarla umutlar yeşerecek

Türkiye’de bireysel bağışlarla sivil toplum bilincini uyandırarak sivil toplum kuruluşlarına destek olmak amacıyla başlatılan Sosyal Bağış Hareketi’nde ekim ayında bağışlar, 25 yıldır toprağın ve doğal varlıkların korunması için çalışan TEMA Vakfı için toplanacak.

MarjinalSosyal’in girişimi ve Facebook’un destekleriyle başlatılan Sosyal Bağış Hareketi, Türkiye’de bireysel bağışlarla sivil toplum bilincini uyandırmak ve sivil toplum kuruluşlarına güç vermek amacıyla faaliyetlerine devam ediyor. Sosyal Bağış Hareketi’nde 15 ay boyunca her ayın ikinci perşembesinde bir sivil toplum kuruluşu sosyal medya üzerinde tanıtılıyor.

12 Ekim Perşembe günü bağışlar 25 yıldır yaşamın kaynağı toprağa sahip çıkan, doğal varlıkların korunması için bilim temelli çalışan, topraktan gelen toplumsal barışa inanan TEMA Vakfı için toplanacak.

“Türkiye çöl olmasın” sloganıyla yola çıkarak 1992 yılında Nihat Gökyiğit ve Hayrettin Karaca tarafından TEMA Vakfı kuruldu.25 yıldır TEMA Vakfı çalışanları ve gönüllüleriyle birlikte 12 bin 500 hektar alanda 14,5 milyon fidanı toprakla buluşturdu.

250 kırsal kalkınma, koruma ve ağaçlandırma projesi gerçekleştiren TEMA, aynı zamanda eğitim, savunuculuk ve gönüllülük faaliyetleriyle de kamuoyunun doğal varlıkların korunması konusunda bilinçlenmesi ve harekete geçmesi için faaliyetlerde bulunuyor. Vakıf, ülkemize doğayı tanıyan, doğanın bir parçası olduğunun bilincinde olan, günlük hayatındaki tercihlerinin doğaya etkilerinin farkına varan, sürdürülebilir yaşam için harekete geçen, doğa dostu nesiller kazandırmak amacıyla bugüne kadar 3 milyondan fazla çocuğa doğa eğitimleri ve farkındalık etkinlikleriyle ulaştı. 50 binden fazla öğretmene ve 35 bini aşkın kamu görevlisine çevre seminerleri verildi.

TEMA Vakfı, doğaya zarar verecek yasalara, bilimsel temellere dayanarak yasalarla karşı çıktı. Doğaya saygı duyulmasını siyaset alanında da garanti altına alabilmek için savunuculuk faaliyetleri sürdürüyor. Doğal varlıkları korumak adına açılan 239 davanın 115’i kazanıldı ve 68 dava ise devam ediyor.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Sosyal Bağış Hareketi, ülkemizde sivil toplum kuruluşlarına yönelik güveni artırmak adına çok anlamlı bir proje. Kurucularımız TEMA Vakfı’nı doğaya karşı bilgili, ilgili ve tepkili bir kamuoyu oluşturmak için kurdular. Ne mutlu bize ki bugün gelinen noktada TEMA Vakfı’nın yüz binlerce gönüllüsü ve destekçisiyle bir halk hareketi olduğunu ve toplumda her yaştan, her görüşten insanı doğa temelinde buluşturduğunu söylememiz mümkün. TEMA Vakfı olarak bizler 25 yıldır insanla, parçası olduğu doğa arasında bağlar kurmak; doğal varlıklarımızı; havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak için çalışıyoruz”dedi.

TEMA Vakfı’na 12 Ekim Perşembe günü TEMA Facebook sayfası bağış butonu ve BKM chatbot altyapılarıyla ya da doğrudan derneğin kendi internet sitesinden bağış yapabilirsiniz.

 

Bu ay bağışlar WWF-Türkiye için toplanacak

Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum bilincini yükseltmek amacıyla başlatılan, Sosyal Bağış Hareketi’nde bu ay bağışlar, 40 yıldır doğal yaşamı koruma çalışmaları yürüten WWF-Türkiye için toplanıyor.

MarjinalSosyal’in girişimi, Facebook’un katkılarıyla başlatılan Sosyal Bağış Hareketi, Türkiye’de bireysel bağışla sivil toplum bilincini uyandırmak ve sivil toplum kuruluşlarına destek vermek amacıyla faaliyetlerine devam ediyor. 15 ay boyunca her ayın ikinci perşembesinde bir STK’nın sosyal medya üzerinden tanıtıldığı harekette, altıncı sivil toplum kuruluşu WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) oldu.

14 Eylül Perşembe günü bağışlar insanın doğayla uyum içinde yaşadığı bir geleceğin kurulması amacıyla Türkiye’de 40 yıldır çalışmalar yürüten WWF-Türkiye için toplanacak.

WWF-Türkiye, doğal kaynakların aşırı tüketimi, kirlilik, yasa dışı avcılık, doğa tahribatı gibi insan kaynaklı sorunlarla mücadele ederek doğal yaşam alanlarının azalması ve türlerin kaybıyla sonuçlanan tehditleri durdurmayı amaçlıyor.

Halen, küresel ölçekte nesli tehlike altındaki 389 türün bulunduğu Türkiye’de, biyolojik çeşitliliğin korunması önem taşıyor. Vakıf yıllardır yürüttüğü alan projeleriyle kelaynak, deniz kaplumbağası, orfoz, saz kedisi ve turna gibi tehlike altındaki canlıların korunmasını sağlıyor. Doğa koruma literatüründe şemsiye tür olarak anılan bu canlıların korunması, yaşadıkları ekosistemin bir bütün olarak varlığını sürdürebilmesi anlamına geliyor. Böylece daha geniş bir canlı topluluğu için yaşanabilir bir ortam sağlanmış oluyor.

Yaban hayatı koruma çalışmalarının yanı sıra denizler, ormanlar, tatlı su kaynakları, gıda, iklim ve enerji konularında da birçok proje yürüten WWF-Türkiye, Büyük Menderes Havzası’nda da çalışmalar yaptı. Yapılan çalışmalar, Türkiye’nin en verimli tarım arazilerinin bulunduğu havzada ekolojik değerleri tehdit eden su kirliliğinin önlenmesi ve bölgede yaşayan 2,5 milyon kişinin yeterli miktarda temiz suya erişiminin sağlanmasını amaçlıyor.

WWF-Türkiye Kurumsal İlişkiler Müdürü Neyran Akyıldız; “Sosyal Bağış Hareketi, sosyal medyanın ortak fayda için kullanımına güzel bir örnek. Sivil toplum için bireysel bağışın önemine vurgu yapan bu hareketin bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz. Yapılacak her bağış yaşamın çeşitliliğini korumaya katkıda bulunacak” dedi.

WWF-Türkiye’ye 14 Eylül Perşembe günü WWF-Türkiye Facebook sayfası bağış butonu ve BKM chatbot altyapılarıyla ya da doğrudan derneğin kendi internet sitesinden bağış yapabilirsiniz.

Sosyal Bağış Hareketi Koruncuk Vakfı ile başlıyor

MarjinalSosyal’in girişimi ve Facebook’un katkılarıyla, Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum kuruluşu bilincini uyandırmak adına yola çıkan Sosyal Bağış Hareketi’nin ilk STK’sı Koruncuk Vakfı oldu. Hareket kapsamında, 13 Nisan Perşembe günü Koruncukların Sosyal Bağış Günü olacak. Bağışlar doğrudan Koruncuk’un Facebook sayfasındaki “Bağışta Bulun” butonu üzerinden yapılabilecek.

MarjinalSosyal’in girişimi ve Facebook’un katkılarıyla, Türkiye’de bireysel bağış ile sivil toplum kuruluşu (STK) bilincini uyandırmak, STK’ların ihtiyaçlarını karşılamak ve onları cesaretlendirmek adına yola çıkan Sosyal Bağış Hareketi başladı. Hareket kapsamında aralarında AÇEV, AKUT, ASHOKA, Bilim Kahramanları Derneği, ÇEKÜL, Darüşşafaka Cemiyeti, Hayata Destek Derneği, KAÇUV, KEDV, Koruncuk Vakfı, TEGV, TEMA, TOÇEV, Tohum Otizm Vakfı ve WWF’in bulunduğu 15 STK’ya Facebook üzerinden bağışlarla destek verilecek. Her ayın ikinci perşembesinin bir STK’ya “Sosyal Bağış Günü” olarak adanacağı hareketin ilk STK’sı ise Koruncuk Vakfı oldu. 13 Nisan Perşembe günü bağışlar Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı için vakfın Facebook sayfası üzerinden toplanacak.

Koruncuk Vakfı herkesi 13 Nisan Perşembe günü bağışa davet ediyor

38 yıldır korunma ihtiyacında olan çocukları destekleyip başarılı bireyler olmasını sağlayan Koruncuk Vakfı, bugüne kadar 300 Koruncuk’u hayata kazandırdı. Vakıf aynı zamanda 28 Koruncuk’un üniversite mezunu olmasını sağladığı gibi 8 spor dalında 141 Koruncuk’a lisans kazandırdı.

Koruncuklar için her küçük bağışın büyük önemi olacağını ifade eden Koruncuk Vakfı Başkanı Figen Özbek, Sosyal Bağış Hareketi ile ilgili, “Biz Koruncuk Vakfı olarak, Koruncuklar için aile, umut ve gelecek olmayı sürdürmek istiyoruz. Şu anda da en büyük hedefimiz, Urla Çocukköyü’müzü Sosyal Bağış Hareketi’nin desteği ile tamamlayabilmek. Küçücük bağışların bir araya gelerek Koruncukların dünyasında ne kadar büyük değişimler yaratacağını biliyoruz, bu nedenle herkesi en samimi dileklerimizle bu hareketi desteklemeye davet ediyoruz. El verin, hayata tutunsunlar!” çağrısında bulundu.Koruncuk Vakfı’na bağışlar, 13 Nisan Perşembe günü Facebook üzerinden Fonzip veya BKM chatbot altyapılarıyla ya da doğrudan Koruncuk’un internet sitesi üzerinden yapılabilecek.