Yazılar

Sabri Ülker Vakfı iyot yetersizliğine dikkat çekiyor

Sabri Ülker Vakfı, 21 Ekim Dünya İyot Eksikliği Günü vesilesiyle dünyadaki en önemli ancak önlenebilir besin yetersizliği sorunlarından biri olan iyot yetersizliğine dikkat çekiyor.

Kurulduğu 2009 yılından bu yana sağlıklı yaşam bilincinin gelişmesine katkı sağlamak, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve güvenilir bilgiyle aydınlatmak üzere birçok projeyi hayata geçiren Sabri Ülker Vakfı, 21 Ekim Dünya İyot Eksikliği Günü vesilesiyle iyot ve iyot yetersizliğinin neden olduğu sağlık sorunları hakkında önemli bilgiler paylaşıyor. Hormon ve sinir sistemi işlevleri, normal büyüme ve gelişme için gerekli bir mineral olan iyotun yetersizliği bilişsel gelişim ve işlev bozukluğu, hipotroidizm, doğumsal anomaliler, kretinizm ve endemik guatr gibi hastalıklara yol açıyor. Türkiye’de toprak ve suda yeterli miktarda iyot bulunmadığı için iyot yetersizliği ve bunun bir sonucu olarak guatr hastalığı yaygın olarak görülüyor. İyot yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan tiroit hastalıkları ve guatra eşlik edebilecek şişmanlık veya zayıflık, kalp çarpıntısı, unutkanlık veya depresyon bireyin yaşam kalitesinin düşmesine neden olabiliyor.

Türkiye’de iyot yetersizliği görülme sıklığı yüzde 28 olarak belirlendi

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF iyot yetersizliğinin yaygın olduğu ülkelerde tuzun iyotla zenginleştirilmesini desteklemiştir. Türkiye’de 1995 yılından günümüze “İyot Yetersizliği Hastalıklarının Önlenmesi ve Tuzun İyotlanması Programı” yürütülmektedir. Program kapsamında 1998 yılında sofra tuzunun iyotlanması konusunda yasal düzenleme yapılmış ve zenginleştirme zorunlu hale getirilmiştir. Tuzun iyotla zenginleştirilmesi, iyot yetersizliği ile mücadelede önemli katkı sağlamış, dolayısıyla ülkemizde iyot yetersizliğine bağlı hastalıkların görülme sıklığı da önemli ölçüde azalmıştır. 1997’de ileri ve orta düzey iyot yetersizliğinin görülme sıklığı yüzde 58 olarak saptanmıştır. Sofra tuzunun iyot ile zenginleştirme çalışmalarıyla birlikte 2002’de görülme sıklığı yüzde 39’a düşmüştür. Türkiye İyot İzleme ve Değerlendirme Çalışması-2007 sonuçlarına göre ileri ve orta düzey iyot yetersizliği görülme sıklığı yüzde 28 olarak saptanmıştır.

İyot kaybını önlemek için tuz yemek piştikten sonra eklenmeli

Dünya Sağlık Örgütü ve diğer referans kurumlar, günlük tuz alımının toplam 5-6 gramla sınırlandırılmasının günlük iyot ihtiyacını karşılayacağını belirtiyor. Ancak iyot güneş ışınları, nem ve sıcaklığa maruz kaldığında kayba uğrayabiliyor. Tuzda oluşabilecek bu iyot kaybını önlemek için iyotlu tuzu koyu renkli, kapaklı ve cam bir kavanozda saklamak, sıcaklık, nem ve güneş ışığından korumak ve yemek piştikten sonra tuz eklemek gerekiyor.

Günümüzde kaya tuzu, Himalaya tuzu gibi diğer tuzların tercih edilmesine yönelik bilgiler kafa karışıklığı yaratabiliyor. Oysa iyotlu sofra tuzu tüketimi, toplumda iyot yetersizliği ile mücadelede son derece etkili… Bu nedenle iyotlu sofra tuzuna yerine iyotla zenginleştirilmemiş kaya tuzu, Himalaya tuzu gibi tuzların kullanımı konusunda hassas davranılması gerekiyor. Bunun yanı sıra tuz kaynağı ne olursa olsun tüketim miktarına ve dolayısıyla aşırı sodyum alımına dikkat etmek şart.

Balık yemeyi ihmal etmeyin

Genetik etmenler, iyot yetersizliği veya lahana gibi guatrojen adı verilen ve iyotu bağlayarak vücutta kullanımına engel olan sebzelerin çok sık tüketilmesi tiroit hastalıklarına yol açabiliyor. Diyetle iyot alımı, tiroit bezi işlevlerini doğrudan etkileyebiliyor. Hem iyot hem selenyum içeriğiyle tiroit hormonunun yapısına katılan balık ve denüz ürünlerini haftada iki kez tercih edebilirsiniz. Bununla birlikte besin gruplarını dengeli tüketmek ve günde en az iki litre su içmek, tiroit hormonunun üretimi ve salınımını destekleyecektir.

Dünyaca ünlü isimler güçlü kızlar güçlü yarınlar için bir araya geliyor

Aydın Doğan Vakfı’nın UNFPA, UNICEF ve UN Women ile birlikte, Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu’nun katkılarıyla 11 Ekim Perşembe günü gerçekleştireceği Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı, bu sene Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar: Kız Çocuklarının Bilim, Sanat ve Spor Yoluyla Güçlenmesi temasıyla düzenlenecek.

Dünya Kız Çocukları Günü, kız çocuklarının geleceği şekillendiren ve toplumları dönüştüren bireyler olmalarını sağlamak amacıyla; onların potansiyellerini ortaya çıkarmak, önlerine çıkan engelleri kaldırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda duyarlılık oluşturmak adına tüm dünyada 11 Ekim’de çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Dünya Kız Çocukları Günü, ülkemizde Aydın Doğan Vakfı’nın, UNFPA, UNICEF ve UN Women ile birlikte, Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Grubu’nun katkılarıyla 11 Ekim 2018 tarihinde, Hilton Convention Center’da Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar: Kız Çocuklarının Bilim, Sanat ve Spor Yoluyla Güçlenmesi temasıyla düzenlenecek konferans ile kutlanacak.

Bu sene dördüncüsü düzenlenen konferansta yer alacak panellerde; bilim, sanat ve spor alanlarında ulusal ve uluslararası başarı kazanmış ve başta kız çocukları olmak üzere çocuk ve gençlerin örnek alacağı değerli konuşmacılar, kendi başarı hikâyelerini paylaşacak. Panellerdeki tartışmaların ortak noktasını ise; bilim, sanat ve sporun eğitimle birleşmesinin kız çocuklarının güçlenmesine yapacağı katkılar oluşturacak.

Çeşitli okullardan gelen gençler bilim ve teknoloji alanında yaptıkları çalışmaları konferans alanında kurulacak stantlarda sergileyecekler.

Bu seneki konferansta ilham verici panellerin yanı sıra son dönemin en sevilen sanatçılarının da yer alacağı özel gösteriler ve etkinlikler de yer alacak.

Bilim, sanat ve spor ile güçlenen kızlar

“Yaratıcılık ve Enerji Kaynakları: Sanat ve Sporda Kız Çocuklar”,” Yaşam ve Özgürleşme İçin Rehberimiz: Kız Çocuklarının Güçlenmesinde Bilim ve Teknoloji, Çocuk ve Gençler Rol Modelleriyle Buluşuyor “isimlipanellerin yer alacağı konferans; bilim, spor, sanat konularında popüler ve duayen isimlerin katılımıyla gerçekleşecek.

Sanat ve spor paneli; İstanbul Kültür Sanat Vakfı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yeşim Gürer Oymak, Baksı Kültür Sanat Vakfı KurucusuProf. Dr. Hüsamettin Koçan, Barış için Müzik Vakfı Kurucusu Dr. Yeliz Baki ve milli voleybolcu Naz Aydemir Akyol’un katılımıyla gerçekleşecek.

Bilim ve teknoloji oturumunda, Eğitim Reformu Girişimi Direktörü Batuhan Aydagül, Facebook Ülke Direktörü Derya Özkaya Matraş, İstanbul Teknik Üniversitesi Kutup Bölgeleri Araştırmacısı Doç. Dr. Burcu Özsoy kız çocuklarının güçlenmesi için neler yapılması gerektiği konusunda fikirlerini paylaşacaklar.

Konferansın son oturumu ise; Eskrim Yıldızlar ve Gençler Avrupa Şampiyonu Deniz Selin Ünlüdağ, 400 metre Paralimpik Koşucusu Öznur Alumur, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) sözcüleri ünlü sanatçılar Azra Akın, Songül Öden ve Edis Görgülü’nün genç öğrenciler ile bir araya gelmesiyle gerçekleşecek.

Sirk gösterisi, dans ve müzik…

Panellerin yanı sıra Mardin- Mezopotamya Sirk ve Sokak Sanatları grubu, Barış için Müzik ve Gizem Nalbant’ın performanslarının da yer alacağı konferans, katılımcılara bir yandan birbirinden değerli konuşmacıların başarı hikayeleriyle ilham verirken, diğer yandan da eğlence dolu bir gün yaşatacak.

Konuk konuşmacı: Zainab Salbi

Konferansın konuk konuşmacısı olan Zainab Salbi, 1993 yılında kurduğu Women for Women International örgütüyle, savaşlardan kurtulan kadınları sosyal ve ekonomik olarak destekleyen ve güçlendiren çalışmalarını 10 farklı ülkede yaklaşık 420 bin kadın için yürütüyor.

Yakın zamanda Foreign Policy Magazine tarafından hazırlanan “100 Küresel Düşünen Lider” listesine dahil edilen Salbi, konferansa katılmak için özel olarak Türkiye’ye gelecek. Daha İyi Bir Dünya için Değişimin Temsilcileri; Kız ve Erkek Çocuklarıkonulu konuşmasında kız çocuklarının güçlenmesinin önemini katılımcılarla paylaşacak. Zainab Salbi aynı zamanda çalışmalarını ve hayatını konu alan dört farklı kitap kaleme aldı.

Ünlü yazarlardan ilham veren öyküler

Aydın Doğan Vakfı ve Doğan Egmont yayıncılık iş birliği ile Türkiye’nin ünlü kadın yazarlarının hikayelerini bir araya getiren Ben İstersem kitabı da Dünya Kız Çocukları Konferansı’nda tanıtılacak. Güçlü kızlar güçlü yarınlar için hikayeleri; Canan Tan, Deniz Erbulak, Feyza Hepçilingirler, Gülten Dayıoğlu, İpek Ongun, Karin Karakaşlı, Şebnem İşigüzel ve Şermin Yaşar kaleme alırken, kitabı çizer Dilem Serbest resimledi. İlk kez konferansta tanıtılacak olan kitap, küçükten büyüğe tüm okurlara ilham verici hikayeler sunuyor.

Unilever ve UNICEF BM Dünya Su Günü’nde temiz su erişimine destek veriyor

Unilever Türkiye ve UNICEF, Metro’nun Su Hareketi projesi kapsamında Birleşmiş Milletler Dünya Su Günü’nde, insani kriz ortamında yaşamını sürdüren çocukların temiz suya erişimine destek oluyor. Unilever’in OMO, Yumoş, Rinso, Domestos ve Cif markalarından yapılan 50 TL’lik her alışverişin 1 TL’si çocukların temiz suya erişebilmesi için kullanılacak.

UNICEF verilerine göre özellikle Güney Sudan, Somali, Yemen ve Nijerya’da savaşlar sebebi ile yerlerini terk eden milyonlarca insan güvenli suya ulaşamıyor. Su aracılığıyla geçen hastalıkların yayılması ise çocukların yaşamına yönelik en büyük tehlikeyi oluşturuyor. Bu tehlikenin bertaraf edilebilmesi için herkese bir rol düşüyor. Bu doğrultuda Dünya Su Günü vesilesiyle hayata geçirilen proje kapsamında, insani kriz ortamında bulunan bin çocuğun temiz suya erişimini sağlayacak.

Kampanya ile 30’dan fazla Metro mağazasında 1 milyon 500 bin alışverişçiye ve dijital kanallar üzerinden 1 milyon 300 bin tüketiciye ulaşılarak çağrı yapılması hedefleniyor.

Unilever’in su kıtlığıyla mücadele kararlılığı

Unilever global olarak Dünya Su Günü’nde giderek artan su kıtlığı sorunu için farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Dünya genelinde 2,8 milyar insanın suya erişiminin kısıtlı olduğu günümüzde, su konusunda tüketici talebi 1950’den bu yana ikiye katlanırken 2030 itibarıyla yine ikiye katlanacağı öngörülüyor.

Dünya çapındaki toplumların yüz yüze olduğu su kıtlığı riskiyle uğraşma kararlığında olan Unilever, bunu tedarik zincirinde su kullanımını azaltarak, örneğin fabrikalarındaki su verimliliğini iyileştirerek yapıyor. Unilever global olarak, 2008’den bu yana üretim tonu başına su kullanımını yüzde 37 oranında azalttı.

Unilever, 2010 yılında hayata geçirdiği Sürdürülebilir Yaşam Planı kapsamında yaptığı çalışmalarla da su tasarrufu konusunda önemli adımlar atmaya devam ediyor. Unilever 2010’dan bu yana Türkiye’de, Yumoş ve Cif markalarıyla 7289 ton su tasarrufu sağladı. OMO markasıyla ön yıkama alışkanlığının azaltılmasını sağlayarak yüzde 44’ten yüzde 18 oranlarına düşürerek 2013 yılında 2 Ömerli barajına eşit su tasarrufu gerçekleştirdi.

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanıyor

Milli Eğitim Bakanlığı, Avrupa Birliği ve UNICEF tarafından iş birliğiyle gerçekleştirilecek olan engelli çocuklar için Kapsayıcı Erken Çocukluk Eğitimi projesinin tanıtımı yapıldı.

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Milli Eğitim Bakanlığı ve UNICEF iş birliğiyle üç yıl boyunca uygulanacak olan Kapsayıcı Erken Çocukluk Eğitimi projesiyle, erken çocukluk eğitimine katılan engelli çocuklarının sayısını artırmak amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve diğer eğitim personelinin kapsayıcı eğitim ortamları geliştirilerek, yaygınlaştırmaları açısından gerekli olan temel bilgi verilecek.

Proje Antalya, Bursa, Konya, İzmir, Gaziantep ve Samsun olmak üzere altı seçilen ilde üç yıl süreyle uygulanacak. Kapsayıcı eğitim çatısı altında yer alan çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimlerini hızlandırmaya yönelik projeye 90 okul katılacak.

Kapsayıcı eğitimle tüm çocuklar için eğitim erişilebilir olacak

Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Muammer Yıldız; “Kapsayıcı eğitimin uygulandığı okullarda değerlerin çeşitliliği ve her öğrencinin sınıfa getirdiği benzersiz katkılar vardır. Kapsayıcı eğitimin ilkelerinin benimsendiği bir eğitim ortamında, her çocuk kendisini güvende hisseder ve okula karşı aidiyet duygusu taşır. Bu vesileyle de tüm öğrencilerimiz ve ebeveynleri öğrenme hedeflerini belirlemeye ve onları etkileyen kararları almaya ve uygulama başlar. Bu da toplumumuzun refahında, medeniyetin gelişiminde önemli bir adımdır” dedi.

UNICEF Türkiye Temsilcisi Philippe Duamelle açılış konuşmasında: “Bu proje, kız-erkek,  engeli-engeli olmayan Türkiye’deki tüm çocukların eğitime erişmelerini artırmaya yönelik ortak kararlılığımızı yansıtmaktadır. Bunun gerçekleşmesi için, engeli olan çocukları görünmez kılan örtüleri kaldırmamız, okullarında ve çevrelerinde başarılı olup gelişmeleri için onlara mümkün olan tüm olanakları sunmamız gerekiyor. Çocuklarımızın eğitimine yatırım yaparak yalnızca onların değil kendi geleceğimize de yatırım yaptığımızı hepimiz hatırlamalıyız” dedi.

Çocuklar için imzalar atıldı

Galatasaray ve UNICEF çocuk hakları konusunda farkındalığı artırmak amacıyla iş birliği anlaşması imzaladı.

Galatasaray Spor Kulübü ve UNICEF tarafından çocuklara yardım etmek ve haklarını korumak için yapılan iş birliği anlaşmasının imza töreni Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu’nda gerçekleştirildi.

İmza törenine Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Galatasaray Spor Kulübü Ticaret Direktörü ve Mağazacılık Genel Müdürü Ali Öğüdücü, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü Sanem Bilgin Erkurt katıldı.

“Galatasaraylıları UNICEF ile el ele vermeye davet ediyorum”

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek; “Galatasaray Spor Kulübü ile UNICEF arasında dünya çocuklarına yardım etmek, onların haklarını korumak amacıyla bir iş birliği için imza töreni düzenledik. Buradaki amacımız çocukların özellikle dünyadaki ve Türkiye’deki çocukların UNICEF tarafından savunulan ve korunan hakları çerçevesinde Galatasaray’ın vereceği katkılar üzerinde bu proje gelişecek. Türkiye’de ve Dünya’nın 190’dan fazla ülkesinde çocuklar için çalışan öncü organizasyon olan UNICEF ile kurulan bu ortaklık, tüm yönetim, idari ve sporcu kadromuzu çok mutlu etti. Galatasaray UNICEF’in Barcelona, Manchester United ve Olympiakos’tan sonra dünyada iş birliği yaptığı dördüncü kulüp. Bugünün çocuklarına yatırım yapmak yarının taraftarları ve sporcularının daha donanımlı olması için şimdiden el ele vermek demektir. Spor endüstrisinin geleceği açısından çok önemli olan çocuklar bunların için vizyoner hedeflere ulaşmamız açısından bu işbirliğinin önemi büyük. Türkiye’de çocuklar için özellikle eğitim alanında yapılacak çok iş var. Galatasaray olarak UNICEF aracılığıyla ülkelerinden ayrı düşmüş göçmen mülteci çocuklar da dahil olmak üzere tüm çocuklara yardımımızın dokunmasını hedefliyoruz. Özellikle Türkiye’nin son zamanlarda yaşadığı Orta Doğu’daki savaşlar nedeniyle Türkiye’ye büyük bir göç olmuştur. Burada en büyük eziyeti çocuklar çekmektedir. Bu, her gün gözümüzün önündedir. Dolayısıyla bu iş birliğinin Türkiye’ye göç etmiş çocuklara desteği olacağından da çok eminim. Galatasaraylıları UNICEF ile el ele vermeye davet ediyorum. Çocuklar bizim geleceğimizdir. Geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz. Bütün Galatasaraylıları UNICEF ile yaptığımız iş birliğinde el vermeye destek olmaya davet ediyorum” dedi.

Bağış sorununa inovatif çözüm

Visa Türkiye ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi’nin kartlarla bağış yapılmasını sağlayan temassız ödeme kiosku Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde faaliyete geçti. İnovatif ödemelerle sosyal sorumluluğun bir araya geldiği ilk uygulama olan temassız kiosk, bağış oranının atırılmasını hedefliyor. 

Visa Türkiye ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi’nin kartlarla bağış yapılmasını sağlayan temassız ödeme kiosku Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde faaliyete geçti. Kiosk, dokunmatik bir ekran ve farklı miktarda bağış seçenekleri sağlayan temassız bir POS terminalinden oluşuyor. Bağış yapmak için kart sahibinin kartını belirlenen alana yaklaştırması ve istenen bağış miktarını seçmek için ekrana dokunması yeterli.

Visa Türkiye Genel Müdürü Merve Tezel, temassız kioskun bağış yapma alışkanlığının yerleştirilmesi açısından önemli bir girişim olduğunu belirterek; “UNICEF Türkiye Milli Komitesi’yle birlikte hayata geçirdiğimiz bu temassız kiosk ile Türkiye’de hayırseverlerin, temassız kartlarıyla hızlı, kolay ve aynı zamanda güvenli bir şekilde bağış yapabilmelerini sağlayacağız. Artık kahve alır gibi bağış yapmak mümkün olacak. Bu, zihinsel bir dönüşümün başlangıcı. Arzumuz bunun iyi bir örnek haline gelmesi, farklı projelerde iş ortağımız olan Zorlu PSM’deki ilk noktamızın ardından yurtdışında olduğu gibi Türkiye’de de pek çok noktada yaygınlaşarak hayatın içine entegre olması ve yardımlaşma kültürünün yayılmasına katkı sağlamasıdır” dedi.

UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü Sanem Bilgin Erkurt UNICEF’in sadece gönüllü bağışlarla faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekerek bireylerin bağışlarının UNICEF için değerini vurgulayarak; “UNICEF’in Türkiye’de yaptığı çalışmalar, çocukların eğitimi ve her türlü istismardan korunmasına odaklanıyor. Büyük, küçük her bağış, Türkiye’de eğitim hakkından mahrum daha çok çocuğa ulaşmamıza destek oluyor. Bireylerin bağış yapma alışkanlığına sahip olmasına yardım edecek ve kolaylık sağlayacak böyle yeniliklerin yaygınlaşmasına ihtiyacımız var” dedi.

Yaşanılabilir bir hayat için

UNICEF ve Garnier, Çocuk Dostu Alanlar projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında çocukların hijyen ihtiyaçlarının karşılanması ve onlara daha iyi bir ortam sunulması hedefleniyor. Projenin ilk adımında çocuklara doğru hijyen alışkanlıklarını kazandırmak, temiz su tüketimi, doğru ve dengeli beslenme, sağlık ve koruma hizmetleri sunularak çocukların hayatını kaliteli ve yaşanabilir hale getirilmesi amaçlanıyor.

UNICEF ve Garnier iş birliğiyle hayata geçirilen Çocuk Dostu Alanlar Projesi, sağlıksız ve zor koşullarda yetişen çocuk ve ailelerin hayatta kalması, onların güvenliğinin sağlanması için gereken yardımı sunmayı amaçlıyor. Projenin ilk adımında UNICEF tarafından çocuklara doğru hijyen alışkanlıklarını kazandırmak, temiz su tüketimi, doğru ve dengeli beslenme, sağlık ve koruma hizmetleri sunarak çocukların hayatını kaliteli ve yaşanabilir hale getirmek amaçlandı. Çocuklara aynı zamanda eğitim, psikolojik danışmanlık hizmeti ve eğlence olanakları da sunuluyor. Ayrıca Garnier’nin hazırladığı eğitim, eğlence ve hijyen malzemelerini içeren kitlerle dünyanın herhangi bir ülkesinde acil bir durumla karşı karşıya kalan bir çocuğa Çocuk Dostu Alanlar vasıtasıyla destek olunabiliyor.

Çocuk Dostu Alanlar, temel ihtiyaçları karşılamanın yanı sıra, çocuklara kaosun ortasında normallik hissi vermek konusunda da çok büyük bir rol oynuyor. Ayrıca bu alanlar, ailelerinden ayrı düşen çocukların, aileleriyle yeniden bir araya gelmeyi beklerken sömürü ve kaçakçılıktan korunduğu toplanma alanları olarak da işlev görüyor.

 

PERU’DA 15 BİN ÇOCUK TEHLİKEDE

UNICEF, Peru’da meydana gelen sellerden dolayı yaklaşık 15 bin çocuğun yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

UNICEF tarafından yapılan açıklamada Peru’daki doğal afetlerden dolayı yaklaşık 15 bin çocuğun yetersiz beslenme sonucu oluşacak sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu Peru Temsilcisi Maria Luisa Fornara, iki yaşından küçük yaklaşık 15 bin çocuğun yeterli gıda, temiz su ve sağlıklı yaşam koşullarına ulaşamadığını söyledi. Peru’da çocukların yaklaşık yüzde 15’inin yetersiz beslendiğini, bu oranın sellerden etkilenen alanlarda yüzde 20’yi bulduğunu ifade eden Fornara; “Çocuklar, akut yetersiz beslenmeyle karşı kaşıya kalabilir ve biz bunu engellemeliyiz” dedi.