Yazılar

Ağaç Kardeşliği üç yılda 14 bin çocuğa ulaştı

TEMA Vakfı’nın 2015 yılında Adım Adım koşucularının destekleriyle uygulamaya başladığı Ağaç Kardeşliği Projesi, bugüne kadar Türkiye genelinde yaklaşık 14 bin çocuğun hayatına dokundu.

TEMA Vakfı, ağaçlandırma ve çocuklara yönelik doğa eğitimi projesi Ağaç Kardeşliği kapsamında çalışmalara devam ediyor. Türkiye’nin yedi bölgesinde uygulanarak üç yılda yaklaşık 14 bin çocuğa ulaşan proje, 2018 yılında 57 il, 189 okul, 246 sınıfta yaklaşık 6 bin çocuk ile devam ediyor.

Ağaç Kardeşliği çocukların gelişimine katkı sağlıyor

4 Mart’ta Antalya’da gerçekleştirilen Runatolia Maratonu’nda, Adım Adım koşucuları TEMA Vakfı’nın Ağaç Kardeşliği Projesi için iyilik peşinde koştu. Ağaç Kardeşliği Projesi’nin sunduğu doğa eğitimi ile çocukların psikolojik ve fiziksel gelişimlerine destek sağladığını aktaran TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, günümüzün en göze çarpan sorunlarından birinin çocukların doğadan uzaklaşması ve ona yabancılaşması olduğunu vurguladı. Deniz Ataç, “Türkiye’de 8-14 yaş arası çocukların yüzde 56’sı evdeki vakitlerini teknolojik aletlerle oyun oynayarak geçiriyor. Bu durum da çocukların doğadan kopuk büyümelerine neden olurken; obezite, algı ve duyu dünyalarında gerileme, keşfetme yeteneği, yaratıcılık ve düşünme konularında kısıtlanma gibi sorunlara yol açıyor. Buna karşın Ağaç Kardeşliği Projesi kapsamında uyguladığımız doğa eğitimi ile çocukların doğaya çıkmasını, uygulamalar yaparak öğrenmesini ve doğayla duygu bağlarının güçlendirilmesini amaçlıyoruz” dedi. Ayrıca çocukların proje ile kendi tohumlarını ekerek fidanlarının büyümesini gözlemlediğini ifade eden Deniz Ataç, “Ağaç Kardeşliği’nin hem çocukların kendi gelişimleri hem de doğal varlıkların korunması açısından önemli sonuçları bulunuyor. Bu bakımdan Ağaç Kardeşliği Projesi gelecek nesiller için umut oluyor. Ağaç Kardeşliği’ne destek veren tüm koşuculara, bağışçılara ve emek veren herkese teşekkür ediyor, herkesi Ağaç Kardeşi olmaya davet ediyorum” dedi.

Ağaç Kardeşliği büyüyerek ilerliyor

Ağaç Kardeşliği Projesi’nin her geçen gün daha da büyüdüğüne değinen Deniz Ataç, proje ile 57 ilden yaklaşık 6 bin çocuğun “Orman Ekosistemi ve Yaşamın Çeşitliliği” konulu doğa eğitim programına katılacağını açıkladı. Projeye dahil olan çocuklar için Çanakkale’de yaklaşık 6 bin fidanlık ‘Adım Adım – Çocuklar Hatıra Ormanı’ oluşturulacağını belirten Ataç, “Hem çocukların yetiştirdikleri hem de hatıra ormanı kapsamındaki fidanlarla birlikte 12 bine yakın fidan toprakla buluşacak. Ağaç Kardeşliği üç yıldır daha çok çocuğa ulaşarak uygulanmaya devam ediyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Sanatçılar TEMA Vakfı için sahnede

Ünlü sanatçılar TEMA Vakfı’nın NTV özel yayınında çocuklar ve doğa için gönüllü olarak sahneye çıkıyor. Başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması için çalışan ve bugüne kadar 3 milyondan fazla çocuğa doğa eğitimleriyle ulaşan TEMA Vakfı, “Umut Yeşerten Şarkılar” özel yayınında ünlü sanatçıları bir araya getiriyor. 1 Nisan Pazar akşamı saat 22.00’de gerçekleşecek olan özel yayın NTV’den canlı yayınlanacak ve tüm şarkılar ‘çocuklar’ ve ‘doğa’ için söylenecek.

TEMA Vakfı, 26 yıldır toprak odaklı çalışmaların yanı sıra başta çocuklar olmak üzere toplumun tüm kesimlerine doğa eğitimleri veriyor. Bu bağlamda, Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan iş birliği kapsamında her yıl okul öncesinden lise eğitimine kadar her yaştan yüz binden fazla çocuğun katılımıyla ücretsiz doğa eğitimleri gerçekleştiriliyor. Yayın öncesi ve sırasında gerçekleştirilecek kampanyayla 60 bin çocuğun daha TEMA Vakfı’nın doğa eğitimlerinden faydalanması için bağış çağrısı yapılacak. TEMA Vakfı’nın 3464 SMS hattına gelecek bağışlarla doğa eğitimleri için kaynak sağlanması hedefleniyor. Dileyen herkes 3464’e TEMA yazıp SMS göndererek TEMA Vakfı’nın çocuklara yönelik doğa eğitimlerine 10 TL katkıda bulunabilecek. Bir çocuğun doğa eğitimlerinden faydalanabilmesi için gerekli tutar 10 TL. Yani her SMS bir çocuğun daha doğa eğitimi alması anlamına gelecek.

Şarkılar çocukların doğa eğitimleri için söylenecek

Türkiye’nin önde gelen sanatçılarının TEMA Vakfı yararına sahneye çıkacağı gecenin sunuculuğunu Yiğit Özşener ve Gülay Afşar üstleniyor. “Umut Yeşerten Şarkılar” özel yayınında; Aybüke Pusat, Ayça Ayşin Turan, Aytaç Şaşmaz, Birce Akalay, Burak Özçivit, Burak Sevinç, Caner Cindoruk, Defne Samyeli, Doğukan Polat, Eren Vurdem, Gizem Karaca, Görkem Sevindik, Güldüy Güldüy Ekibi, Kadir Doğulu, Melis Tüzüngüç, Meltem Yılmazkaya, Mert Fırat, Oktay Kaynarca, Ozan Akbaba, Öykü Gürman, Özcan Deniz, Pelin Akil, Serhat Kılıç, Sinan Tuzcu, Tolga Sarıtaş, Türkü Turan ve Yurdaer Okur mesajları ve şarkıları ile sahnede olacak. Gecenin müzik direktörlüğünü Behzat Gerçeker’in yapacağı yayında, ENBE Orkestrası da sanatçılara performanslarında eşlik edecek.

Tema Vakfı dünya eğitim literatüründe

TEMA Vakfı, Yeryüzü Eğitimi: Değişen Gezegende Eğitimi Yeniden Düşünmek temalı Dünyanın Durumu 2017 kitabını ve eğitimde çocuk doğa ilişkisinin önemini bir basın toplantısıyla duyurdu.

TEMA Vakfı ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle yayımlanan Dünyanın Durumu kitap serisi, bu yıl Yeryüzü Eğitimi: Değişen Gezegende Eğitimi Yeniden Düşünmek temasıyla yayımlandı. 1993’ten bu yana TEMA Vakfı tarafından Türkçeye kazandırılan kitap, 2009’dan beri ise Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle okuyucularla buluşuyor. Worldwatch Enstitüsü’nün en bilinen yayınlarından olan kitap, 40 farklı ülkede yayımlanıyor.

TEMA Vakfı bu yıl ilk defa kitapta yer alıyor

Dünyanın Durumu kitap serisinde eğitim çalışmalarıyla bu yıl ilk defa yer alan TEMA Vakfı, düzenlediği basın toplantısında Dünyanın Durumu 2017 kitabını tanıttı ve uzun yıllardır uyguladığı doğa eğitim programlarını anlattı. TEMA Vakfı’nın kitaba yaptığı katkılardan söz eden TEMA Vakfı Eğitim Bölüm Başkanı Ali Değer Özbakır; “Kitapta farklı alanlardan eğitim uzmanları, yeni bir çağda öğretme ve öğrenmeye yenilikçi yaklaşımlar sunuyorlar. Eğitimi dönüştürecek ve tüm öğrencileri ekoloji temelli sosyal değişimin temsilcisi haline getirecek yeryüzü merkezli eğitim uygulamalarının örneklerini inceliyorlar” dedi.

20 yılı aşkın süredir okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim sisteminin her basamağındaki çocuklara ve yetişkinlere yönelik Doğa Eğitim Programları geliştirip, yürüten TEMA Vakfı’nın bu yıl ilk defa kitapta yer aldığını belirten Özbakır, Türkiye’de Su Varlıklarına Yönelik Tehditler Haritası ve Fıstığımız Bol Olsun projesi kapsamında gerçekleştirilen çalışmaların kitapta yer bulduğunu söyledi. Ali Değer Özbakır, kitapta Haritalama Öğrenmedir başlığında yer alan su tehditleri haritasının, gerçek yaşam eğitimi ve yurttaş bilimi örneği olarak sunulduğunun altını çizdi. TEMA: Çiftçileri Tarlada Eğitmek başlığında yer alan bölümde ise mesleki eğitim ve akran etkileşimiyle öğrenme örneği olarak Nestlé DAMAK, TEMA Vakfı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle hayata geçirilen Fıstığımız Bol Olsun projesine yer verildiğini aktardı.

TEMA Vakfı bugüne kadar üç milyon çocuğa ulaştı

Vakfın 20 yılı aşkın bir süredir uyguladığı yapılandırılmış Doğa Eğitim Programları’na dair bilgiler veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Programlar binlerce gönüllü öğretmenin desteğiyle her yıl 81 ilde yüz bini aşkın çocukla uygulanıyor. Bugüne kadar uygulanan doğa eğitimleri ve farkındalık çalışmalarıyla yaklaşık üç milyon çocuğa ulaştık. Vakfımız Minik TEMA, Yavru TEMA, Ortaokul TEMA ve Lise TEMA olarak adlandırılan Doğa Eğitim Programları’nı, Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalanan iş birliği anlaşması çerçevesinde hayata geçiriyor. MEB’in yıllık ders programlarına ve kazanımlarına destek olabilecek nitelikte hazırlanan eğitim programları, gönüllü öğretmenler tarafından okullarda yıl boyunca sınıf içi ve dışı etkinliklerle uygulanıyor” dedi.

Programlarda yer alan etkinliklerde toprak, hava, su, biyolojik çeşitlilik, çevre etiği gibi konuların her yaş grubuna özel gelişim basamakları dikkate alınarak ele alındığından söz eden Deniz Ataç; “Doğa eğitim çalışmaları ile çocukların doğa ile olan bağlarını erken yaşlardan itibaren güçlendirmeyi, doğada keşfederek vakit geçirmelerini desteklemeyi, doğaya duyarlı davranış ve tutumlar sergileyen bireyler olmalarına katkı sağlamayı, fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini desteklemeyi amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

Çocukların doğada olması fiziksel ve psikolojik gelişimleri için önemli

Çocukların gelişiminde ve eğitimde doğanın önemine ilişkin bilgiler veren TEMA Gönüllüsü, Eğitim Bilimci, Yazar Dr. Özgür Bolat; “Günümüzün en göze çarpan sorunlarından biri çocukların doğadan uzaklaşması, doğal dünyaya yabancılaşması, servislere ve kapalı sınıflara sıkışması. Aslında yemek yememe sorununun altındaki gizli dinamiklerden bir tanesi yiyeceklere yabancılaşmaları ve onlarla ilişki kurmamaları. Doğaya çıkmaktan veya canlılara dokunmaya korkan çocuklar bile var. Türkiye’de 8-14 yaş arası çocukların yüzde 56’sı evdeki vakitlerini teknolojik aletlerde oyun oynayarak geçiriyor. Bunun sonucunda 21’inci yüzyılın çocukları günlerinin beş saatini dijital medyayla etkileşim halinde geçirirken sadece yarım saatini açık havada geçirebiliyor. O da genelde doğadan uzak oluyor” dedi.

Çocukların doğada vakit geçirmelerinin faydalarına değinen Dr. Özgür Bolat; “Çocukları doğaya çıkarmak ve bundan gerçekten zevk almalarını sağlamak önemli. Doğadan kopuk yaşayan çocukların algı ve duyu dünyaları zayıflıyor; endişe, obezite gibi sağlık problemleri olasılığı artıyor. Doğayı tanımadan, kendisini doğanın bir parçası olarak görmeden yetişen nesillerin psikolojik gelişimleri olumsuz etkileniyor, keşif yetenekleri, yaratıcılık ve düşünme kısıtlı kalıyor. Doğada geçirilen zamanın çocukların sağlıklı kalmasını sağlamakla birlikte, odaklanma ve konsantrasyon yeteneğini desteklediği; öğrenme için gerekli anahtar becerilerini geliştirdiği ve çocukların daha iyi öğrenmelerine yardımcı olduğu biliniyor. Çünkü çocuklar doğada canlıları tanımayı ve empati geliştirmeyi deneyimler. Doğada vakit geçiren çocuklar problem çözmede daha başarılı olur, dayanışmayı ve iş birliğini öğrenir, daha yaratıcı ve mutlu olurlar. Bu bakımdan çocukların doğaya dönebilmesi için ailelerin onlara destek olması gerekiyor. Hafta sonu ailecek yapılacak bir doğa gezisi internette ya da alışveriş merkezlerinde geçirilecek zamandan daha fazla mutluluk verecektir” şeklinde konuştu.

Yapılan bağışlarla umutlar yeşerecek

Türkiye’de bireysel bağışlarla sivil toplum bilincini uyandırarak sivil toplum kuruluşlarına destek olmak amacıyla başlatılan Sosyal Bağış Hareketi’nde ekim ayında bağışlar, 25 yıldır toprağın ve doğal varlıkların korunması için çalışan TEMA Vakfı için toplanacak.

MarjinalSosyal’in girişimi ve Facebook’un destekleriyle başlatılan Sosyal Bağış Hareketi, Türkiye’de bireysel bağışlarla sivil toplum bilincini uyandırmak ve sivil toplum kuruluşlarına güç vermek amacıyla faaliyetlerine devam ediyor. Sosyal Bağış Hareketi’nde 15 ay boyunca her ayın ikinci perşembesinde bir sivil toplum kuruluşu sosyal medya üzerinde tanıtılıyor.

12 Ekim Perşembe günü bağışlar 25 yıldır yaşamın kaynağı toprağa sahip çıkan, doğal varlıkların korunması için bilim temelli çalışan, topraktan gelen toplumsal barışa inanan TEMA Vakfı için toplanacak.

“Türkiye çöl olmasın” sloganıyla yola çıkarak 1992 yılında Nihat Gökyiğit ve Hayrettin Karaca tarafından TEMA Vakfı kuruldu.25 yıldır TEMA Vakfı çalışanları ve gönüllüleriyle birlikte 12 bin 500 hektar alanda 14,5 milyon fidanı toprakla buluşturdu.

250 kırsal kalkınma, koruma ve ağaçlandırma projesi gerçekleştiren TEMA, aynı zamanda eğitim, savunuculuk ve gönüllülük faaliyetleriyle de kamuoyunun doğal varlıkların korunması konusunda bilinçlenmesi ve harekete geçmesi için faaliyetlerde bulunuyor. Vakıf, ülkemize doğayı tanıyan, doğanın bir parçası olduğunun bilincinde olan, günlük hayatındaki tercihlerinin doğaya etkilerinin farkına varan, sürdürülebilir yaşam için harekete geçen, doğa dostu nesiller kazandırmak amacıyla bugüne kadar 3 milyondan fazla çocuğa doğa eğitimleri ve farkındalık etkinlikleriyle ulaştı. 50 binden fazla öğretmene ve 35 bini aşkın kamu görevlisine çevre seminerleri verildi.

TEMA Vakfı, doğaya zarar verecek yasalara, bilimsel temellere dayanarak yasalarla karşı çıktı. Doğaya saygı duyulmasını siyaset alanında da garanti altına alabilmek için savunuculuk faaliyetleri sürdürüyor. Doğal varlıkları korumak adına açılan 239 davanın 115’i kazanıldı ve 68 dava ise devam ediyor.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Sosyal Bağış Hareketi, ülkemizde sivil toplum kuruluşlarına yönelik güveni artırmak adına çok anlamlı bir proje. Kurucularımız TEMA Vakfı’nı doğaya karşı bilgili, ilgili ve tepkili bir kamuoyu oluşturmak için kurdular. Ne mutlu bize ki bugün gelinen noktada TEMA Vakfı’nın yüz binlerce gönüllüsü ve destekçisiyle bir halk hareketi olduğunu ve toplumda her yaştan, her görüşten insanı doğa temelinde buluşturduğunu söylememiz mümkün. TEMA Vakfı olarak bizler 25 yıldır insanla, parçası olduğu doğa arasında bağlar kurmak; doğal varlıklarımızı; havamızı, suyumuzu, toprağımızı korumak için çalışıyoruz”dedi.

TEMA Vakfı’na 12 Ekim Perşembe günü TEMA Facebook sayfası bağış butonu ve BKM chatbot altyapılarıyla ya da doğrudan derneğin kendi internet sitesinden bağış yapabilirsiniz.

 

Kömür, tarımsal üretimi zedeliyor

TEMA Vakfı, yapılması planlanan kömür yatırımlarının tarımsal üretime vereceği zararlara ilişkin farkındalık sağlaması amacıyla Kömür Üzer kampanyasını başlattı. Kömür ocakları ve kömürlü termik santrallere itiraz etmek için bir imza kampanyası da başlatan TEMA Vakfı, başlattığı kampanyayla toprağın sağlığını iyileştirerek üretimi ve verimi artırmayı hedefliyor.

TEMA Vakfı, kömür ocakları ve kömürlü termik santrallerin gıda güvencesine ve tarımsal üretime vereceği zararlara dikkat çekmek üzere Türkiye çapında Kömür Üzer sloganıyla bir kampanya başlattı. Kampanya boyunca TEMA gönüllülerinin katılımıyla düzenlenecek etkinliklerle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına tarım alanlarındaki kömür yatırımlarına izin vermemesi için çağrı yapılacak.

Kömür havayı, suyu ve toprağı zehirliyor

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Kömür Üzer kampanyasını uzmanlar ve basın temsilcileriyle birlikte Karaman’a ve Konya’ya yaptığı bir ziyaretle başlattı. Ataç, bölgede kurulması planlanan kömür ocaklarının ve kömürlü termik santrallerin vereceği zararlara dikkat çekti. Tarım ve mera alanlarından oluşan 18 bin hektarlık arazinin kömür yatırımına açılmasının planlanması sebebiyle kampanyayı Konya ve Karaman’dan başlattıklarını açıklayan Deniz Ataç; “Bölgeye 5 bin 500 megavatlık bir kömür santrali kurulması planlanıyor. Ancak kömür ocağı açılması için verimli topraklarımız kazılıyor. Kömürün çıkarılması sırasında yer altı suları, çevredeki dereler ve göller zehirli hale geliyor. Termik santrallerde yakılan kömür; havamızı, suyumuzu ve toprağımızı zehirliyor. Domates, biber, elma ve portakal gibi birçok sebze ve meyve külle kaplanıyor ve yanıyor. Toprakta biriken ağır metaller bu ürünler yoluyla insanlara geçebiliyor. Soframızdaki gıda, soluduğumuz hava kömür tehdidi altında” dedi.

Sürdürülebilir tarım uygulamaları yaygınlaştırılıyor

TEMA Vakfı organik ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaşması için mesafeleri ortadan kaldırarak üreticileri, tüketicileri ve diğer ilgi gruplarını TEMA Sürdürülebilir Tarım Ağı’nda buluşturuyor.Sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak ve bu konuda farkındalık sağlamak amacıyla TEMA Sürdürülebilir Tarım Ağı’nı hayata geçirdi. Bilgi alışverişi yapma olanağı tanıyan internet tabanlı platform ve bilgilendirici web sitesinden oluşan TEMASTA, yayına başladı.

Tema Vakfı tarafından hayata geçirilen TEMASTA, tüketicilerin sağlıklı ve çevre dostu gıda üretimi yapan üreticiye erişimini kolaylaştırarak sürdürülebilir tarım uygulamalarını odağına alan faaliyetlerin ve etkinliklerin duyurulmasına olanak tanıyor. Üreticilere sürdürülebilir tarıma geçiş konusunda bilgiler vererek, tüketicilerin neden sürdürülebilir tarım ürünleri tüketmeleri gerektiği ve bu ürünleri nasıl tanıyacakları konusunda da farkındalık sağlamayı hedefliyor.

Konuyla ilgili konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Kimyasal gübre ve pestisit kullanımı gibi yanlış tarım uygulamaları tarım alanlarının ve tüm canlıların zarar görmesine neden oluyor. TEMA Vakfı olarak bu konuya sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla çözüm getirilmesini zorunlu görüyoruz. Bugünün ve gelecek nesillerin gıda ihtiyacının karşılanabilmesi ancak toprak ekosisteminin ve çevrenin korunmasıyla mümkün. Bu kapsamda ortaklarımızla birlikte, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından Sivil Toplum Diyaloğu Programı altında desteklenen AB-TR Sürdürülebilir Tarım Ağı Projesi’ni başlattık. Bir yıldan uzun bir süredir yaptığımız çalışmaların sonucunda da TEMASTA’yı kurduk. TEMASTA ile üreticileri, tüketicileri ve tüm ilgi gruplarını bir araya getirmeyi, sürdürülebilir tarım uygulamalarını geniş kitlelere yaymayı hedefliyoruz ” dedi.

Her dem toprak için projesi altı bin kişiye ulaştı

2016 yılında TEMA Vakfı ve Doğuş Çay iş birliği ile sürdürülebilir çay tarımının temelini oluşturan toprak sağlığının korunması konusunda başlatılan ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi kapsamında ‘Sürdürülebilir Çay Tarımı Eğitimleri’ ile 6 bin kişiye ulaşıldı.

Dünyanın sayılı çay üretim merkezlerinden biri olan Rize’de düzenlenen Sürdürülebilir Çay Tarımı Eğitimleri’nin odak noktası çay üreticileri oldu. Eğitimlerde, üreticilerle birlikte sosyal çevresini oluşturan öğretmen, din adamı, muhtar, kadın, öğrenci gibi toplumun farklı kesimlerinden 6 bin kişiye eğitim verildi. Eğitimler kapsamında herkes çay bahçelerinde sağlığı bozulan topraklar için önlem almaya davet edildi.

Tarım yapma olanaklarının kısıtlı olduğu Doğu Karadeniz’de yöre halkının gelir kaynaklarını iyileştirerek göç vermesine engel olmak için başlatılan çay tarımı, bölgenin en önemli gelir kaynağını oluşturuyor. Çay tarımı, 70 yılda bölgenin kaderini ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan değiştirdi . Yaklaşık 830 bin dekar alanda yıllık 1.2 milyon ton yaş çay yaprağı üretimiyle Türkiye, dünya çay üretiminde 5’inci sırada yer alıyor. Ancak özellikle 1970’li yılların başından itibaren şeker gübre olarak isimlendirilen, asit karakterli amonyum sülfat gübresinin yaygın ve ölçüsüz kullanımı sonucu toprak asitleşti. Çay bahçelerinin %90’a yakın bölümünde toprağın pH’ı çay bitkisinin gelişmesi için alt sınır olarak gösterilen 4’ün altına düştü. Toprağın oldukça kıt, arazinin dik, yağışın yüksek olduğu bu bölgede çay tarımı alternatifsiz bir ürün konumunda yer alıyor. Bu topraklarda uzun yıllar çay üretimine devam edilebilmesi için toprak sağlığının korunması daima ön planda tutulmalıdır.

Bakanlığın organik çay üretimine geçiş kararı memnuniyet verici

Konuya ilişkin konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Projeye başlamadan önce bölgede kamu kurumları, üniversiteler, STK’lar, ziraat odaları ve meslek örgütlerinin katıldığı bir toplantıda Türkiye’de çay tarımının sorunlarını masaya yatırdık. Toplantıda çay tarımının öncelikli ele alınması gereken sorununun toprak bozulması olduğunu saptadık. Bu soruna dikkat çekmek ve sürdürülebilir çay tarımı uygulamaları konusunda kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Doğuş Çay iş birliğiyle ‘Her Dem Toprak İçin Projesi’ni hayata geçirdik. Proje kapsamında geniş bir kesimden 6 bin kişiye eğitimler vererek çay bahçelerinde sağlığı bozulan topraklar için önlemler alınması konusunda farkındalık yaratmaya çalıştık. Bu süreçte herkesi çay bahçelerinde sağlığı bozulan toprak ananın sesine kulak vererek gerekli tedbirleri almaya davet ettik. Bu anlamda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın çay bahçelerinde toprak dostu organik gübre kullanımına ve bölgede organik çay üretimine geçilmesine ilişkin kararından dolayı memnuniyet duyuyoruz. TEMA Vakfı olarak Doğuş Çay iş birliği ile bu ortak hedefe ulaşmak için kararlılıkla çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Her Dem Toprak İçin projesi Karadeniz Bölgesi’ne duyduğumuz hassasiyetin bir yansıması

Doğu Karadeniz’de çay tarımının kuşaklar boyu devam edebilmesinin en önemli şartlarından birinin çay tarımı yapılan arazinin ve komşu ekosistemin korunması olduğuna dikkat çeken Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı, “Toprak varlığını korumak yalnızca erozyonu önlemekle değil, toprak ekosisteminin tüm bileşenleri ile bütünsel olarak korunmasıyla mümkün olabilmekte. Bu da sürdürülebilir yaşamın temelini oluşturuyor. Rize’nin doğal zenginliği ve en önemli geçim kaynağı olan çayın en iyi şartlarda yetiştirilmesi, aynı lezzet ve kalitede üretilebilmesi için Türkiye’nin en büyük özel sektör çay kuruluşu olarak doğduğumuz topraklarda TEMA Vakfı ile birlikte önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attık. ‘Her Dem Toprak İçin’ projesi bölgeye duyduğumuz hassasiyetin bir yansıması. Çay Doğu Karadeniz Bölgesi’ nin en önemli ürünlerinden biri ve doğduğumuz topraklarda çayın ilelebet yetişmesi hem hayalimiz hem de sorumluluğumuz. ‘Her Dem Toprak İçin’ projesiyle, bir yıl boyunca üreticilerin ve üreticiyi etkileyen tüm kesimlerin toprakla ilgili farkındalığının artırılmasını, topraklarda yaşanan sıkıntının çözüm yollarının tespit edilmesini hedefledik” dedi.

Dünya su günü kutlanıyor

TEMA Vakfı gönüllüleri 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nü Türkiye genelinde çeşitli etkinliklerle kutlayacak.

TEMA Vakfı bu yıl 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nü “Ormanlar ve Su” temasıyla kutluyor. TEMA Vakfı gönüllüleri bu kapsamda fidan dikimi ve bakımı, yerel su varlıklarının korunması konusunda farkındalık yaratmak amacıyla nehir/havza günleri, tanıtım ve bilgilendirme stantları, belgesel gösterimleri ile eğitim etkinlikleri düzenliyor. Gönüllüler, farklı şehirlerde etkinlikler gerçekleştirerek yaşamın temel kaynağı su ile orman ekosistemlerinin etkileşiminin önemini vurguluyor.

Erişilebilir tatlı suların yüzde 75’i ormanlardan geliyor

Dünya Ormancılık Günü kapsamında konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, orman varlıklarının öneminin altını çizdi. Ataç, “Ormanlar tüm canlılara hiçbir karşılık beklemeden hizmetler sunuyor. Örneğin tarımsal, evsel, kentsel, endüstriyel ve çevresel amaçlı kullanılan erişilebilir tatlı suların yaklaşık yüzde 75’i ormanlardan beslenen su havzalarından sağlanıyor. Ormanlar ekolojik işlevlerinin yanı sıra dünyada 1.6 milyar insanın geçimi için de önem arz ediyor. Ancak maalesef iklim değişikliği, orman yangınları ve ormansızlaşma gibi baskılar orman ekosistemlerini tahrip ediyor” diyerek ormanların korunması konusunda daha fazla hassasiyet gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Tema Vakfı 50 ilde 5 bin 400 çocuğa ulaşacak

TEMA Vakfı, 2015 yılında başlattığı ağaçlandırma ve çocuklara yönelik doğa eğitimi projesi Ağaç Kardeşliği’ni 2017 yılında da uygulamaya devam ediyor.

TEMA Vakfı’nın ağaçlandırma ve çocuklara yönelik doğa eğitimi projesi Ağaç Kardeşliği tüm hızıyla devam ediyor. 2015 yılında başlayan projenin 2017 uygulamaları başladı. Ağaç Kardeşliği, 2017’de 50 il, 153 okul, 226 sınıf ve yaklaşık 5 bin 400 öğrenci ile uygulanacak.

Ağaç Kardeşliği Projesi’nin 2017 yılı uygulamalarına ilişkin bilgiler veren TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Ağaç Kardeşliği ile doğa sevgisini içselleştiren nesiller yetiştirmeyi hedefliyoruz. Çünkü geleceğimiz olan çocukların doğayı koruyabilmeleri için öncelikle onu tanımaları ve sevmeleri gerekiyor. Ağaç Kardeşliği’ne dahil olan her çocuk kendi fidanını yetiştirme deneyimi yaşayacak. Ayrıca çocuklar için Balıkesir’de 5 bin 400 fidanlık ‘Çocuklar Hatıra Ormanı’ oluşturacağız. Bu sayede hem çocukların yetiştirdikleri hem de hatıra ormanı kapsamındaki fidanlarla birlikte toplam 10 bin 800 fidan toprakla buluşacak. Bununla birlikte 50 ilden toplam 5 bin 400 çocuk “Orman Ekosistemi ve Yaşamın Çeşitliliği” konulu doğa eğitimi programına katılacak. Böylece çocukların doğayı korumak için gereken farkındalığı kazanmaları konusunda önemli adımlar atılmış olacak” dedi.

“Çocuklar yeni kavramlarla tanışıyor”
Projenin çocukların doğada uygulamalar yaparak öğrenmesini ve doğayla duygu bağlarının güçlendirilmesini amaçladığını belirten Deniz Ataç, “Çocuklar Hatıra Ormanı”yla da erozyonla mücadeleye katkı sunacaklarını ifade etti. Ağaç Kardeşliği eğitim programının içeriğinden söz eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, projenin ilkokul 3. sınıfta başlayıp, 4. sınıfta devam eden uzun soluklu bir program olduğunu söyledi. Ataç, 8 etkinlikten oluşan programda çocukların kendi tohumlarını ekeceğini ve fidanlarını gözlemleyeceğini aktardı.

Deniz Ataç, “Fidanların büyümesini izleyen çocuklar programın sonunda; ekosistem, endemizim, biyoçeşitlilik gibi kavramlarla tanışıyor. Kutu oyunu ile yapraklarından ağaçları tanımaya çalışıyor. Proje sayesinde gelecek nesilleri de doğal varlıkları koruma çalışmalarımıza dahil ediyoruz” dedi. Projenin Adım Adım Oluşumu’nun maratonlar kapsamında düzenlediği yardımseverlik koşularında TEMA Vakfı için koşan koşucuların destekleriyle, gönüllülerin ve öğretmenlerin katkılarıyla hayata geçtiğini ifade ederek sözlerini sürdüren Ataç, “Ağaç Kardeşliği’ne destek veren tüm koşuculara ve bağışçılarına teşekkür ediyor ve herkesi Ağaç Kardeşliği’ne davet ediyorum” dedi.